​ Travmatik ülkede yeni seçim yeni travma... / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mart '09

 
Kategori
Siyaset
 

Travmatik ülkede yeni seçim yeni travma...

Travmatik ülkede yeni seçim yeni travma...
 

ntvmsnbc.com


Türkiye çok ilginç bir ülke; düşünün çok değil 20 ay önce iktidar partisi AKP seçimlerden % 47 gibi oy oranı ile çıkmış resmen gövde gösterisinde bulunmuştu. Aradan geçen süre bir partinin % 38,9 orana kadar inmesi için yeter süre olmamasına rağmen bu gerçekleşti.

2007 seçimlerindeki oy oranının gerçekten AKP'ye ait olup olmadığını çok tartıştık. Hatta 2002 ile başlayan seçim sürecinde sürekli yükselen bir grafik çiziyor oluşunun nedeni çok ciddi bir sosyolojik olguydu. Tartıştığımız olguların önemli bölümü doğruydu da. Bir önceki seçim sonuçlarını %100 isabet ile tahmin etmiş KONDA'nın son verilerinin %50 civarında bir oran vermesi de kafaları iyice alt üst etmişti.

Ancak; Tarhan Erdem'in seçim analizi-tahmini üzerine isimli yazımı şöyle bitirdiğimi hatırlatmak istiyorum.

"Bir de şu var; AKP'nin geldiği yer son otuz yıllık siyasi hayatımız için ciddi bir pozisyon. Bu oran 2007'de AKP'ye oy vermiş ancak aslen o parti tabanına ait olmayan seçmen için bir merkezden kaçış psikolojisi de yaratabilir."

AKP ilk defa mağdur olmadığı bir seçime, üstelik liderinin "sağa - sola" tüm gücünü gösterdiği bir kampanya ile giriyordu. Kendine güven öylesine üst boyutta ifade ediliyordu ki "ağaca ceketi assam seçtiririm" söylemi dile getirilmeye başlamıştı.

Tarhan Erdem bu seçimde bir isabet sağlayamamış olabilir ancak bir önceki seçimde yarattığı güvenilirliğin etkisiyle belki de AKP'den kaçışın yolunu açtı.

Neden?

Türkiye'de oyların dağılımında psikoloji çok etkili. Türkiye maalesef travmatik bir ülkedir. 2007 yılındaki seçim bize Türkiye'nin ne büyük sarsıntılardan geçtiğini hatırlatıyor hemen. Oy oranını gücü de bir o kadar travmatik etki yarattı. Bu gidiş gelişlerin siyaset bilimi ile kolay açıklanacağını sanmıyorum. En azından beni ikna edemiyor.

Başbakan "mesajı doğru okumaya çalışacağını" söylese de aslında %47'nin gerçek olmadığını ifade etmesi bence çok daha doğru yaklaşım olurdu.

İşin bir diğer ilginç olan kısmı; herşeye rağmen ana muhalefet partisi CHP'nin 2002'den itibaren oy oranını sürekli arttırıyor oluşu. CHP, DSP'nin hükümet başkanı olduğu seçimlerde 1999'da meclise girememişti. Hatırlayın, 2002 seçimleri sonunda Deniz Baykal zafer ilan etmişti.

Dikkat çekmek istediğim bir diğer husus; belli başlı büyük şehirlerdeki oy dağılımının ilginç bir tablo ortaya koyması.

AKP CHP MHP
46,47% 39,90% 13,63%
13.821.537 6.423.337 5.514.541 1.883.659
İstanbul 3.048.876 2.536.892 354.187
Ankara 939.365 769.299 656.895
İzmir 682.938 1.133.761 154.647
Adana 230.410 206.434 232.497
Mersin 93.037 135.083 109.583
Antalya 185.965 215.955 92.746
Bursa 508.007 290.453 134.352
Diyarbakır 113.374
Gaziantep 323.012 184.299 35.525
Kayseri 298.353 42.365 113.227

Bu oranlar kısmen değişmiş olsa da mertebesi bu oldu.

Kentleşme arttıkça, sanayinin olduğu şehirlerde AKP ile CHP arasındaki fark kapanmaya başlamaktadır. Hatta CHP ve MHP'nin neredeyse oylarının sıfırlandığı Diyarbakır'ı bu tablonun dışına aldığımızda ya da bu tabloda bulunmayan ve özel bir statüsü bulunan, mesela Büyükerşen'in CHP çatısı altında seçime girmiş olduğu varsayılan Eskişehir'i eklediğimizde makas %5'in altına inmektedir.

Bu AKP'nin kırsal oyları bünyesinde toplayan bir parti olduğunu göstermiyor bize. Aksine AKP nasıl bu kadar çok oy alabiliyor? isimli yazıda ortaya koyduğumuz teşhisleri güçlendiriyor. Burada altını çizmek istediğim şey CHP'nin pozisyonudur.

Bu seçim sonuçları CHP'de ister istemez bir şeylerin değişmesi gerektiğinin altını çizecektir. CHP'nin İstanbul'da ulaştığı oyun nedeninin Kılıçdaroğlu; Ankra'da Karayalçın olduğu bir gerçektir. Bu da CHP gibi sosyaldemokrat olarak sınıflandırılmış partilerde liderin değil örgütün gücünün ne olduğu ile kurulan doğru ilişkidir. 1984 ile 1995 yılları arasında İnönü döneminde parti içinde ne kadar çok isim olduğunu hatırlatmamız yerindedir diye düşünüyorum. Sosyaldemokrasi bir taban hareketidir. Türkiye'de de olması gereken yol budur. Kılıçdaroğlu'na liderlik etiketi yakıştırmak yerine taban içinden her ilde yeni Kılıçdaroğluları bulup onları vitrine çıkarmak hedef olmalıdır.

Her seçimde bir hayır vardır. Halkın devreye girdiği iradelerde demokrasi bir adım ileri gider. Seçimler bize AKP'nin mutlak iktidarının bile sınırlanabileceğini göstermiştir.

Devam ederiz.

Uzay Gökerman
 
Toplam blog
: 2033
: 1268
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..