​ Tulpar’ı Biliyor musunuz? / Ben Bildiriyorum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Kasım '19

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

Tulpar’ı Biliyor musunuz?

Beyaz bir at vardı önlerinde.

Heybetli bir at.

Beyaz olma hali ışıkla karışmış, parlaklığı kıymetli taşların bir arada coşkusunu anlatır gibi, temizliğin paha biçilmez şekliyle öylesine parlıyordu. Yeleleri ve kuyruğu inanılmazdı.

Bu karanlıkta bu kadar nasıl parlayabiliyordu?

Kuyruğu çok uzundu. Bir gelinin duvağı gibi ipeklerle, tüllerle, şifonlarla karışmış içine yaldızlar serpilmiş gibi dalgalanıyordu. Yelesi benim diyen kadının saçlarına taş çıkartır durumdaydı. Böyle yele mi olurdu?

Bu Allah’ın bir lütfu değildi de neydi? Böyle bir güzelliğe bakmak nasıl bir duyguydu bunu bile tam çözümleyemiyordu Ecrin. Baktığı kutsal bir şeydi muhakkak ki, üstünde yaldızlardan ışıklar saçılıyordu.

Gökyüzünden aşağı bu muhteşem varlığın üstünde aydınlatılmak üzere bir ışık huzmesi vardı. At onları mı bekliyordu ki, onların karşısında durmuş onlara bakıyordu. Hareketsiz, kıpırdamadan!

Onlar zaten heykel misali durduklarından nefeslerini bile kısa değil uzun aralıklara ısmarladıklarından! Ecrin, işte o anda yine hissetti.

Zaman! Evet, zaman yine yok olmuştu!

Ne kadar böyle kalmışlardı?

Bilmiyordu.

Ne kadar bu büyük ‘bakış aşkı’ ile bakışmışlardı?

Bilmiyordu.

Biraz önceki göklerin feryadı, yerlerin çığlıkları nasıl son bulmuştu?

Bilmiyordu.

Şimdi dünya neden bu sessizlik içindeydi.

Bu at neyin habercisiydi?

 

Hatırlamıştı, çığlık atar gibi konuştu.

“Bunu biliyorum, evet bunu biliyorum. Bu Tulpar.”

 

 
Toplam blog
: 1731
: 4678
Kayıt tarihi
: 09.12.10
 
 

Turizmci; Genel müdür Yazar ; Romanlar, senaryolar müzikkaller... Sinema filmleri, TV filmleri.....