- Kategori
- Trafik
Trafik ve kültür

Tek başına kullanıldığında kültür, aşağı yukarı insan yaşamının tümünü ifade eder. Sosyolojik olarak, kültür bizi saran, insanlardan öğrendiğimiz toplumsal mirastır. Her toplumun geçmişten gelen, yaşadıkları coğrafya ve bir arada oldukları diğer topluluklarla etkileşimi ile ilintili olarak yaşayan bir kültürü vardır. İş kültürü, uyuşturucu kültürü, ahlaki, siyasi, akademik ve cinsel kültür terimleri yaşamın ilgi alanlarını, kavramlaştırma, sınırlama, yapılanma ve düzenlenme biçimleri de dahil denetleyen inanç ve adetler için kullanılır. Trafik kültürü de bütün bunlardan farklı bir şey değildir. Her ülkenin uyguladığı veya uygulamadığı disiplinlere göre değişiklik gösterir. Hız kısıtlamalarından tutun, trafikteki yaya kabul edilen insanlara tanınan özgürlüklere kadar her alanda farklı uygulamaları içermektedir.
Kibarca gelişmekte dediğimiz, aslında gelişememiş ülkelere bakıldığında, gelişmişlik seviyesiyle ters oranda trafikte kargaşa ortamı mevcuttur. Türkiye’deki trafik incelendiğinde bizim gelişmişlik seviyemizin de nerelerde olduğu ortaya çıkabilir.
Hepimiz sürücü veya yaya olarak sürekli trafik ile iç içe yaşamaktayız. Her gün onlarca trafik olayına şahit olmaktayız. Bayram tatillerinde ise toplu kıyımlar yaşamaktayız. Trafikte gözlemlediğim yapılmaması gereken yapılanları sizlerle paylaşmaya karar verdim. Eminim ki sizlerinde eklemek isteyeceğiniz onlarca yapılmaması gereken yapılanlar olacaktır;
Sıkışık trafikte ambulanslar çıkış noktasıdır; arkasına takılmak için mücadele verilir, sürücüler birbirlerinin üzerine direksiyon kırarlar, amaç nedir? Beş araba öne geçebilmek!
Yine trafik sıkışmaya görsün, emniyet şeritleri imdada yetişir, kullanım amacının ne olduğu önemli değildir. Yapılan bu ihlal sonucu ileride trafiğin daha içinden çıkılmaz hale gelmesi önemli değildir. Amaç yine, beş-altı araba öne geçebilmektir.
Emniyet şeridini kullanmayan ama sol şeridin kendine ait olduğunu düşünenlerin önündeyseniz selektör ile dayak yersiniz. Onun önceliği vardır ve siz ona yol vermelisiniz. O anda sağ tarafınızın dolu olması hiç bir şeyi değiştirmez.
Emniyet şeritlerinde de olduğu gibi, benzinciler ve yan yollar uyanıklar içindir. Bu kişiler daha zeki oldukları için bu alternatifleri düşünebilirler.
Yine bu sıkışık trafikte, önünüzdeki arabayla bırakmanız gereken emniyet mesafesini önemsememelisiniz, yoksa her gelen araya girerek giden trafikte gidemeyen araba konumuna düşebilirsiniz. Herkesin acelesi vardır ve onların işi sizin işinizden her zaman daha önemlidir.
Kış aylarında kayak yapıyorsunuz, ama antrenman eksikliğiniz var. Üzülmeyin trafikte slalom çalışması yapabilirsiniz. Arabanızın güçlü olmasına gerek yoktur. Hele birde arabanız güçlüyse bu hareketleri yapmak artık sizin en doğal hakkınız olmuştur.
Sanırım makas kavramı sadece Türkiye’de vardır. Şoförün ustalığı makas kabiliyetiyle ölçülür.
Otoyol ve büyük caddelerden ayrılacağınız zaman çıkışa son anda girmelisiniz, yoksa yapılması gerekeni yaparak önceden şerit değiştirirseniz gecikirsiniz. O çıkışı kullanmayacak sürücüler sizin için önemli değildir, onlar sizi beklemek zorundadırlar.
Tek yönlü yolda arkasında beyaz lambaları yanan ve size doğru yaklaşan arabalar görebilirsiniz. Korkmayın o kişiler kaçırdıkları çıkışa ulaşmak için bunu yapmaktadırlar. Ne yani şimdi gereksiz yere dakikalarca dolansınlar mı?
Tek yönlü yollar sadece kurallara uyanlar içindir. Diğerlerine serbesttir.
Sinyal vermek itibar kaybı olabilir bazı sürücüler için, eğer vermişse de yol artık onundur. Kimsenin onun yolunda bulunma hakkı yoktur.
Zaten yol almak için sinyale gerek yoktur aslında, eğer geçmek istediğin şeritte başka araba varsa, işgalciymiş gibi davranarak, sıkıştırabilir yolu ele geçirebilirsiniz. Yeter ki gözünüz kara olsun.
Kamyonların trafikte ayrıcalıkları vardır. İstedikleri şeritte gidebilirler ve bu şeridi istedikleri süre işgal edebilirler. Sıkıyorsa bir laf edin.
Toplu taşıma araçlarının terör ayrıcalığı vardır. Belediye ve halk otobüsleri, taksi ve minibüsler özel kurallara tabidirler. Metrobüslerin tek takdir ettiğim yanı çelik parmaklıklar arkasına atılmış olmalarıdır.
Trafik lambaları aksesuardır. Genellikle diğer kültürlere göre farklı yorumlanırlar; Yol boşsa ışığın rengi önemsenmez. Hatta size yeşil yanarken sola ve sağa bakmadan geçebilmeniz ne kadar cesur olduğunuzu gösterir.
Trafikte cep telefonu kullanmak en doğal hakkınızdır. Hangi şeritte ve konumda olduğunuz önemli değildir. Sizlerde her zaman, gidişinde bir gariplik sezdiğiniz şoförlere kızmayın onlar sosyal olmaya çalışıyor olabilirler. Hem cep telefonu ile konuşup hem de nasıl hatasız araba kullansınlar.
Trafik sadece seyir halindeyken ciddiye alınması gereken kurallar bütünüdür. Dörtlüleri yaktın mı, istediğin yerde durabilirsin...
Türkiye’de yaya olmak neredeyse suçtur. Kimse yol vermez. Kırmızı ışıkta bile araçların duracağından emin olamaz yaya. Üzerinize yavaşlamadan gelebilirler. Sorumluluk yayanındır. Yaya kendisini korumalıdır.
Son yıllarda motosikletler trafiğe çıktılar, ama bazıları bu fikre alışamadı sanırım, inatla kaldırımlarda dolaşmaya devam edenleri her an görebilirsiniz.
En önemlisi motosikletlere yön kısıtlaması yoktur. Her yöne gidebildikleri gibi ‘trafik lambaları arabalar için geçerlidir’ inanışları ise hala süregelmektedir.
Yolda giderken aynanızın dibinde bir anda bir motosikletliyle göz göze gelebilirsiniz. Unutmayın onlarda şerit mevhumu bulunmamaktadır.
Sadece sürücüler mi hatalıdır? Devletin sorumluluğu yok mudur? Diye sorduğumuzda aklımıza tabii ki bazı örnekler gelmiyor değil. Hemen birkaç örnek verebiliriz:
Bize slalom yapma alışkanlığını çukurlardan kaçma egzersizleri kazandırdı.
Yıllardır, üzerine mıcır dökülen yolları bizler arabalarımızla üzerinden geçe geçe yol denilecek hale getiriyoruz.
En ağır trafik kuralarını çiğneyen kişiler ellerini kollarını sallayarak dolaşabilmektedirler.
Resmi plakalı, hatırlı dayısı olan ve sireni olan kim olduğu belirsiz kişiler kural tanımadan etrafa tehdit savurarak dolaşmaktadırlar. Bu kişilere dur diyebilen yoktur.
Trafik polisi deyince aklımıza, kuytu köşelere gizlenmiş, avını bekleyen üniformalı kişiler gelmektedir. Son yıllarda bu olumsuzluğun bayağı azalmış olması tek tesellimiz gibi görünmektedir..
Yine de trafik polisleri oldukça sık ve tehlikeli sayılabilecek şekilde trafik kurallarını çiğnemektedirler...
Sıraladığımız bu yapılmaması gereken yapılanları hepimiz biliyoruz aslında ama hep karşımızdakinin yapmasını bekliyoruz. Bu kurallar nedense bizim için değildir. Biz kendimizi hep haklı görmekteyiz. Bir hata söz konusu olduğunda hep suçlu karşı taraftır. Kendimize toz kondurmayız.
Kurallara çoğunlukla uyan kişiler yok mu? Tabii ki var, hem de azımsanmayacak sayıdalar. Bu kişiler diğerlerinden bir süre geç evlerine gidiyorlar ama vicdanları rahat sadece biraz kızgın olarak günü tamamlıyorlar.
En ilginç yaklaşımımız ise, hakkımız olan bir şeyi bize verdiklerinde şaşırmamız ve taktir etmemiz. Ne demek mi istedim? Şöyle anlatayım; geçiş üstünlüğümüz olduğu bir yolda bize yol verdiklerinde, veren kişiyi alkışlıyoruz. Aslında o yapması gerekeni yapmıştır ama, bu bizim şaşırmamıza engel olamamıştır. Şahsen ben, yayalara yol verdiğimde yüzlerindeki şaşkınlığı gülerek izliyorum. İşte tüm bunlar bizim trafik kültürümüzün yapı taşlarıdır.
Tüm kurallara uyan sürücüleri tenzih ederim. Zaten herkes yapılmaması gerekenleri yapanlardan olsa inanın trafik bu kadarda çalışmazdı. Ama görünen köy kılavuz istemez demiş atalarımız. Trafik kültüründen sınıfta kalmış durumdayız. Bayramlarda yollarımızın savaş alanı gibi olmasını istemiyorsak, yollarda terör estirenlere katlanmak zorunda değiliz demek istiyorsak bir şeyler yapmalıyız. Meclisten bir türlü çıkamayan trafik kanunun çıkması için baskı yapmalıyız. Hiç bir şey yapamayız diyenler için önümüzde, 29 Mart’ta yerel seçimler var. Adayların trafik çözümlerinin ne olduğunu sorgulamalıyız. Trafik sadece yeni yollar, köprüler, battı-çıktılar yaparak çözülmez. Bize somut bir şeyler söylemeliler ve samimiyetlerinden emin olmamızı sağlamalılar. İşte bunları yapabildiğimizde, yapılmaması gerekenleri yapanları, kurallara tümüyle uyan sürücüler haline getirebiliriz. Trafik kültürü dediğimiz, trafikteki davranışlarımız ve alışkanlıklarımızı zamanla geliştirip bizden sonraki nesillere de iyi bir miras bırakmış oluruz.
Erol Toksöz 08.02.2009