Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Şubat '21

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
352
 

Tüm Problemlerin Nedeni

Tüm kişisel, ailevi, toplumsal, millî ve uluslararası problemlerimizin tek bir nedeni var:

 

              Bunu anlamak için de doğamızı anlamamız lazım!

 

              Doğamız arzulamaktır ve arzularımızı haz ile doldurarak mutlu olmak isteriz. İnsanın ham maddesi sadece basit bir haz alma isteğinden başka bir şey değildir. Doğamız gereği, mutlu olmak için çabalarken başımıza olur olmadık birçok sıkıntı gelir ve ızdırap çekeriz. İnsan arzularını tatmin ederek mutluluğunu sürekli canlı tutmaya çalışır. Bizleri işleten “yazılım” budur. Ancak bu mutluluğu sürekli sağlamak mümkün değildir. Çünkü insanoğlu doğanın basit bir kanununu bilmemektedir. “Arzu ve haz birbirini iptal eder.” Bu kanun, çok kritik bir kanundur. Çünkü insanoğlu bu şekilde var olmaya çalıştıkça, sadece artan bir tatminsizlik ve mutsuzluk ile ilerler. Ta ki hayatta çaresizliğe gelene kadar. Kişi yavaş yavaş yaşlandıkça arzuları da zayıflar. İstediği şeyleri yavaş yavaş bırakır. Ölümüne doğru günlerini geçirir.

 

              Bu ilk bilmemiz gereken doğa kanunu idi.

 

              Gelelim ikincisine...

 

              İnsanoğlu egoizm denilen bir doğa ile çalışır. Yani, bizi işleten ve haz alma arzusu olan “yazılım” bu prensiple çalışıyor. İnsan, tüm hesabını sadece egoizmden yapar. Egoizm, kendimize verdiğimiz aşırı değer demektir! Bu da elbette sadece diğer kişilerin değerini indirgemek ile olabilir. Herkes istisnasız egoisttir. Doğamız bu şekildedir. Bunun önüne hiç kimse geçemez.

 

              Her nesilde egoizm giderek artar. Kişi de büyüdükçe daha egoist olur. İnsanoğlunun ve kişisel gelişimimizin arkasındaki itiş gücü egodur. Bu olmasaydı asla insanoğlu olarak ilerleyemezdik. Hayvanlar gibi bir hayatımız olurdu. 21. yüzyıldaki insanoğlunun hayatına bakınca kulağa pek de kötü gelmiyor. İnsan, başkaları ile sürekli kendisini kıyaslayarak ve daha yüce olmayı isteyerek gelişir. Daha iyi bir hayat hayali ile... Yani daha fazla haz hayali ile...

 

              Bu yüzden bir taraftan arzularımızı haz ile doldurmaya çalışıyoruz. Öteki taraftan da bunu egoistçe yaparak, diğer insanların üzerinden onları kullanarak kendimizi tatmin etmeye çalışıyoruz. Ama birinci kuraldan dolayı, yani arzu ve haz birbirini iptal ettiği için asla mutlu olamıyoruz.

 

              İşte bu kısır döngüyü anlamamak ve sorunu çözememek kişisel problemlerimizin başlangıcıdır. Şimdi sekiz milyarlık insanoğlu sürekli kendini bu şekilde mutlu etmeye çalışırsa, elbette bu bireysel, ailevi, toplumsal, millî ve uluslararası problemlerin hepsi olacaktır... Yani aslında bir insan ile tüm dünya aynı şey...

 

              Giderek artan insan egosu ve asla tatmin olmayacak bir alma arzusu da elbette dünyadaki tüm sorunların tek sebebidir. İnsanoğlunun egosal gelişimini artık tamamladığını görebiliriz. Çünkü tüm dünya bir ülke gibi... Her ülkedeki insanlar aynı problemleri yaşıyor. Ailede, toplumda, politikada, ekonomide, uluslararası ilişkilerde herkesin ve hepimizin problemleri aynı!

 

              Küresel ve tamamlanmış bir egoist gelişime geldik. 21. yüzyıl itibariyle artık egoizm ve haz alma arzusunun kombinasyonu artık insanoğlunun mutasyon geçirmesine neden oluyor. Bu yüzden toplumda sürekli artan rahatsızlıklar, daha önce toplumumuzda hiç görülmemiş derecede sapıklıklar, cinayetler, yolsuzluklar ve dolandırıcılıklar tüm dünyada su yüzeyine çıkmıştır ve devamı da gelecektir.

 

              Hayat bize bu doğamız ile, bu “yazılım” ile var olamayacağımızı gösteriyor. Bize hayatın, doğanın ya da Yaradan’ın son tokadı da COVID-19 virüsüdür. Hayat bizi, kendimizi yok etmememiz için resmen durduruyor. Bu yüzden bu virüsün geldiğine hiç üzülmeyelim. Birbirimizi yemeyi durdurtan tek etken bu virüs oldu. Eğer tüm dünyanın ortak problemi bu virüs olmasaydı, şüphesiz çoktan büyük bir savaş daha çıkardı. Çünkü insanoğlu ne birinci ne de ikinci dünya savaşıyla uslanmadı. Hatta üçüncü dünya savaşını da çıkarmaya çok az kalmıştı ki, hayat hepimizi eve kapattı. Çünkü doğa bizden daha akıllıdır!

 

              Tüm dertlerin nedeni işte bu doğamızdır. Bunu anlamadığımız sürece ve bunun üzerine nasıl çıkıp ne şekilde yaşayacağımızı bilemediğimiz sürece, hazlarımızı egoist doğalarımızı tatmin ederek doldurmaya çalışıp giderek artan bir karanlığa sürükleneceğiz.

 

              2012 yılında yazdığım bir makalede 2020 yılında bir kriz yaşayacağımızdan bahsetmiştim. Şimdi sizlere şunu da diyebilirim: 2020’yi mumla arayacağız.

 

              İnsanoğlu olarak gelin bu ızdıraba ve karanlığa bir dur diyelim. Kendimizi bilelim. Doğamızın kendimize ne kadar zarar verdiğini görmeye gelelim. Çünkü bana bir şeyin ölümcül derecede zarar verdiğini görürsem ondan kendimi uzak tutarım.

 

              Doğamız mutlu olmayı istiyor ve görünüyor ki hayatın amacı bu mutluluk olsa gerek! Çünkü hayat bizi böyle yaratmış ve içimizdeki derin talep bu! Bu mutluluğu gerçekleştirmenin yegane yolu ise insan ile insan arasındaki ilişkinin iyileşmesi... Çünkü tüm mutluluklar aslında insan ve insan arasındaki bağda hissedilir. Kendimizi doldurduğumuz materyal hazların hepsi anlık hazlardır. Ama dostlarımızla ve ailemizle yaşadığımız duyguları belleğimize anılar ve duygular olarak işleriz. Bu yüzden kişinin mutluluğu bulabileceği sadece bir tek yer vardır: İnsan ile insan arasındaki iyi ilişkiler! İnsanoğlu, bunu yapmayı bilmediği sürece, hayatını dertler ve sıkıntılarla geçirecektir. Bu dünyadan göçüp gidecek ve kitlelerin hayatına bakacak olursak görürüz ki sanki hiç var olmamış gibi ölecekler. Hayat da öyle diyor... “Cenazene kimseyi getirmeyeceğiz ve bir tabutta virüsten korumak için beyaz kıyafetler giymiş insanlar tarafından gömüleceksin. Cenazene de kimse gelmeyecek!” Gerçekten sanki hiç yaşamamış gibi ölecek insan.

 

              Elbette böyle geçmek zorunda değil hayat! Kötülüğün içinde kendimizi buldukça çıkmanın da yollarını ararız ve hayatı sorgularız. “Neden yaşıyorum ki?” demeye başlarız. Eğer kişi bu sorunun cevabını ciddi olarak ararsa, elbette bir yol bulur.

 

              Kesin ve net bir sonuç var ki, bu şekilde sadece kendi kendimizi yiyip bitiriyoruz. Bunun önüne geçmenin tek yolu doğamızı ve bu doğayı ne ile ve nasıl evirip çevirebileceğimizi öğrenmek ve uygulamaktır.

 

 

 

  Mutlu Meydan

                                                                                                                               (01.02.2020)

 

ETEM SEVİK, Nesrin Öz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Kayıt tarihi
: 04.02.17
 
 

Ashburton High School (Londra), John Ruskin College (Londra), ODTÜ İşletme (Ankara), Macquarie Univ..