- Kategori
- Spor
Rijkaard'ın yönetime sunduğu raporun şifresi

Rijkaard’ın yönetime verdiği raporun içeriği dün gazetelere yansıdı. Muhtemelen asparagas türünden bir haberdi; spor basınında çıkan bir çok haber gibi. Ancak şu var ki böylesi haberlerin geri planında kamuoyundaki bir takım tartışmalar olduğu gerçeğini de göz ardı edemeyiz.
Galatasaray geçtiğimiz sezon ligi beşinci sırada bitirmişti. Bu sezonu büyük bir ihtimalle üçüncü sırada tamamlayacak. Bu sıralamaların üç büyük takım için başarısızlık olduğunu yinelemeye gerek yok.
Aslında başarısızlık sıralamadan kaynaklanmıyor.
Fenerbahçe’nin Galatasaray’a göre başarısı da daha iyi futbol oynamasından ileri gelmiyor. Görünürdeki tek ayrım; Fenerbahçe’nin her iki maçta da Galatasaray’ı yenmiş olmasıdır. Ligin tamamlanmasına 2 hafta kala Fenerbahçe’nin 70, Galatasaray’ın 64 puanda kalmış olmasıdır esas başarısızlık.
Çünkü bu iki takım çok değil, bundan dört sezon önce biri 83, diğer 81 puanla ligi tamamlamışlardı. O sezon Beşiktaş 54 puanda kaldığı için kıyaslanamaz derecede başarısız olmuştu.
Fenerbahçe’nin o sezon kurduğu kadro belki de 100 küsur yıllık tarihinin en iyisi; kalitelisiydi. Aynı şeyi Galatasaray için söylemek zor olsa da sarı kırmızılıların 2006 yılında müthiş bir kenetlenme yaşadığı; takım olduğu gerçeğinin altını çizmek gerekiyor.
Bursaspor’un bu klasmanın içindeki yeri başarılı taraftadır.
Rijkaard’ın raporunda kadro kalitesizliğinden (veya yetersizliğinden) söz ediliyor. Haklı mıdır? Kuşkusuz İspanya’da teknik direktörlük yapmış bir teknik adamın ne diyor olduğu önemlidir.
Galatasaray, Atletico Madrid’e elendi. Peki geçebilir miydi? Maçlarda aralarında büyük fark olmadığı görüldü. Üç sezon önce de Fenerbahçe Sevilla’yı elemişti.
Ancak sorun İspanya’dan ya da İngiltere’den takımların elenmesi değildir; Galatasaray ve Fenerbahçe’yi İspanya ligine koysanız hangi sırada bititecekleridir önemli olan. Bu halleriyle ilk on sırada yer bulabileceklerine aklınız kesiyor mu?
Fenerbahçe'nin Galatasaray'ın ve Beşiktaş'ın Manchester United karşısında aldıkları başarılı sonuçların takımlarımıza bir katkısı ya da İngiliz takımına bir negatif etkisi olmuş mudur?
Fenerbahçe’nin Trabzonspor karşısındaki ruhsuzluğunun geri planında yatan gerçeklerden biri futbolcuların bünyelerinin bu maçı kaldıramamış olmasıydı. Çünkü Rijkaard’ın yetersiz dediği şey Fenerbahçe için de geçerlidir.
Bu takımlar 15-16 futbolcu ile dönmektedir. Fenerbahçe’nin bu sezon oynadığı maç sayısı 60’a yaklaşmışken kuşkusuz iştahını kaybetmiş, masadan daha yeni kalkmış tok adam görüntüsünde olacaktır.
İspanya’da, İngiltere’deki takımlar çok daha fazla maç yapmalarına rağmen bu iştahlarını kaybetmiyor olmalarının bir nedeni de çok daha geniş kadrolara sahip olmalarıdır.
Yukarıda Bursaspor’un başarısından söz ederken az maç yapmış olmasını bir avantaj olarak değerlendirebiliriz ancak Ertuğrul Sağlam’ın esas farkı bu az maç trafiğine rağmen doğru rotasyon yapabilmesi gerçeğidir. Kuşkusuz Bursaspor’un bu kadrosunun gelecek sene Avrupa macersında yetersiz olacağını söylemek için kahin olmaya da gerek yok.
Fenerbahçe olsun, Galatasaray olsun ve hatta Beşiktaş takımlarına rotasyonu sakatlıklar veya cezalar yaptırmıştır.
Doğrusu daha az maç yapmak değildir.
Daha çok karşılaşma oynayacak geniş kadrolar kurmaktır.
Daha çok maç yapmak için ligin 18 takımdan 20 takımlı bir formata sokulması akla gelen ilk fikir olabilir. Bu ister istemez daha geniş kadrolar kurmak anlamına gelecektir. Ancak bu sezon yaşadığımız gibi yabancı seçiminde vasatı aşmayan, zamanında bir ismi olup ancak kısa sürece popülaritesini yitirmiş, fiyatı düştüğü için alınabilir olmuş futbolculardan uzak durulmalıdır.
Uzay Gökerman