​ Tiyatro Artı Topluluğu - "Tiyatro Marijinalleşti mi?" söyleşisi / Tiyatro / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Haziran '08

 
Kategori
Tiyatro
 

Tiyatro Artı Topluluğu - "Tiyatro Marijinalleşti mi?" söyleşisi

Tiyatro Artı Topluluğu - "Tiyatro Marijinalleşti mi?" söyleşisi
 

Tiyatro Artı (Mustafa Birgin ve Ufuk Tan Altunkaya)


Tiyatro Artı'nın temsillerini izlediniz mi? İzmirli bir tiyatro grubu. Ben, bu genç topluluğun iki oyununu izledim. Birincisi Dr. Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi'nde, adı Kral Eudipus, Sofokles'in yapıtı... Bu Yunan tragedyasının metnini çalışıp deneysel bir sahneleme yöntemi kullanmışlar. Hiç marjinalliğe kaçmadan modern tiyatronun bir örneğini başarıyla izleyicilerine sundular. Kültür Merkezi salonu yeterli büyüklükte iken ne yazık ki meraklı bir avuç insanla izledik. Gençler son derece idealist düşünüp profesyonelce davranıyorlar, "Biz üç kişiye bile oynadık, alışkınız.", diyorlar.

Fuayede eleştiri ve sorularımızı aldılar. Kral Eudipus'u oynamışken, "Ben dünyaya kini değil, aşkı bölüşmeye geldim!" diyen Antigone'yi de oynayacaklarını görür gibi olduğumu söyledim. Doğrusu Albert Camus'nün Monsieur Mersault'sunu da Tiyatro Artı'ya yakıştırdığımı, İzmirlilerin Yabancı'yı da izlemekten hoşlanacaklarını belirttim.

'Black box theater' yapıyorlar. Kendi salonları 27 kişilik, en çok 35 metrekare ve bu salonda, Ölüm Üzerine adlı oyunlarını izledik. Tiyatrocu arkadaşları, kendi oyuncuları ve benimle birlikte dışarıdan dört kişi daha... Elbette http://www.tiyatroarti.com sayfasında topluluğu daha iyi tanıyabilirsiniz.

İyi niyetlerle, ellerini taşın altına sokarak özenle hazırlandıkları özel temsillerinde izleyicileriyle birlikte daha mutlu olacaklar. Çünkü sanat, sanatla uğraşan insanın kendini, kendisi dışından da izleyebildiği; çoğaldığı, bir çift değil, çok çift göz olup kendini sırasında yerdiği; kınadığı, didik didik ettiği, hırpaladığı, kemirdiği, yediği ama bitirme noktasında yeniden enerji dolup canlandığı ve en sonunda içine sindirdiği bir ürünüyle çıkagelmesidir. Bu ürünü sanatçısı hazır sunuyorken almak, alıp dokunmak, evirip çevirmek, incelemek gerek.

9 Haziran 2008 Pazartesi günü, Haldun Açıksözlü, Günay Toprak ve Alaaddin Eraslan'ın Kızlarağası'nda "Tiyatro Marijinalleşti mi?" söyleşisinde dönüp dolaşıp dayandığımız, Türkiye genelinde tiyatronun zaten kendisinin 'marijinal' bulunduğu olgusuydu. Perdeler açıldığında Devlet Tiyatroları, İZDSO, Devlet Opera ve Balesi'nin Internet gişesinde kuyruk vardır ve salon dolar, taşar eklenen koltuklarla. Özel oyunlarda ve kimi tek kişilik özel 'show'larda da ne hikmetse böyledir. Olsun, ne güzel işte!

"Tiyatro Marijinalleşti mi?" söyleşisi III. Mehmet Ulusoy Sokakta Tiyatro Festivali kapsamındaydı. Han kahvesi içmeye gelip rastlantıyla orada bulunanlar da, bilerek dinlemeye gelenler de vardı ancak yüzü söyleşiye dönükler açısından yine azdık, kaç kişi olduğumuzu saymadım. En azından kentimizde nelerin olup bittiğini araştırsak, katılmaya can atacağınız aynı gün ve aynı saate denk gelince içimizin 'cızz' edeceği seminer, temsil ve film bile bulacaksınız. O gün geldiğinde salon sayısı artırılacak, bir genç daha tiyatrocu olmak isteyecek, arya söylemek isteyecek, dansta estetik kaygısının ayırdına varacak; oyun yazmak isteyecek, kamera arkasını merak edecek. Düşünür olacak, ozan olacak...

Ütopik düşler değil bunlar, biraz merak etmeyi öğrenmek gerek, o kadar... Sonra da izleyici olarak, çakışan etkinliklerde içimiz "cızz" edecek...
 
Toplam blog
: 101
: 2403
Kayıt tarihi
: 18.11.07
 
 

İzmir'den merhaba! İzmir'de, Göcek'te, Marmaris'te, Milas'ta, Söke'de, Bodrum'da sonra yine İzmir..