Trakya'da "Yaşamaya " Gitmek / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ocak '16

 
Kategori
Haber
 

Trakya'da "Yaşamaya " Gitmek

Trakya'da "Yaşamaya " Gitmek
 

Büyükçekmece 2016


 
"Istıranca hayat doludur. Bakir meşelikler arasında ummadığınız yerde çimen serili alanlar incecik pınarlarıyla gizlenmiş sizi bekliyordur. "
O zamanlar Saray PTT binasının açılış töreninde Ulaştırma Bakanı, : "Anadolu'muzun bu güzel yöresinde, Saray'da ..." diye söze başlamıştı.Tekirdağ'ın Saray ilçesi Trakya'daydı , koskoca "Bakan" böyle bir yanlışa nasıl düşer?" diye çok düşünmüştüm. Sonra bu tanımın politik içerik taşıdığını hissettim. Aklımca ,"Trakya sosyolojik anlamda Anadolu'nun bir bölümüdür, şeklinde vurgulamak istemiştir," diye de çözüm buldum .
***
Düştüm yollara, istikametim Trakya elleriydi. Bir radyo istasyonu da benimle birlikte ... 
Ah, şu Zeki Müren'in şarkıları okuyuşu yok mu ya!
"Nasıl geçti habersiz!.."
***
Mahmutbey kapısından kendimi Edirne yönüne attım . Kaymak gibi asfalt... yol şeritleri sarıya boyanmış ve karlı günlerde sürücülerin önlem almaları için uyarı levhaları konmuş, her an kar yağacakmış hissi yaratıyor, dikkati ayakta tutuyor .
 
***
Çerkezköy'deyim. Kırk yıl öncesinde trenle istasyona gelir sonra merkeze kadar yürürdük. Adliye binasının yanında sarı binalı ortaokuluyla birlikte Çerkezköy Lisesi, dik yokuşu çıkınca Belediye binası... Doğu'sunda nizamiye ve hastane... bir saatte gezilecek kadar dar yerleşimdi...
Çerkezköy'ün adı 93 Harbi'nde Ruslardan kaçıp yöreye yerleşen Çerkezlerden gelir elbet!.. İlk adı, Yıldırım Beyazıd'ın oğulları arasındaki mücadelede öldürülen Süleyman Çelebi'nin mezarından dolayı Türbedere imiş .
Cumhuriyet İlkokulu'nun karşısına park ettim .Okulun duvarında kocaman bir bez afiş..."82.Yıl " ...
O da ne , özel üniformalı biri otopark ücreti kesti ! Anlayamıyorum , ben bu ücreti ödeme gerekçesini ve halkın tepkisizliğinin nedenini anlayamıyorum!..
 
Aklıma Burdur'un cadde boyunca asılı uyarı panoları geliyor : "Mahkeme kararıdır, Burdur'da hiçbir yerde park ücreti alınmaz!" Hani mahkeme kararı her yerde uygulanırdı?
Çerkezköy'ün Trakyalı'lığı kalmamış.
 
"Şanlıurfa Kebap evi, Sivas Kebapçısı , Komagane Etsiz Çiğ Köfte,Meşhur Adıyaman Çiğ Köfteci Ömer Usta , Karadeniz Pide Adana Kebap, Meşhur Adanalı Tatlıcı, Tatlıcı Adanalı ..." Esnaf, işçiler,ameleler , gezinenler , ara sokaklardaki minik çay ocaklarında demlenenler Anadolu kokuyor. Trakya'ya Anadolu diyen "Bakan Bey" ne kadar da haklıymış, ne kadar ileri görüşlüymüş, Anadolu Çerkezköy'e taşınmış.
***
Kapaklı, Saray'la Çerkezköy arasında ufak bir kasabaydı.Ana caddesi o zaman da böyle dardı. Çalık Et Lokantası aslında bir meyhaneydi. Saray ve köylerindeki gençler bayram günleri veya hafta sonları oraya damlar, Tekirdağ'ı şerbet misali içer , meşhur sohbetlerini yaparlardı. Şimdi dev bir kentte dönüşmüş.Çok katlı apartmanlar ,marketler, envaiçeşit sima...
 
***
Yol kıvrım kıvrım ,hava nefis, şarkılar da mest ediyor beni. Kocaman harfleriyle bir yol levhası :
SARAY BÜYÜKYONCALI MAHALLESİ'NE HOŞ GELDİNİZ!
 
Büyükyoncalı'ya da 93 harbinde Balkanlar'dan ve Kırım'dan göç edenler yerleştirilmiş.Eski ismi Manika'ymış. Derler ki : Marika adlı kız derede boğulunca , Rum Bey'i olan babası onun anısına dereye ve yöreye Marika adını vermiş . Marika olmuş mu sana Manika!
Eskilerin nüfus cüzdanında doğum yeri olarak " Büyükmanika " yazar.
Balkan savaşları, nüfus mübadelesi , 1988'deki Bulgaristan'dan kaçanlarla fabrika işçilerinin barınma gereksinimi nüfusu arttırmış.Belediye teşkilatı kurulmuş 2014'de Saray Belediyesi'ne bağlanmış. Bu arada halk oylamasından Kapaklı'ya bağlanması kararı çıktıysa da bu karar uygulanmamış. 2010 daki 10.000 kişilik nüfusunu hâlen koruyor. Bunda çok katlı bina yapılmasına izin verilmemesinin büyük etkisi olmalı.
Büyükyoncalı değerleriyle , fesleğen kokulu , erik , dut, üzüm ,kayısı , ceviz , kiraz, ıhlamur ağaçlı bahçeli evleriyle, Trakya olarak kalabilen ender yerlerdendir.
 
Manika denilince, Kepirtepe Köy Enstitüsü'nü bitirip köyün ilkokulu'nda göreve başlayan ve buradan emekli Rafet Topuz'u anmak gerek! Ailesi "Kırım muhaciriydi. " Cumhuriyete, Atatürk devrim ve ilkelerine gönülden bağlıydı.Şiirimsi konuşmalar yapardı.Önder ve Saraya Hizmet gazetelerinde, Öğretmen Dünyası dergisinde, Cumhuriyet gazetesinde anılarını, şiirlerini yayımlayan , halkın tarihini kitaplaştıran bir aydındı.Emekli olunca da "Dünya'yı gezdi, izlenimlerini yazdı. Çanak Ali Asırlık Bir Askerin Savaş Anıları ...Milos Anıları ve acıları kitaplarında : İstiklal Savaşı'nda Yunanlılar'ın tutsak edip götürdüğü büyükleri anlatır.
Yazdıklarını Büyükyoncalı gençlerine, öğretmenlere, köyle ilişkili herkese ücretsiz gönderirdi. Köye dönen herkesle mutlaka görüşmek , yazdıkları hakkında yorum almak isterdi.Öğretmen adlı şiiri bestelenmiş, ilkokullara tavsiye edilmişti.
Şiiri bana heyecanla okumuş, yan gözle de tepkimi merak eder olmuştu. 
...
Öğretmenim kapıdan
Selamlayarak gelir
"Günaydın çocuklarım"
Gür bir "sağ ol " yükselir
Türküm doğruyum başlar,
Kutsal yemin edilir
Atatürk'ün izinde
İlkelere gidilir
...
 
Büyükyoncalı düğünleriyle ünlüdür. Gençlerin, hıdrellez şenliklerinde, düğünlerde , harman yerinde , panayırda en çok da çeşme başında tanışmalarının sonucu olan düğünler genelde cemreler düşünce başlar. İlkokul'un bahçesi hafta sonları düğün alanı olur.
Düğün günü konvoyla başlar.Araçlarının dikiz aynalarına havlu asılır, kornalar çalarak Saray'ın bağlarına gidilip dönülür.
Akşam olunca Rumeli havaları ve güncel şarkılar eşliğinde gençler meydanda döktürür .
 
"Kırmızıyı severler
Birbirini överler
Romanlar böyledirler
Çalgısız yaşayamaz ölürler"
 
Bazı düğünlerde ayrıca sofralar kurulup el emeği köfte,turşu, dolma, pilav, börek ,sebze, ayran ,baklava ikram edilir. Erkeklerin ağırlandığı sofralarda ise ayrıca rakı, bira oluk oluk akar. Davul , zurna, dümbelek , keman ,cümbüş eşliğinde mahalli sanatçılar konukları şenlendirir. Bunlar,siyah takım elbiseleri ,beyaz gömlekleri ,briyantinli saç ve tıraşlı yüzleriyle ve ciddiyetle mesleklerini icra eden, unutulmaz anlar yaşatan çingenelerdir. Masaları tek tek dolaşıp istek alır, söylerler!
 
Kırmızı gülün alı var
Hergün ağlasam da yeri var
Bugün benim efkarım var
Ah bu gönlüm arzu eder seni yar
 
Tatlı bir hüzün sarar ruhları..." gel de içme !.." dercesine kadehler kalkıverir. O an. zurnacı zurnasını istekte bulunanın kulağına yapıştırınca da bahşiş vererek kulağı kurtarmak mümkün olur!
 
Kurtuluş Bayramı da önemli bir şölene dönüşür. Her kız öğrencinin hayalidir bayrak işlemeli beyaz gelinliği giyip Arif Nihat Asya'nın "Bayrak " şiirini okuyan temsilde yer alabilmek :
"Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, 
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü, "...
Büyükyoncalı'da herkes bu şiiri ezbere bilir.
 
Eskiden kapısında yabani armut ağacının bulunduğu meşhur kıraathanede durdum. "Mecit'in Kahvesi " derlerdi buraya.
 
Bastonuna sımsıkı sarılmış Bedri'yle göz göze geldik. Oldukça yaşlanmış. Bana baktı ama beni görmedi. Hâlbuki yıllar öncesinde o, ben , Nedim, Şöfor Erdinç , Saray'dan Memet Çavuş ...sonra Baki'yle onun maliyeci "Aga'sı" Cahit , Ersin , Yavuz, Yalçın dayı ...bazen öğretmen Tatar Lütfü , hatta Şinasi...filan ne çok "yaşamaya "gitmiştik.
 
Trakya'da "yaşamak" günü birlik ya da birkaç günlüğüne tatil yapmak anlamına gelir. Hafta sonu köye gelen erkekler öğleden sonra başlayıp gece boyu bir yerlerde -piknik şeklinde- dinlenmeye can atardı.
 
"Yaşama," programı kendiliğinden oluşurdu. İki , üç otomobil aniden dolardı. Nedim Sezer'in "İstanbul plakalı beyaz şahininde" piknik için gerekli araç gereçler ,lambası neyim hep bulunurdu.
Nevaleler, özellikle karpuz alınır . Trakyalı karpuza bayılır! Sonra çerez, rakı ,bira ... kimse harcamanın hesabını yapmaz , kimse de kimseden aşağı kalmazdı harcamalarda.
Nedim genelde seslenirdi : Ben köfteleri yaptım , siz ekmeği almaya bakın ! Bazen de "tavşan yahnisi" pişireceğiz derdi, pişirilirdi.
 
***
Istıranca hayat doludur. Bakir meşelikler, kavaklar arasında ummadığınız yerde çimen serili düz alanlar incecik pınarlarıyla gizlenmiş ,sizi bekliyordur. Yaş ağaç kesmek ihanettir, anlayışı vardır. Kuru meşe dalları toplanır, Memet Çavuş ağaçlara zarar vermeden oturak yapar, Baki ve Ersin av tüfeğiyle havalandırdıkları paraya saçma atar, Nedim köfteleri ızgaraya yerleştirirken Bedri'ye salata yapmak düşerdi.Define meraklısı İbrahim ve sonraları çobanlık yapan Ormancı da gelir , ateş yakar, sofrayı donatırlardı. 
Şarkılar ,türküler, sohbetler ; kafaya takılan bir tezi kanıtlamak için tek yanlı ısrarlı anlatımlarla, nefes tüketmelerle süren geceden geriye ,ertesi gün öğleden sonra ancak uyanan ve kıraathanede biraraya gelip okey oyununa dalan hoş sohbet simalar kalırdı.
 
Onların çoğu artık çok uzakta ; selvili mekanlarında "yaşamaya" gittiler !
 
FoTo & Deneme
msgazioğlu
12.01.2016
.
 
Toplam blog
: 40
: 956
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Yüreğinize ulaşabilmek ,duygularımı ,deneme , anı , şiir  ve fotoğraflarımı paylaşmak istiyorum ...