​ Trabzonspor üzerine / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Kasım '09

 
Kategori
Futbol
 

Trabzonspor üzerine

Trabzonspor üzerine
 

Broos


Teşhis tedavinin yarısıdır. Trabzonspor’un hastalığı nedir? Tedavinin yolu bu sorunun cevabında yatıyor.

Yanal'ın bildiği unutuldu!

Geçtiğimiz sezon Yanal rakibi bozma esası üzerine kurulmuş bir oyun oynuyordu. Elindeki oyuncularla bunu sağlayabildiği gibi, aynı oyuncularla araya bir gol sıkıştırmayı da başarabiliyordu. Gol, her zaman planlı, organize bir oyun sonucu gelmiyordu; ama top rakipteyken oynanan oyun etkili bir savunma planı içeriyordu. Hatta Yanal, kazanmalarında ana unsur olan oyunun bozulması korkusuyla ön alanda değişikliğe gitme konusunda fazlasıyla temkinli davranıyordu. Mesela, takımın geriye düştüğü ve rakibin oyuncusunun atılmış olduğu anlarda bile merkeze Colman’ı kaydırmak veya Barış’ı almak istemiyor, Hüseyin ile oynamayı sürdürüyordu; çünkü “merkezi savunma”nın zayıflamasını, bir nevi yumuşamasını istemiyordu."Tedbir anlayışı" Trabzonspor’u yarışın içinde tuttu. Yanal'ın söz konusu anlayışa katı bir bağlılık göstermiş olması, anlayışın değil ama katılık unsurunun etkisiyle sezonun devamında takım / oyun bozuldu; bir nevi sigora attı!

Bu sezon kadroya Gabric, Djikuzu gibi ilk on bir, Engin, Ferhat, Yelen gibi kulübe takviyeleri yapıldı. Form durumuna göre Umut veya Gökhan’dan biri yerine Gabric seçimi, kadronun yapacağı savunmanın, Hüseyin yerine Djikuzu takviyesi de hücumun kalitesini kaçınılmaz olarak yükseltecekti. Gökhan ya da Umut’tan birinin ilk on bir şansı bulacak olması da bu oyuncuların oyun karakteri dikkate alındığında takım için bir artıydı; bu sayede formsuz olana mahkum olunmayacaktı; çünkü ne Gökhan’ın ne de Umut’un formsuz hali bir takım için çekilebilir. Teknik açıdan, birbirini tamamayan oyuncular olmamaları, hatta çok benzer bir oyun karakterine sahip oyuncular olmaları da takımın hücum etkinliğini zayıflatan bir unsurdu. Birbirlerini yedekleyecek olmaları söz konusu forvetlerin oyun konsantrasyonunu da mümkün olduğunca yukarıda tutabilirdi.

Yattara’nın Katar’a transferinin son anda gerçekleşmemiş olması bu oyuncuyu bozabilecek, dolayısıyla takımın ondan alacağı verimin düşmesine neden olabilecek bir unsurdu; ama Alanzinho, Engin, Serkan, Barış gibi oyuncular takım oyunu içinde Yattara’yı aratmayacak yetenekte seçeneklerdi. Bek ihtiyacı giderilmemişti; ama Song takımda kalmış, yeni hocanın Giray’a da şans veriyor olmasıyla bek pozisyonundaki ihtiyaç da Kamerun milli takımı beki unsurunun etkisiyle bir ihtiyaç gibi durmuyordu. Yani bir önceki sezona göre eksik görünen bek pozisyonu güçlenmiş, ön savunmaya Hüseyin’e nazaran top kullanma becerisi çok yüksek Djikuzu, forvetlerden birinin yerine de oyun disiplini yüksek Gabric takviye edilmişti. Yani takımın zaten iyi yaptığı savunma ve bozma oyunu artık daha iyi oynanabilir, görece eksik kalan üretkenlik de artırılmış olunabilirdi. Hatta Djikuzu’nun olası şımarıklığında Yanal’ın yararlanmadığı Ceyhun da hazır kıta kulübedeydi. Bir önceki sezon seçeneksiz olan Colman da Zafer Yelen takviyesiyle seçeneklenmiş, olası sakatlıklar takıma mümkün olduğunca zararsız kılınmıştı.

Broos'un hataları

Broos ise kapalı kutuydu. Hazırlık kampında oyuncuları yerli yerinde kullanıyor, bu vesileyle birçok teknik direktörde görülen kendini ön plana çıkarma hastalığına sahip olmadığını da göstermiş oluyordu. Kötümser seçenek; olası kötü oyun/sonuç/durumda, yani kriz halinde Broos'un "teknik ve psikolojik direktör"lüğünün bir defosunun açığa çıkma olasılığıydı; çünkü Broos, Trabzonspor’a birçok hoca adayı ile görüşüldükten sonra seçilmişti (+ bu unsur, oyuncuların hocalarına duyduğu saygının ölçüsünde de belirleyici olmuş olabilir; kişi, saygı duymadığını genellikle sevmez. Trabzonspor'lu oyuncuların Kasımpaşa maç performansı Broos'a ilişkin algı durumları hakkında bir fikir verebilir)

Broos'un temel hataları üzerinde duralım.

İlk hafta Sivasspor deplasmanından etkili oyun ve üç puan ile dönüldü. Sonraları Sivaspor’un içine düştüğü durum bu galibiyetin değerini düşürdüyse de, o maçta Trabzonspor sadece sonuç almamış etkili de bir oyun ortaya koymuştu; yani Sivasspor kötü; ama Trabzonspor da iyiydi. Ligin ikinci haftasında Diyarbakırspor maçı kaybedildi. Bunun nedeni ön alandaki üç asın yokluğu(Selçuk, Yattara, Gabriç) ve Broos’un oyuna müdehalesizliğiydi. Broos 60. dakikada yorulduğu yaptığı top kayıplarından açıkça belli olan Djikuzu’yu oyundan almayarak takımın eksik oyunu sürdürmesine ve beraberlik golünü kalesinde görmesine neden oldu. Gol yendikten sonra uyandıysa da artık geç kalınmıştı. Benzeri hatayı Gençlerbirliği deplasmanında Alanzinho'yu oyundan on dakika geç alarak yaptı; bu da iki puana mal oldu. Gaziantepspor maçında ön alanda rakibi yıpratan tek oyuncu olan Umut'u, maç sabaha kadar sürecek olsa gol atmasına engel bir güven durumu içerisindeki Gökhan'ı oyunda tutup, oyundan aldı. Olası iki puan da bu hatasıyla kaybedlidi. Galatasaray maçında Türkiye'de Galatasaray'ın oyun anlayışına, savunma arkasına atacağı toplarla en ters gelecek oyuncu olan Selçuk'un yerine uzun süredir oynamayan Engin ile başlaması takımı üç puandan etti (detaylar için bkz. Galatasaray-Trabzonspor maçından notlar ve arkaplan http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=208937 ) Bosna maçının ikinci yarısı Ceyhun stoper pozisyonuna geçti ve takımımız geriden iyi top çıkarttı, bu, Bosna maçının ikinci yarısı oynadığımız görece etkili oyunu doğuran unsurlardan biriydi. Selçuk'un orta alandaki varlığı Ceyhun'un önünü kapıyordu. Broos, soğuk ve iyi top kullanan Ceyhun'u savunmada bir kez olsun kullanmadı.

Oyuncu seçimleri ile birlikte fiziki bir zaafiyetin takım üzerindeki etkisi olduğu gerçeği de Touluse maçı öncesi ve sonrası ligde oynanan maçlarda kendini gösterdi ve puan kayıpları yapıldı. Özellikle Diyarbakırspor, Gençlerbirliği, Bursaspor maçlarının son bölümleri rakibin etkinliğinin arttığı gözlendi.

Avrupa’dan elenilmesi ve ligdeki kayıplar Trabzonpor’un şu an içinde bulunduğu durumu yaratan zemini, yani bir kriz ortamını hazırlamış oldu ve Broos krizi yönetemedi, Trabzon gibi telaşlıydı! Sanıldığının aksine Trabzon'a kolay uyum sağladığı söylenebilir! Oyun ile, oyuncu tipleri ile, oyuncular ile hem maç öncesi hem maç sırası fazla oynadı. Mesela Bursaspor ile oynanan maçta ilk yarı berabere sonuçlanmış, Broos, iyi oynayan Selçuk ve Barış’ı Engin ve Umut ile değiştirmişti. Söz konusu oyuncular iyi oynadığı ve skor dengede olduğu halde (= sabırsızlık) Benzeri değişiklikler maç kadrolarında da sık sık gözleniyordu (detaylar için bkz. Trabzonspor-Bursaspor maçından notlar http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=200449 )

Kötü gidişin tespiti = Üç ana bileşen

Yanal’ın rakibi ve oyununu bozma unsuru üzerine kurmuş olduğu oyun / tedbir karakteri yerine, oyun yapma unsuru üzerine kurulu bir oyun karakteri benimsendi. Yani aynı oyun, takviye edilmiş kadrosuyla benzer oyununu oynamadı, karakter değiştirdi. Geçtiğimiz sezon uzun süre zirve ortağı olmuşluk + takıma yapılan takviyeler Trabzonspor yönetimi ve teknik heyetinin kendine olan güvenini artırmış ve bu, Yanal'ın tedbir anlayışını küçümsemelerine neden olmuş ve onları "görece artı oynamayı" istemeye itmiş olabilir. Bu durumu yansıtan örnek, takımın rakibe yaptığı faul sayısı. Bir önceki yıla göre takım gözle görülür miktarda az faul yapıyor. Bu, değişen zihniyeti yansıtıyor olması bakımından önemli. Birinci bileşen: Trabzonspor yumuşadı!

Yumuşayan takım sonuç almasını sağlayan oyunu oynayamaz hale gelince, Trabzon için asla bir teferruat olmayan telaş Trabzonspor’lu oyuncuların başına bela oldu. Deplasmanda daha iyi sonuç alıyor olmanın altında yatan nedenlerden biri de bu. Geçtiğimiz yıl, sonuç almayı sağladığını gördükleri bir oyun oynuyor olmaları Trabzonspor’lu oyuncuların telaşa kapılmasına engel, güven veren bir unsurdu. Kötü sonuçların oyunculara kaybettirdiği güven, Trabzon telaşını hortlattı! İkinci bileşen: Trabzon telaşı! (detaylar için bkz. Gençlerbirliği-Trabzonspor maçından notlar ve arkaplan http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=205051 + Trabzonspor-Gaziantepspor maçından notlar ve arkaplan http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=206231 )

Broos da, yardımcıları da ne "yumuşama"nın ne de "telaş"ın tespitini yapabildi. Oyunun görece sertleştirilip, görece soğuk oyuncuların seçilmesi tedaviye yönelik önemli bir adım olabilirdi. Bu adımı atmaya engel unsurlardan birinin de “Trabzon’un bilinçaltı” olduğunu düşünüyorum. Ülkenin mevkisinde en iyisi ve iyilerinden olan Cale ve Selçuk gibi oyuncuların birçok kez yedek soyunması veya oyundan alınmak için öncelikle göze çarpması takımın var olan kapasitesini aşağıya çekti. Bu oyuncular tedavi için ihtiyaç duyulan oyuncular. Bu oyuncular hem sert hem soğuk; ama bir kusurları var: bu oyuncular Yanal’ın oyuncuları. Yanal, Trabzonspor’daki görevi sırasında aldığı ücretle Trabzon’luları çok rahatsız etti. Görevi sırasında aldığının bir bölümünü geri vermesini TV ekranından talep eden Trabzon’lular bile oldu. Trabzon, Yanal'a duyduğu kızgınlığı onun oyuncularından çıkartmak istemiş gibi. Trabzon’un bilinçaltı tedaviyi zorlaştıran bir unsur. Üçüncü bileşen: Trabzon'un bilinçaltı!

Tedavi için ihtiyaç duyulan diğer oyuncular: Ceyhun + Colman + Djikuzu + Gabric + Song.

Üç bileşenin peşi sıra birbirini etkinleştirdiği söylenebilir.

Kadayıfın üzerine kaymak!

Broos’un geç de olsa gönderilmesi her şeye karşın olumlu. Doğru teşhis halinde, yani bu üç bileşenin takım üzerindeki etkisinin doğru analizi yapıldığı takdirde, "bu ligde" Trabzonspor sahip olduğu kadrosuyla şampiyonluk iddiası bile taşır. Lig lideri Fenerbahçe'nin yarın sahasında Kasımpaşa’ya puan kaybetmesine kimsenin şaşırmamasına neden olacak bir oyun oynayarak lider olduğu bir ligimiz var. Beşiktaş 7 hafta önce 12 puan gerideydi; şimdi 4 puan geride, iyi / etkin bir oyun oynamamasına karşın. Trabzonspor, özellikle sahip olduğu orta saha oyuncularının kalitesiyle(Selçuk, Djikuzu, Colman, Gabric, Ceyhun, Yelen, Serkan) biraz sertleşmesi ve soğuklaşması halinde üst üste on maç bile kazanmasını mümkün kılacak bir kadroya sahip. 13 puan gerisinde bulunulan Fenerbahçe ile oynanacak iki maçın mevcudiyetini koruması, Galatasaray’ın zayıf orta sahası + baskıya gelemeyen oyunu ve hücum oyununda korner etkinliğinin neredeyse tamamen ortadan kalkmış olması ve Beşiktaş’taki takım içi ücret dengesizliği doğru teşhis halinde öndekilerle açılmış olan puan farkının kapanmasının olanaklı olduğunu gösteriyor. Tekke ve sağlam bir kaleci takviyesi de(= Mahmut / Gaziantepspor) kadayıfın üzerine kaymak olur.

futbolteknik@hotmail.com

 
Kayıt tarihi
: 05.03.09
 
 

Felsefe okudum. İnsan denilen sürüye hakikatini hissettirmeye seviyorum. Araba ile kıyafet ile kendi..