​ Toplu taşıma araçlarındaki davranışlarımız / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Aralık '12

 
Kategori
Güncel
 

Toplu taşıma araçlarındaki davranışlarımız

Toplu taşıma araçlarındaki davranışlarımız
 

yeraltı treninde yolculuk(alıntı)


Toplu taşıma araçları kamuya açık, topluca seyahat edilen araçlardır. Her gün birçoğumuz, genellikle tıklım, tıklım dolu olan belediye otobüsü, tramvay, yeraltı treni ve dolmuş gibi şehir içi ulaşım araçlarına bineriz. Burada gördüğümüz manzaralar pek de iç açıcı değil. Yeraltlı treninin vagonlarının kapı girişlerini engelleyerek,  gruplar halinde çevrelerindekileri rahatsız edecek türden sohbetler eden, son model cep telefonlarından yüksek sesle müzik dinleyen, boşalan yerlere çevresindeki insanların durumlarına bakmaksızın oturarak yüksek sesle muhabbet eden, uyarılmak istense de uyaranın bin pişman olduğu gençleri görmekteyiz. Tabi bu örnekler tüm gençleri kapsamıyor.  Bazı kişiler keyiflerini bozmadan rahat, rahat otururlar. Kendilerinden yaşlı veya sakat, hasta insanların ve çocuklu bayanların, zorlukla ayakta durmaya çalışarak ve sağa sola savrularak yolculuk yaptıklarını görüp ama görmemezlikten gelirler.  Öncelik olarak, kendilerine yer verip, ellerinde paketleri varsa, yardımcı olmaları gerekir.  Ama nerede o nezaket. Hele bazı gençler uyuma numarası yapıyor, bazıları başını cama çevirip dışarı bakıyor.  

Toplu taşım araçlarında uyulması gereken kurallar vardır: Bunar, Yüksek sesle konuşmamak, Cep telefonuyla konuşmamak, araçların kapılarına yaslanmamak, özellikle araç kapılarının önünde dikilip biniş ve inişleri, engellememek, yerlere çöp atmamak, ineceğimiz durağa yakın kapı önüne gitmemek,  vs. gibi. Bu kurallara. uymak bizlerin görevimizdir. Ama bütün bu kurallara uyanlar çok az. Geçen gün yeraltı trenine bindim,  karşılıklı 2 li oturuluyor, dört kişiyiz. Yanımda bir hanımefendi, karşımızda bir genç kız. Elinde bir cep telefonu ile devamlı bağıra, bağıra konuşuyor. Onun yanında bir beyefendi var, rahatsız olduğu tavırlarından belli. Başını sallayıp duruyor.  Tam 5 dakika konuştu, belliki sevgilisi ile konuşuyor. “ eyer beni sevseydin  o tiyatroya bensiz gitmezdin…..hadi yalan söyleme, ben anlamam annenlere bir yalan uydur. Ne yapalım yani öyle düşünüyorsan öyledir. Yok, oğlum seninle yola çıkılmaz vallahi söyleyeceğimi söyledim sen yoluna ben yoluma, hadi ey vallah.” Diyip kavgayı kesmek istedi ama karşı taraf konuşuyordu. Etraftan oflar poflar, ya sabırlar gelmeye başladı. Yanımdaki bayan dayanamadı :  “kızım bence sen yolunu ayırma, her kimse Allah ona sabır versin” dedi. Çok sinirlendi telefonu kapatmadan :”a terbiyesizin zoruna bak sana ne oluyor” diye azarladı. Bayan yılmadı telefona eğilip: “oğlum Allah sana sabır versin ilk fırsatta bu kızla yolunu ayırmanı tavsiye ederim” dedi. Herhalde karşıdaki kişi kim diye sorsa gerek ki kız: “kim olacak burada manyak bir moruk var, telefonla dahi konuşturmak istemiyor.” Diye yanıtladı. Çok sinirlendim, hemen oradan kalkıp arkaya yürüdüm. Münakaşa etmenin ne yeri, nede karşıdaki kişi laftan sözden anlayacak birisi değil. Seviyesiz, terbiyeden yoksun saygısız bir kişi.  (Bazı terbiyeli, edepli gençler hariç) Gençlik nereye gidiyor acaba? Bu tip gençler çoğunlukta. Yaşlı, sakat, hamile, çocuklu insanlara yer verme nezaketini gösterelim. Yazımı doğu illerinden birinde yaşanan bir fıkra ile bağlıyorum.

 

NAHİDE ÇELEBİ

 

 EŞEK KADAR ÇOCUK

Torunu ile otobüse binen bir hanım, bir bilet alır, bilet satan adam:”hanım, 

Çocuğa da bilet alacaksan”diyince, kadın “buncağız uşağa da bilet alına” biletçi; “öyle ise uşağı gucağan al. Kadın sinirlenir ve “ viş( vay) devamsız( akılsız) eşek geder çocuk heç kucağa sığar mı”?

 

  

 
Toplam blog
: 1977
: 1045
Kayıt tarihi
: 25.11.08
 
 

Erzurum doğumlu, Ankara'da yaşıyor. D.T.C.F mezunu, emekli lise öğretmeni, evli, 2 çocuklu. "İsya..