​ Trafik keşmekeşi… / Trafik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ocak '12

 
Kategori
Trafik
 

Trafik keşmekeşi…

Trafik keşmekeşi…
 

2012 başlarındayız. Şimdilerde ise hayat durdu denebilir. Artık İstanbul’un bir yakasından diğerine geçebilmek bir zevk değil, işkence halinde. Sanki sırat köprüsünde gibiyiz.


1970’li yıllara doğru trafik, İstanbul’da yaşayan hemen herkesin sorunu olduğu bir dönemdi. O tarihlerde, şehrin bir kıyısından karşı tarafına geçmek büyük bir dertti. Boğaz Köprüsü inşa edilmediği için, vasıtalar saatlerce sırada beklemek zorundaydı. Üsküdar Meydanı’nda  araba vapuru bekleyen kuyruğun Doğancılar'a kadar uzadığını hatırlıyorum. Geçmiş zaman, yanlış anımsamıyorsam 1972 ya da 73’ün başlarında inşa edilen Boğaziçi Köprüsü’nden -açılışının ikinci gününde- erken saatlerde geçerken büyük bir heyecan duymuş, yaşadığım manzara karşısında gerçekten ülke adına sevinmiş, vesile olanlar dâhil herkese dua etmiştim.

İlk köprü için yapılan hesaplar, takriben 2000 yılına doğru kullanma kapasitesinin doyum noktasına ulaşılacağı şekildeydi. Ne var ki altı yedi yıl geçmeden bu aşamaya gelindi. Köprü, binlerce aracın karşı yakaya geçişine sahne oldu. Ve büyük bir özveri ile ikincisi plânlanıp inşa edildi.

2012 başlarındayız. Şimdilerde ise hayat durdu denebilir. Artık İstanbul’un bir yakasından diğerine geçebilmek bir zevk değil, işkence halinde. Sanki sırat köprüsünde gibiyiz. Keyfinizce dostunuzu ziyarete gidemezsiniz. Boğazın sevdiğiniz bir yerinde durup, çay içemez, iki yudum bir şey yiyemezsiniz. Mutlaka otopark ücreti ödemek zorunda kalırsınız. Bu da işin bir başka yanıdır.

Yıllar, basiretsiz insanların üçüncü köprüyü nerede yapmaları gerektiği hususundaki tartışmalarıyla geçti. Yetkililer ileriyi göremediği için “geliyorum” diyen bu kaos ortamına hiç değinmedi. Bazı vatandaşlar ‘hangi akla hizmet ise’ üçüncü köprünün pabuçlarının, yaşadıkları semtin üzerine basmasına itiraz ettiler, izin vermediler ve sonuçta anlamsız günler yaşanmaya başladı.

Artık gerek E–5, gerekse Tem yolunda, günün her saatinde trafik adım adım ilerliyor. Yan semtlere olan çıkışlar arabalarla kapatılıyor. Hatta ana arter şişiyor. Öyle ki 3 şerit, 1 şeride iniyor. Şayet bu yollarda veya köprüler üzerinde bir kaza olursa trafik tam bir işkenceye, keşmekeşe dönüyor. Kaza nerde olduysa, aksi istikamete doğru bir akım başlıyor. Bu kez bağlantılı yollar tıkanıyor. Ortalama hız 13 km'ye kadar geriliyor. İnsan sağlığı açısından önemli bir durum çıkıyor ortaya. Sanki medeniyet ilerledikçe zaman daha yavaş hareket etmek mecburiyetinde. Aynı görüntüleri Washington'da da yaşadım...

Önce, İstanbul’daki trafik sorununun köprüler ve köprülere uzanan bağlantı yollarında olduğunu kabul etmek zorundayız. Bu bakımdan, köprülerin trafik sıkışıklığı ile alâkası yokmuş gibi düşünülmesi büyük bir hata. E-5’in bütün yükünü paylaşan Tem yolu olmasaydı koskoca şehir ne hale gelebilirdi?

Bir hayal edin lütfen!..

Dolayısı ile kavşaklarda olabilecek yığılmaların ana arterlere taşacağını düşünerek son süratle yan yolları devreye sokmak gerekir.

“İnsanımızı toplu taşımacılığa özendirelim, ne yapıp edip bu uygulamayı kabul ettirelim. Belki bu fikir soruna bir nebze olsun çare olabilir” diye düşünenler olabilir. Ama araba sahipleri bu öneriye asla sıcak bakmayacak, rahatına düşkünlükleri nedeniyle yine de işlerine bu şekilde gidip gelmek isteyeceklerdir.

Ayrıca, çok önemli faktörler olmadıkça geçiş ücretlerine zam yapma fikri, caydırmacı bir hüviyet taşımaktan uzak kalacaktır. Aslında bu öneri demokratik bir anlayışa da sığmamaktadır

Ben kendi adıma ‘İstanbul’da trafik keşmekeşini’ çözebilecek bazı hususlar düşündüm. Bunları şöyle sıralayabilirim:

1)   Ana arterlerin sayısını artırmak (en azından Tem yolu gibi üç ya da dört yeni arterin ilâvesi gerekir. Örneğin Londra'da, Madrit'te 8–9 arter var). 3 -4- 5.  köprüleri yapmak. (Boğaziçi’nin güzelliğini bozmamak şartı ile bunları uygun yerlere kurmak. Japonlar, yapılacak üçüncü köprünün hiçbir fayda temin etmeyeceği görüşündeler. Bu teze katılmak mümkün değil. İkisinin doluluğuna bakıp diğerlerini inşa etmek herhâlde yeterli bir sebep olacaktır.)

 2)   Sahil alanlarından azamî şekilde istifade edebilmek. Mevcut olan yolları genişletebilmek. (En azından belirli kilometreler için bunu söylemek mümkün. Kadıköy - Gebze, Eminönü - Büyükçekmece arası gibi…)

3)   Deniz otobüslerinin sayısını arttırmak, seferlerin karşılıklı olarak gece saat 24’e kadar devamını sağlamak, fiyatlarını indirmek. Özeleştirildi, ama bu yinede mümkün. (Dikkatinizi çekmek istiyorum. Bakırköy-Kadıköy ile Bakırköy-Bostancı aynı ücrete tabi. Bu mantıklı bir uygulama değil. Gerektiği gibi olmalı.)

4)   Üsküdar-Kabataş-Üsküdar ve Eminönü-Harem arasında arabalı vapur seferlerini muntazam işler hale getirmek ve ücretini mantıklı seviyede tutmak. (Böylece köprüye giden yollarda ve köprülerdeki aşırı yoğunluk bir nebze olsun önlenir.)

5)   Köprü üstünde trafiği rahatlatmak için OGS/KGS araç gişelerini artırmak. OGS alımlarında banka eziyetlerine son vermek. Bozulan OGS cihazını zorluk çıkartmadan değiştirebilmek. Bir OGS cihazının sadece bir arabaya ait olmasını önlemek. ( Herhangi bir Devlet Karayolları binasına gidin OGS ile hazırlanmış kuralları bir okuyun şaşırıp kalırsınız. Sanki Anayasa!…)

6)  Gelibolu – Çanakkale arasında çalışan arabalı vapur seferlerinin sayısını artırmak. (Özellikle yaz aylarında yıllık iznini kullanan ve İpsala Gümrük kapısından girip direkt Güney’e gitmek isteyen işçilerimize kısa yoldan geçiş yaptırtmak ve böylece İstanbul trafiğinin sıkışmasını önlemek.)

7)  Yenikapı - Bandırma arasında çalışan ve büyük bir hizmet veren feribot seferlerini aynı şekilde, Tekirdağ- Bandırma arasına da tahsis etmek. Sefer sayısını mümkün olduğunca arttırabilmek.

8)  Otopark sorunlarının süratle üzerlerine gitmek. Meydanları, sokakları, sahipsiz kişilere bırakmamak.  Bu konunun tamamen belediyenin kontrolü altında olması gerekiyor.

9)  Kültür zafiyeti içinde bulunan insanımıza insanca yaşamın kuralı anlatılırken, doğada her şeyin bir amacı olduğu ve hiçbir şeyin boşuna yaratılmadığı hususunu fark ettirmek.

 

 AHMED F. YÜKSEL 

 
Toplam blog
: 636
: 9957
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Araştırmacı Yazar.. ..