- Kategori
- Güncel
Toplu Görüşme tasarısında, memurlar iktidardan nasıl gol yedi?

Şu ‘İleri Demokrasi’ “Usta”ların elinde, ne kadar da güzel uygulanıyor!
İktidar destekli Memur-Sen’in 12 Eylül 2010 referandumundaki tutumu gözümün önüne geliyor da, kıs kıs gülmekten kendimi alamıyorum. Ne diyordu sözde en büyük memur sendikasının başkanı?
Yetmez ama “EVET”…
Bildiğiniz gibi o tarihten bu güne kadar hep ‘İleri Demokrasi’yi uyguladık. O nedenle yaptığımız anayasa değişikliği ile ilgili sadece iki maddeye uyum yasası çıkarttık. Gerisini elimizin tersi ile bir kenara ittik! Önümüz açılmıştı! Bu açılımdan yürüyen iktidar partisi, seçimlerde de en yüksek oyu alarak, “Usta”lık dönemine adım atınca, memurlar bekledi ki; “Usta”larla pazarlık masasına oturacaklar ve yaratılan ‘ekonomik mucize’den nasiplerine düşeni alacaklar!
Yıllar, aylar geçti, ancak memurların toplu görüşmeyle maaşlarını belirlemesi yönünde her hangi bir adım atılmadı. Bu yüzden memurlar 2012 yılı maaş zamlarını alamadılar!
Aslında toplu görüşmenin bir anlamı da yoktu! Çünkü toplu görüşmede, memura grev hakkı verilmediği için, memurun eli bağlıydı. Üstlerinde disiplin soruşturması kılıcı asılı duruyordu!
Neyse; memurlar 2012 yılına zamsız maaşla girdiler! Ocak ayının sonuna doğru meclise, anayasa değişiklik maddesiyle ilgili uyum yasa tasarısı sunuldu. Bu basında; memurlara müjde olarak duyuruldu!
Tasarının ne olduğu ilk anda pek anlaşılamadı. İşte basının bu pompası arasında iktidarın meclise sunduğu tasarıda, memurlara nasıl gol attığı, memurların sırtını yere nasıl vurup tuş ettiği(!) ortaya çıktı.
Evet, memurların yediği gole gelince; tasarıya göre toplu sözleşme süreci sonunda anlaşma sağlanamaması halinde, konu 3 gün içinde ‘Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na götürülecek. Hakem Kurulu’nun kimlerden oluşacağı ise tasarıda detaylarıyla belirlenmiş.
Buna göre; 11 kişilik Hakem Heyeti’nin başkanı da dâhil 3 üyesi Bakanlar Kurulu tarafından, 4’ü de Bakanlar tarafından seçilmiş olurken, sadece kalan 4 üye Hükümetten bağımsız belirlenecek. Tasarıda Hakem Heyeti’nin yapısı şöyle tarif ediliyor:
* Hakem Kurulu’nun başkanı, mevcut Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay başkanları, başkan vekilleri, başkan yardımcıları ya da daire başkanları arasından Bakanlar Kurulu’nun seçeceği biri olacak.
* Çalışma Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Devlet Personel Başkanlığı’ndan birer üye seçilecek, 4 üye olacak.
* En az doçent unvanını taşıyan öğretim üyeleri arasından Çalışma Bakanı tarafından belirlenecek 7 isim arasından Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek 1 kişi olacak.
* En fazla üyeye sahip konfederasyon tarafından 3, diğer konfederasyonlar tarafından belirlenecek 2’şer olmak üzere, sendikalar tarafından önerilecek 7 öğretim üyesi arasından Bakanlar Kurulu’nun seçeceği 1 üye.
* En fazla üyeye sahip konfederasyon tarafından belirlenecek 2, diğer konfederasyonlar tarafından belirlenecek birer üye olmak üzere 4 üye.
Hakem Kurulu’nun çalışma sistemi ise şöyle: Hakem Kurulu en az 8 üyenin katılımıyla toplanacak. Kurul, başvuru tarihinden itibaren 5 gün içinde kararını verecek. Kurul, toplantıya katılanların çoğunluğuyla karar alacak, üyeler çekimser oy kullanamayacak. Kurul kararları kesin olacak ve toplu sözleşme hükmünde sayılacak. Oylamada eşitlik halinde başkanın oyu belirleyici olacak.
Görüldüğü gibi ‘İleri demokrasi’ çok güzel işletilmiş!
Memurlar bu sisteme karşı çıkarlar mı?
Eğer çıkarlarsa, başlarına neler gelebilir?
* Her an darbeci yani Ergenekoncu ilan edilip tutuklanabilirler!
* Her an örgüt kapsamına alınıp, sorgusuz sualsiz içeri tıkılabilir ve ‘terör örgütü’ suçlaması ile terleyebilirler!
* Varsa bilgisayarlarına virüsle suç dosyaları yüklenilebilir!
* Haklarında gizli tanık uydurulup aylarca içerde tutulabilirler!
* Bütün telefonlar dinlemeye alınır ve olmadık iftiralarla itibarsızlaştırılabilirler!
* Yetmedi, ortam dinleme ve izleme düzeneği ile yatak odasına kadar uzanabilirler!
* Geçmişleri taranır ve elektrik, su faturalarına kadar incelemeye alınabilirler!
* Tutuklanmak ya da işten kovulmak gibi olaylar her an başlarına gelebilir!
Başka mı?
Daha başka ne olsun!
Zaten yarı aç gezerken birde onursuzlaştıktan sonra bu hayatın ne anlamı var!