- Kategori
- Güncel
TSK, belgeler, sap ve samanlar
Son zamanlarda ortaya çıkan gelişmelerle ilgili toplumda iki ana tutum görülüyor.
Bir taraf, gelişmelere şüpheyle bakarken, bir taraf bu gelişmelerin doğruluğundan neredeyse hiç şüphe etmiyor.
Bu yarılma kendi iç psikolojisini de yaratmış durumda. Yani, kişi, kendi düşüncesini tarafında olduğunu ‘sandığı’ şeyi duygusal olarak sahipleniyor ve doğru görüyor. Sonra, üzerinde yeteri kadar akletmeden ulaştığı bu sonuca (aslında ruhunda önceden var olan bu sonuca) bir akılsal temel bulmak üzere, sonuçtan nedene giden bir temellendirme yapıyor. Oysa, düşünme denilen şey, nedenlerden sonuca gider. Tabiî ki bu akılyürütme, esas amaç olarak, önyargısını doğrulama(!) işini görüyor. Bu, moda deyimiyle bir ezberdir. Ben buna angajman diyorum, angajmen de diyebilirim.
Güncele gelirsek yine hukuk dışı olarak suç unsuru taşıyan bir metin basına sızdı. Bu metin, iddiaya göre, TSK tarafından AKP ve Gülen hareketinin aleyhine yasadışı çalışmaları da içeren bir girişimin projelendirildiği bir metin.
Aklı başında bir insan sağduyu sahibidir; ülkenin siyaseten son derece karışık olduğu, devletin içinde çok farklı yapılanmaların çok yoğun olarak iddia edildiği bir ortamda bu belgeyi şüpheyle karşılar, ama doğruluk olasılığını da dışlamaz.
Akıl sahibidir; belgeyi, orada anlatılanları, bu anlatılanlara ilişkin olgular ve diğer olgular arasında herkes için geçerli olacak şekilde bağlantı kurarak bir bütünlük oluşturur.
İdrak sahibidir; bu bütünlüğün anlamına ve özelinde bu belgenin doğru olup olmadığına ilişkin kanaatini oluşturur.
Vicdan sahibi ve dürüsttür; bu kanaatini kanıtlanana kadar askıya alır, yargıdan kaçınır, kimsenin aleyhine kullanmaz ve lehine kullanmaz.
Ve onur sahibidir; hiç kimsenin onuruyla oynamama erdemini gösterir ve kimseye de hak etmediği onuru bahşetmez.
Başka bir açıdan bakalım:
Bir kimsenin suçlu olup olmadığı bilinmediği ‘doğal’ bir durumda, “iyi niyetli” bir insanın doğal eğilimi, bu kişinin o suçu işlememiş olduğunu ummaktır.
Ama şaşkınlıkla görüyoruz ki, henüz hiçbir suçu kanıtlanmadığı halde, bazı kişiler, örneğin üniversite hocalarını, ‘kimse dokunulmaz değildir’ diyerek (bunu argüman diye ileri sürenlerin bir ortaokul öğrencisinden daha zeki oldukları şüphe götürür) ve nerdeyse ağızlarının suyu akarak, suçlu çıkarmaya ya da suçlu göstermeye uğraşmaktalar. Bu, ilgili her konuda hemen hemen aynıdır.
Ancak özgür düşünce, sapla samanı er ya da geç ayıracaktır.
Ve, iktidarın gücü buymuş demek, güçlünün yanında olan yalakalarıyla sapla samanı karıştırmayı deneyebiliyormuş.