- Kategori
- Spor
Trabzonspor Onur'uyla; Fenerbahçe Topuz'uyla...

Konu kupa finali olunca eğer ortada çok ciddi bir güç dengesizliği yoksa; ancak bu da göreceli bir yorum oldu, bir takım finale kadar çıkmışsa güç dengesizliğinden söz etmek de kolay değildir, futbol tarihi bunun örnekleriyle doludur, bir takımı favori ilan etmek mümkün değildir.
Son on yıllık döküme baktığımızda Fenerbahçe’nin bu sene beşinci kere final oynuyor olduğunu görüyoruz. İlginç olan büyük bir lanet varmış gibi Fenerbahçe her defasında bir şekilde kaybediyor. Örneğin aynı dönemde dört defa final oynamış Gençlerbirliği kupa fatihi Mustafa Denizli’nin Fenerbahçe’sini geçip mutlu sona ulaşabiliyor. Trabzonspor iki defa üst üste kupayı müzesine götürüyor. Kuşkusuz en başarılı takım ikisi Fenerbahçe’ye karşı olmak üzere üç şampiyonlukla Beşiktaş. Kupayı en fazla kazanmış Galatasaray bu on yıl içinde yine Fenerbahçe’nin rakibi olup, çok kolay bir galibiyet alıyor.
İstatistik bize şöyle olasılık hesapları verir.
Üst üste beş defa tura gelmişse, altıncı defa atılan paranın yazı gelme olasılığı, tura gelme olasılığından fazladır.
Olasılık hesapları Fenerbahçe’nin bu kupayı alabilmesinin kaybetmesinden daha yüksek olduğunu söylüyor; ama 27 yıldır kupayı hep aynı şekilde kaybetmiş Fenerbahçe’nin seriye bir yenisini eklemesinin de mümkün olduğunu da söylüyor.
Matematiğe devam edelim.
Fenerbahçe 28 Şubat tarihinden bugüne sadece kupa yarı finalinde Manisaspor karşısında bir gol yedi. Ligde oynadığı 9 karşılaşmada kalesinde hiç gol görmediği gibi, yenilmedi de; bir beraberlik aldı. Yukarıdaki hesaptan yola çıkarsak; Fenerbahçe’nin gol yeme ve yenilme olasılığı tersinden daha büyük bir olasılıkla mümkündür.
İşin bir diğer yüzü de bu zor finalle birlikte kalan iki maçı da hesaba katıp üçte üç yapma olasılığını da buna ekleyebilirsiniz.
Matematiği burada bırakıp; futbolun göstergelerini tartalım.
Şenol Güneş’in Trabzonspor’u zor gol atan ve kazanan bir takıma dönüştü. Hatta iki deplasman maçından kayıpla ayrıldılar. Motivasyon açısından çok ciddi bir konsantrasyon eksikliği yaşıyorlar; belli ki zihinlerde sadece kupa maçı var.
Kazanmak için gol atmak gerekiyor.
Trabzonspor’un yine son maçlarından izlenimlerimizi ortaya koyduğumuzda futbol olarak fazla birşey oynamadıkları gibi golleri de genellikle rakip takımın çok ciddi defans zafiyetlerinden atabildiğini gözlemledik.
Üstelik bir ekstra not da Trabzonspor defansının görünürde sadece kaleci Onur’dan ibaret olduğu gerçeğidir. Son maç ortalamaları göz önüne alınsa Onur’un maç başına en az beş tane yüzde yüzlük gol pozisyonunu engellemiş olduğu görülür.
Bunun finalde tek bir işe yarayabileceğini; maç penaltılara kalırsa Trabzonspor’un kalecisinin fazla formda olduğu için avantaj sağlayabileceğini söyleyebiliriz.
Bütün bu detayların hepsi Fenerbahçe’de pozitif tarafta duruyor.
Örneğin, Fenerbahçe eğer beş gol pozisyonuna girerse mutlaka bir tanesi gol oluyor. Hatta bu ortalamanın bazı maçlarda %100 olduğunu söyleyebiliriz. Yani Şenol Güneş ne yapıp edip Fenerbahçe’yi pozisyona sokmaması gerekiyor.
Fenerbahçe rakibi kim olursa olsun pozisyon vermiyor. Yani Trabzonspor forvetleri zaten çok ciddi bir bitiricilik sorunu yaşar ve rakibin defansının hatasını beklerken karşısında şimdi hiç hata yapmayan bir takım olduğunu görüyoruz. Öyle olunca da Trabzonspor forvetinin ekstra bir iş yapması gerekiyor.
Fenerbahçe şu kazanma periyodu sürecinde kötü futbol oynayarak başladığını ve her maç üzerine koyarak bir eksiğini kapattığını gördük. Taze bir örnek; Trabzonspor’a çok zor anlar yaşatan Eskişehirspor takımının dört gün önce Kadıköy’de sevimli bir kediye dönüştüğüne şahit olduk. Bunu yapan Fenerbahçe’nin kendisiydi.
Fenerbahçe’nin şu an Türkiye’nin en formda takımı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Bu durumda Trabzonspor’un Fenerbahçe’nin elinden kupayı alabilmesi için genel çizgisinden farklı bir şeyler yapıyor olması gerekiyor ki bunun son yıllarda öyle sık rastlanılan bir şey olmadığını da görüyoruz.
Finallerde çoğu zaman son sözü penaltılar söyler. Genellikle de bu favori olmayan takım için önemli bir avantajdır.
Yazının genel havasından anlaşılacağı üzere Fenerbahçe’yi kupaya yakın gördüğümü söylemek istiyorum.
Son söz kupanın mesai saatlerinde oynatılmasına...
Federasyon yetkililerinin futboldan başka işleri olmayabilir. Onlara iyi eğlenceler dileriz. Ancak bu ülkede insanlar hafta arası çalışıyor. Haftada 60 saat mesai yapan ve gün içinde zamanı olmayan milyonlarca kişi var. Sezonun üç kupasından birinin finali oynanıyor ve bu tam da mesai saatine denk getiriliyor. Bu da bizelere böylesi işlerin ülkemizde ne kadar plansız ve programsız yapıldığını gösteriyor.
Merakımdan sormak istiyorum.
Futbol dünyamızda bir çok yönetici işadamı var. Hangi biri böylesi maç günlerinde işyerlerini paydos ediyor?
Bu sezon 250’ye yakın spor yazısı yazmış, neredeyse bütün futbol karşılaşmalarını izlemiş; ancak bu finali izleyememe ihtimali olan çalışan biri olarak soruyorum bu soruyu.
Uzay Gökerman