Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Kasım '19

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

Tomris Hatun

Tomris Hatun – Tarihteki İlk kadın Komutan

TÜRK ZİNCİRİ KİTABINDAN;

BÜYÜK KARŞILAŞMA, GELMESİNİN SEBEBİ! Çadırın içine girdiğinde ilk hissettiği mis gibi kokulardı. Çiçek kokuları sarmıştı her yanı. Yerler halılarla döşeliydi. Orta yerde bir kadın duruyordu. Olamazdı. Böyle bir güzellik dünya üzerinde olamazdı. Uzun boylu bir kadındı. Siyah saçları beline kadar iniyordu ve dalgaları gür halini daha da belirginleştirmişti. Çadırın içinde güneş ışığı yokken bu saçlar nasıl oluyordu da bu kadar parlayabiliyordu. Teni beyazdı, siyah saçlarda beyaz ten çok yakışmıştı. Gözler kahvenin tonlarında olmalıydı. Belki de daha yakından baksa gözlerinin harelerinin başka renkleri de içinde barındırdığını görebilirdi. Göz mü güzeldir, bakış mı önemlidir dendiğinde karşısındaki muhteşem kadın için ikisi de denilebilirdi. Dudakları şimdilerin silikon halindeydi. Burnu karakterli insanların sahip olduğundan olmalıydı. Hangi uzvu onu bu kadar asil ve bir o kadarda esrarengiz yapıyordu. Bu, mutlaka gözleri olmalıydı. Takılı kalmış gibi, kırpmadan bakan bakışları da karşısındakinin etkilenmesine muhakkak ki neden oluyordu.  Atın üstündeki kaba kırmızılı giysiler, yerini somon renginin tül ile ipek karışımı bir esvaba yakışmasının tam on ikiden isabet etmiş haliydi. Yakası bir hayli açıktı ve o zamanlar silikonlu göğüslerde yoktu ki onlarla güzelleşmiş deseydi. Teni de parlaktı, oda mı gol değil hesabı, o da şimdilerde porselen gibi yapan cilt kremlerinden elbette o zamanlarda yoktu. Bu cilt, Allah’ın bu muhteşem kadına bir armağanaydı. Dalgalı saçları elmasla bezeli altın ağırlıkta bir taç taçlandırıyordu.  Ecrin ona bakmaya doyamıyordu. Hoş kadın da onu inceliyordu. Süre fukaralığı içinde bilinmeyen incelemeleri dışarıdan gelen bir ses böldü. “Tomris Katun, izin var mı?”

TOMRİS KATUN MU, BU O MUYDU? “Bundan sonrası hikâye!” Dediğinde asla abartmıyordu. Hayatının simgesiydi Saka Hükümdarı, İskitler Kraliçesi Tomris Hatun. Onun hakkında kitap yazıyordu. Bu olabilir miydi? Bu nasıl mümkündü? Daha önce karşılaştığı kadın oydu. Bundan emindi. Hatta artık bundan da emindi ki o bu asırlara sırf bu kadınla tanışmak onun yaptıklarına şahit olmak, onu dinlemek ve bir kadının gücünü görmek, dünyadaki ilk kadın hükümdarın becerilerine şahit olmak için gelmişti.

Bu, milli Piyangodan daha iyi değil miydi? Bu, yaşayacağı en büyük aşklardan bile daha heyecanlı değil miydi? Bu, mucize değil miydi?

İçeri giren belliydi ki, üst düzeyde bir subaydı. Selam verdi; “Pers Kralı Kiros, elçiler göndermiş yine. Cevabınızı bekliyormuş.” “Beklesinler.” Eliyle gelen subayın çıkmasını işaret etti. Dahası da Ecrin’e taht benzeri bir yerin yanındaki posta oturmasını işaret etti. Kendisi tahta geçti. “Senin gelmen uzun sürdü.” “Siz benim geleceğimi biliyor muydunuz?” “Beni yazıyorsun, beni düşünüyorsun, bana imreniyorsun. Her daim aklında ben varım. Bir çeşit hayatını bana adamışsın. Bu hissiyatlarına göklere yükseleceğini oradan sahiplerine geçeceğini bir bilim insanı olarak bilmiyor musun?”

“Ben biliyorum da siz nasıl biliyorsunuz?” “Sence bu kadar büyük bir İmparatorluğun başına herhangi biri geçebilir mi? Perslerle savaşabilir mi?” “Haklısınız. Aklın almadığı o kadar çok şey oluyor ki, anlamak mümkün değil. Ya da ben aciz kalıyorum bu konularda.” “Yok, kendine haksızlık etme. Sen görevli geldin, seçildin de geldin. Bu herkes için olabilir mi? Düşünsene sizin zamanınızda yaşayan ne çok insan var ve senden de çok ileride tarihçiler, bilim adamları bu işin ustaları varken, niye sen? Elbette bir nedeni olmalı.  Bu sadece yazdığın için de değil, yazacakların için de önemli.” “Evet, adam da öyle demişti.” “Adam doğru söylemiş. Zamanda yolculuğa inanıyor musun?” “Buna inanmıyorum demek şu halimde çok da mümkün değil. Zamanda yolculuktayım ki yaşadığım dönemden asırlar, asırlar öncesindeyim ve İlk Kadın Hükümdarla birlikteyim. Ben, buraya geldiğimden beri zamanı çözemedim ki! Zaman iki hareket arası süre veya bir iş. Ya oluşan, bir eylemin içinde geçmekte olduğu, geçtiği ya da geçeceği süredir. Bunu böyle bilirim. Doğru olanı budur. Zaman yolculuğu hakkında ancak bilir kişilerin söylediklerini söyleyebilirim. Örneğin; Einstein, kuramlarına göre “bir kişi, çevresindeki zamanı ya vaşlatarak yüzlerce ve binlerce yıl sonraki dünyayı görüp yaşaya bilir. Fakat sonsuza kadar görüp yaşayamaz. Çünkü matematiksel denklemlere göre zamanın cisim için durduğu nokta ışık hızıdır. Kütlesi olan hiçbir cisimde ışık hızına ulaşamayacağı için, hiçbir ci sim tam olarak çevresinde zamanı durduramaz.” demiş.

 

Nazan Şara Şatana

 
Toplam blog
: 1731
: 4678
Kayıt tarihi
: 09.12.10
 
 

Turizmci; Genel müdür Yazar ; Romanlar, senaryolar müzikkaller... Sinema filmleri, TV filmleri.....