Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Kasım '09

 
Kategori
Spor
 

Triatlet olmak ya da olmamak! işte bütün mesele bu…(acaba olabildim mi?)

Triatlet olmak ya da olmamak! işte bütün mesele bu…(acaba olabildim mi?)
 

Çanakkale Yüzme Maratonu bitiş çizgisinde...


“Triatlon” ile ilgili bir yazı da şöyle diyordu; "Triatlon müsabakalarının ne kadar zor olduğu değil, yıl boyu antrenmanlara ne kadar zaman ayırdığınız çok önemlidir." Evet, çok doğru bir tespitti. Eğer yüzme biliyor, bisiklet ve koşuyla da tanışıklığınız var ve aktif spor hayatı olan bir bireyseniz, herhangi bir Sprint Traitlon (750m yüzme, 20km bisiklet ve 5000m koşunun arka arkaya yapıldığı branş) müsabakasına katılıp bitirebilirsiniz. Fakat bu sizin iyi bir derece almanıza yardımcı olmayacağı gibi, iyi bir triatlet olmanıza da faydası olmaz… İyi bir triatlet olmak için bu işe kendiniz vakfetmeniz gerekir.

Bundan birkaç yıl önce, yaz gelirken yapmış olduğum yalan yanlış ve eksik gedik antrenmalarla müsabakalara katılır ve sonuncu olur, hüsrana uğrardım. Elbette bu vb. sporlarda sadece yarışma sezonu geldiği zaman antrenman yaparsanız, hiçbir fayda sağlayamazsınız. Nitekim ben de kış geldiği zaman hava soğudu diyerek antrenmanlara ara verirdim. Yaklaşık 1.5 yıl önce bu işin ara, ara değil, sürekli olarak yapılması gerekliliğinin farkına vardım ve triatlon antrenmanlarına daha çok zaman ayırmaya başladım. Tabi ki bu arada unutulmaması gereken en önemli şey, benim evli bir çocuk babası ve düzenli bir işi olan amatör sayılabilecek bir sporcu olduğumdur.

Neyse ki geçen yıl yapmış olduğum düzenli antrenmanlar sayesinde yavaş, yavaş sonuncu olmaktan kurtulmaya başladım. Bu yıl “Çeşme Traitlon Yarışında” “Masterlar” kategorisinde 14 kişi arasında 7. , “Çanakkale Boğazını Yüzme Maratonu” yarışmasında da yaş gurubumda 30 kişi arasında 7. olarak kendime göre iyi bir dereceye kavuştum nihayet… :) Fakat biliyorum ki yapmış olduğum antrenmanlar asla yeterli olmuyor ve olmayacakta... Zaten hangi spor veya hangi meslekte kendiniz yeterli görmeye başlarsanız, o, sizin için sonun başlangıcıdır. Artık amatör ruh ve rekabet azminizi kaybeder ve zirve tırmanışınızdan koparsınız…

Yine başka bir yazıda "Bir triatletin tam anlamıyla triatlet olması için 5-10 yıl bu spora gönül vermesi gerektiği yazıyordu. Hal böyle olunca sanırım önümde kat etmem gereken bir hayli zaman ve yol var. Yol var, var olmasına ama antrenman diyince 10-15 dakikayla olmuyor bu iş… Haftanın en az 5-6 günü ortalama en az 1.5-2 saat antrenman yapmanız gerekiyor. Hal böyle olunca her gün iş çıkışı, geldi gitti derken, 3-4 saat kadar evden uzak kalmanız gerekiyor. Bekar arkadaşlar için pek sorun olmasa da, evliler için bu sorun olabilir…

Nitekim geçenlerde takımdaki bekar arkadaşlardan birisinin annesi her gün iş çıkışı, haftanın 6 günü, saatler boyu antrenman yapmasından bıkıp usanmış ve; "Yahu hadi sen bekarsın ve bu kadar zaman ayırabiliyorsun, senin bu sporu yapan evli arkadaşların yok mu? Varsa eşleri bu duruma nasıl tahammül ediyor?" demiş. Çok doğru bir tespit daha… Arkadaşın annesi çileden çıktığına göre eşiniz haydi, haydi çıkabilir…

Dolayısıyla spora ayırdığınız zaman kadar ailenize da zaman ayırmanız gerekiyor ki eşiniz ihmal edildiğini düşünmesin. Yoksa eve kuma getirmiş gibi olursunuz ve ona göre muamelesi görürsünüz… :) Elbette, sadece ailenize zaman ve enerji ayırmakla her şey hallolmuyor. Antrenmanların ertesi günü, işinize iyi odaklanabilmek için iyice dinlenmiş olmalısınız. Yoksa karınızdan sonra patronunuzla da başınız derde girebilir. Dolayısıyla iyi beslenmiş ve özellikle iyi istirahat etmiş olmalısınız ki iş hayatınızı düzgün bir şekilde idame ettirebilesiniz. Yoksa hem konsantrasyon bozukluğu, hem de asabiyet yakanıza yapışacaktır ki bedeli çok ağır olabilir… Bu arada diğer yandan, işinizi düzgün yapmaya çalışırken kendinizi tüketmemeye özen göstermelisiniz ki, akşam iş çıkışı antrenman yapmaya enerjiniz kalsın. Zaten, tüm bunlar bir konsept’ en ibarettir. Biri olmadan diğerleri asla tam olamaz, eksik olur, yarım olur, yanlış olur...

Anlayacağınız üzere ince ve naif bir ip üstünde denge kurmaya çalışmak zorundasınız. Eğer dengeyi iyi kuramazsanız, bir yerlerden çatırdamaya başlar ve iskambil kağıtlarından yapılan evler gibi kolayca yıkılır. Bu yüzden hassas dengelere çok dikkat etmeniz gerekir. Zaten hayat bir “Dengeler Kurma Sanatı” değil midir?

Ben bu spora 40’larında yani çok geç başladım. Dolayısıyla henüz işin başında yani emekleme devrindeyim. Bir an önce ayağa kalkıp koşmak ve anlamlı bir başarıya imza atmayı çok arzu ediyorum. Gerçi 15-20 yaşından beri bu sporla uğraşan elit sporcularla, bu yaştan sonra aşık atmak pek kolay olmuyor ama olsun varsın, birinci olmadan ölmek yok… :)

Eşimin dost sohbetlerinde dediği gibi; “Alpay tırmanmaya çok geç ve çok yeni başladı… Bu yüzden de henüz daha hızını alamadı…”

Not: Bana, malzeme ve maddi destekleri ile yardımlarını esirgemeyen, küçük çaplı sponsorluk yapan, başta eşim Arzu’ya, annem Meral’e ve kuzenim Levent Yüksel’e çok, çok teşekkür ediyorum. Ayrıca manevi olarak beni teşvik eden kuzenimin eşi Ceyda ve kız kardeşim Binnur ve eşi Ertunç’a da müteşekkirim. Selam ve saygılarımla

 
Toplam blog
: 180
: 4439
Kayıt tarihi
: 01.08.08
 
 

Kısaca -Yaş Grubu Türkiye Triatlon Şampiyonu, Vegan Triatlet, Türkiye Triatlon Federasyonu Eski B..