- Kategori
- Spor
Fenerbahçe'den bir kupa da Trabzonspor'a

27 yıl kupa hasreti çeken bir kulübün futbol takımının final maçından ne beklersiniz?
En azından biraz hırs, kazanma azmi, oyuna asılma gibi dışarıdan bakana “bu takım motive olmuş” dedirtecek görüntü vermesini, değil mi?
Bütün bu saydığımız temel özelliklerin önemli bir kısmını sahada sadece Trabzonspor sergilediği için kupanın da haklı yere sahibi oldular.
Alex’in müthiş golünden sonra sahadaki 11 oyuncu ve kenardan maçı takip eden Daum, bütün derbilerde olan şeyin tekrar edeceğini sandılar. Oysa Galatasaray ve Beşiktaş karşılaşmalarından çok farklı bir Fenerbahçe vardı sahada.
Bir kere defansif anlamda büyük açıklar veriyordu. Trabzonspor’un ilk yarıda gol atamamış olması yine Umut’un son vuruşlardaki beceri yoksunluğundan kaynaklanıyordu; aynı zamanda Fenerbahçe’nin, final maçını daha açık farkla kaybetmesini de engelleyen şansıydı.
Fenerbahçe oyununu sahaya yansıtamamış, en belirgin özelliği olan pas trafiğini hiç kuramamış, görünürde olan da sadece al gülüm ver gülüm seviyesinin ötesine geçememişti.
Attığı gol ise tamamen Alex’in Türkiye standartlarının üzerindeki kişisel becerisi sonucu gelmişti. Pozisyonu tersine çevirelim; o pası Alex’in Güiza’ya verdiğini varsayalım, normal şartlarda olması gereken şekil de bu değil midir, sonuç ne olurdu? Büyük bir ihtimalle Güiza’nın ayakları birbirine dolaşır, değil topa vurmak müdahalede bile bulunamazdı. Böyle standartların dışındaki gol de atılamazdı.
Ancak o gol pasını vermiş olması kenarda maçı izleyen Fenerbahçe teknik direktörü Daum’un bütün akıl melekelerini kilitledi. Daum bu pasın durmuş bir saatin günde iki defa doğru zamanı göstereceği örneği gibi olduğunu anlayamadı.
Fenerbahçe o golü atmamış olsaydı kuşkusuz maçın havası biraz daha farklı gelişebilirdi.
Ancak Alex bir anlamda kupayı almaya gelmiş bir takımın bütün arzusunu tahrik etti, fitilini ateşlemiş oldu.
Fenerbahçe’nin yediği birinci gol bugün liderlik koltuğunda oturan bir takımın defansının asla yemeyeceği türdendi. Maçın Fenerbahçe adına en başarılı adamı Lugano kendi adamını tutarken; bu sezonun Fenerbahçe adına en talihsiz transferlerinden biri olan Bilica Selçuk’un yaptığı ortayı Umut’un arkasında izlemekle meşguldü.
İkinci gol için bu sezon defalarca kere aynı şeyi konuştuk; Fenerbahçe bu sezon böyle sadece bir gol attı, Antalyaspor’a; onun dışında hep yedi. Sanırım ligden düşen Denizlispor olsun ya da Diyarbakırspor, Sivasspor olsun, bu sezon böyle gol yememiştir.
Atabildiğin şekliyle gol yemelisin. Gol yediğin şekliyle atamıyorsan zaten sende çok ciddi futbol problemleri, yanlışları vardır.
Trabzonspor’un ilk golünden önce kenarda Deivid’i gördüğümde, Emre’nin çıkacağını tahmin etmiştim. Ancak golün Daum’un taktik anlayışında değişiklik yapacağını da düşünmüştüm. Oysa Daum hiçbir şey yokmuşcasına değişiklikte ısrar etti. O dakika yapılması gereken ilk iş Güiza’nın kenara alınmasıydı. Ancak yukarıda altını çizdiğimiz gibi zaten bir kere melekeler durmuştu.
Belki de bütün oyun stratejisini 1-0’a göre yapmış, şu meşhur (Rijkaard’ınki gibi) B Planı olasılığını hiç düşünmemişti!
Kuşkusuz bir başka problem takımın bütün yükünün tek bir futbolcunun üzerine yüklenmesiydi. Alex bu takımın herşeyi durumuna geldi. Üstelik bu futbolcu mücadele etmiyor, koşmuyor, takımın başka bir taktikle oynmasına izin vermiyor diye eleştirirken. Alex’i çıkardığınızdaysa organizasyon tamamen çöküyor.
Mehmet Topuz, Özer, Gökhan Gönül çabalıyorlar ama sonuca etki edemiyorlar.
Bu dengesizlik böylesi kupa finallerinde işte bir taraftan mucize yaratırken diğer taraftan da dezavantaja dönüşüveriyor.
Trabzonspor finalde olağanüstü şeyler yaptı. Şenol Güneş’in takımın başına geldiğinden bu yana en iyi futbolunu oynadı. Defansı haricinde ofansif anlamda çok doğru şeyler denedi ve bunda da çok başarılı oldu.
Özellikle golü yedikten sonra sahada bambaşka bir takım vardı.
Bu maçın 90 dakikalık görüntüsünde de kupa Trabzonspor’un hakkıydı.
Burada şu soruyu sormadan edemiyorum;
Trabzonspor gerçekten çok iyiydi de Fenerbahçe’yi oynatmadı mı yoksa Fenerbahçe Urfa’ya turistik ziyarete geldiği için Trabzonspor çok iyi mi gözüktü?
Bu final neresinden bakarsanız bakın Fenerbahçe adına büyük başarısızlıktır.
Finaller kazanılmak ya da kaybedilmek adına vardır. Fenerbahçe kaybettiği için değil; finale yakışan bir takım görüntüsünde olmadığı için eleştiriyoruz.
Fenerbahçeli futbolcu kardeşlerimiz işlerini yapamamışlardır. Bu finale Türkiye’nin hangi klasmanından takım çıkartırsanız çıkartın şu Fenerbahçe’den çok daha arzulu olur ve kazanmak için mücadele ederdi.
Şimdi herkes şunu merak ediyor.
Daum diyor ki; "Fenerbahçe olarak ilk yarı sahada yoktuk, ikinci yarı biraz dengeledik." Peki, neden böyle? Ankara’da sahada olacak mısınız?
Sonuç olarak Fenerbahçe son on yılda beş defa final oynayarak; Gençlerbirliği, Galatasaray, Beşiktaş'tan sonra Trabzonspor'a da kupayı verdi.
Uzay Gökerman