Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Mayıs '09

 
Kategori
Spor
 

Tugay'ın ardından...

Tugay'ın ardından...
 

Şu ana kadar hiç spor yazısı yazmadım. İyi bir spor izleyicisiyim aslında. Futboldan basketbola, masa tenisine, bilardoya ve eşimin “yeter artık” çığlıklarını sakin bir ifade ile karşılayıp çığlıklar dinene kadar mağrur yüz ifademi bozmayaraktan izlediğim amerikan futbolu, beyzbol ve curling’e kadar geniş bir yelpazede müsabakaları takip ediyorum. Bu aralar ise birçok basketbolsever’in yaptığı gibi konferans finallerine takmış durumdayım ama 10-15 sene önceye göre performansımın önemli bir düşüş gösterdiğini itiraf etmeliyim. (Chicago Bulls’un tüm final serilerini sabahın köründe kalkıp izlemiştim). Artık tekrarlar ile yetiniyorum. Tabii o zamanlar hayatımdaki en kıymetli hazinem olan uykumu bölüp kalkmama neden olan mükemmel bir atleti izliyordum ekrandan. Babalarımızın Muhammed Ali’yi canlı izlemiş olmalarını anlatıp bizi için için kıskandırmaları gibi, bizler de Michael Jordan’ı canlı izlemiş olmamızı anlatacağız çocuklarımıza. Michael Jordan gibi özel, hayatta her zaman karşınıza çıkamayacak, yaptığı işi izledikten sonra içinizde çok lezzetli bir yemek sonrası sahip olduğunuz o haz duygusunu uyandıran insanlara bir saygı duruşu idi o uyanışlar aslında. Çok uzakta da olsa, bizi göremese de, bilmese de, yaşattığı tüm hatıralar için bir saygı duruşu...

İşte bu haftasonu, birçok sporseverin haberi olmadan belki de, böyle bir oyuncu sporculuk hayatını noktaladı. Tugay Kerimoğlu... Neresinden bakarsanız bakın, Türk spor tarihinde gelmiş geçmiş en başarılı oyuncu idi. Galatasaraydaki kariyerinden tutun, Glasgow Rangers ve Blackburn Rovers’a uzanan futbolculuk yaşamında hem sporcu kişiliği hem de yetenekleri ile bizlere unutulmaz bir 22 sene yaşattı Tugay. Galatasaray’ın efsane kadrosunun prematüre döneminin en önemli oyuncularından biriydi. Galatasaray’da kaptanlık yapan en genç oyuncu olmuştu. Galatasaray’ın Uefa kupasını kaldırdığı sene ara transferde Glasgow’a transfer olması ise belki en büyük şanssızlığı, belki de en büyük şansı idi, tartışılır... Glasgow’a bir orta saha oyuncusu olarak transfer olmuşken, iki sezon boyunca “ ön stoper” olarak görev aldı ve çok başarılı oldu. Bu çok yönlü oyunu eski menejeri Graeme Souness’ın dikkatini çekti ve 2001-2002 sezonunda Blackbur Rovers’a transfer oldu. Dünyanın en zorlu, en tempolu ve en keyifli liginde 7 sezon istikrarlı bir şekilde takımının liderliğini yaptı. 37 yaşında, premier ligdeki son senesinde bile oynadığı maçların önemli bir bölümünde maçın futbolcusu seçilen bir profesyoneldi. Premier ligdeki üstün performansına rağmen bundan yaklaşık 6-7 sene önce gençlerin önünü açmak için milli takımı bırakacak kadar da “aydın” bir sporcu idi. Bu karakterli kişiliği, oyunculuk anlayışı ve izleyenlerin damağında bıraktığı lezzete bir saygı için Ewood Park’a aktı sporseverler bu hafta sonu. Tribünlerde, stadyumun etrafındaki barlarda Türk bayrakları asıldı. Blackburn Rovers kulubü her taraftarına bir Tugay Kerimoğlu maskesi dağıtmıştı. Maçın 85. dakikasında oyundan alınırken tribünlerdeki 32000 Tugay Kerimoğlu ayağa kalktı ve Türk futbol tarihine ve bence dünya futbol tarihine gelmiş geçmiş en başarılı sporculardan biri olan bu profesyoneli ayakta alkışlarken, “You are our Turkish Delight- Sen bizim Türk lokumumuzsun” tezahüratı ile onu uğurladılar...

Başka spor yazısı yazarmıyım bilmiyorum, ama bu yazıyı yazmak zorundaydım. Türk futbolunun yetiştirdiği bu büyük yeteneğe kendimce bir hayranlık ve saygı göstergesidir bu yazı... Michael Jordan basketbolu bırakırken Philadelphia’ya karşı son maçında, maçın bitimine yaklaşık iki dakika kala tüm oyuncuların ve hakemlerin maçı bırakıp salondaki tüm seyirciler ile birlikte bu büyük oyuncuyu alkışlarken televizyon ekranında gösterilen bir seyircinin açtığı pankartta yazan bir cümle ile bitiriyorum:

Hatıralar için teşekkkürler Tugay - Thanks for the Memories

 
Toplam blog
: 89
: 618
Kayıt tarihi
: 16.12.06
 
 

İlk kitabımı, 'Pal Sokağı Çocukları'nı okuduğumdan beri yazıyorum. Yazmak beni o çocuklar gibi öz..