- Kategori
- Spor
Tuncay Şanlı ne yapmalı?

Hafta sonu Premier Lig’de oynanan Hull City – Stoke City karşılaşmasının 81. dakikasında oyuna girip, 88. dakikasında oyun dışı kalan Tuncay Şanlı’nın yaşadığı talihsizlik Türkiye’deki futbol kamuoyunu bir kere daha İngiltere’ye çevrilmesine neden oldu.
Tuncay Şanlı’nın 7 dakika içinde tekrardan oyundan alınması milli oyuncumuzu rezil eder mi?
Diyarbakırspor maçında Barış kırmızı kart ile oyun dışı kalınca Rijkaard sistemini korumak pahasına ileriden bir oyuncu çıkarıp orta sahaya nasıl takviye yaptıysa Stoke City teknik direktörünün de böyle bir hamle yapmaya hakkı vardır.
Filmi şöyle izleyelim.
Örneğin Tuncay 81. dakikada oyuna girmiş ve iki dakika sonra gol atıp, takımını 2-1 öne geçirmiş olsa, arkadaşı kırmızı kart gördükten sonra teknik direktörünün yapacağı bu hamleyi aynı kızgınlıkla mı karşılardı? Kuşkusuz koşarak ve alkışlarla sahayı terk ederdi. Medyamız da görevini yapmış futbolcumuzu göklere çıkararak baş tacı ederdi. Aynen bir Avrupa Kupası eleme maçında Semih’in sekiz dakika içinde hem gol atıp (Sn. İlker Yasin'in meşhur ettiği şekliyle hem gol hem penaltı yaptırmış) hem de kırmızı kart ile oyunda kalışında olduğu gibi… Düşünün ki tam tersi olsaydı, Semih büyük bir sorumsuzluk örneği gösterip gol atmadan, kırmızı kartla oyun dışı kalsaydı... Nasıl bir kıyamet kopardı?
Ancak filmin başka bir boyutu var. Tuncay Şanlı’yı bu hareket rezil etmiyor ama Tuncay Şanlı İngiltere’de bu takımlarda oynamayı seçerek hedeflerini küçültüyor. Böylece son on dakika içinde oyuna girecek ve ilk hamlede de vazgeçilecek oyuncu statüsüne sokuyor kendisini. Yani ne yapıyorsa, hangi muamele ile karşı karşıyaysa aslında olup bitenden yine Tuncay Şanlı sorumludur.
Şu bir kere daha anlaşılmalıdır ki; Türkiye futbolcu ihraç edecek düzeye gelmemiştir. Çünkü Türkiye’de futbolcu eğitimi yoktur. Altyapı zayıftır. Bu konuları daha derinlemesine tartışacağımız zamanlar da gelecektir. Şu an Tuncay Şanlı ekseninde devam edelim.
Tuncay futbolculuğunun en verimli olduğu dönemde şansını Avrupa’da oynamak üzere denedi. Aslında iki sene kötü bir süre de değil. Ancak talihsizliği oynadığı takım bu sene küme düştü. Bu bir anlamda Tuncay Şanlı için şanstı da. Çünkü Tuncay’ı izlemiş Ada’nın önemli kulüplerinden birine transfer olması mümkündü ya da bir alt ligde oynamayı kabullenerek Middlesbrough’un tekrardan Premier Lige çıkmasına yardımcı olabilir hatta şampiyon olan takımın yıldız futbolcusu olarak çok daha göze çarpabilirdi. Championship’in takımları da oldukça eskidir ve İngiltere’de çok da değer verilir.
Tuncay, geri planda kalacağını düşünerek Stoke Ciyt’e transferi seçti.
Yeni şehir, yeni oyuncular, yeni teknik adam, yepyeni bir oyun tarzı, belki sistem… Üstelik cebindeki pasaportun üzerinde Türkiye yazıyor.
Kuşkusuz bütün bunların özeti; her şeye sıfırdan başlamaktır. Sıfırdan başlanıldığında da insanın kabul etmesi gereken tek bir gerçek vardır, bunu gurur meselesi yapmamak. Ancak bir Türk futbolcusuna ne kadar “gurur yapma” derseniz deyin, bir kulaktan girer diğerinden çıkar. Ancak o ses kalbin üzerine bir çizik atar.
Tuncay benim çok sevdiğim bir oyuncudur. Fenerbahçe’de oynadığı yıllarda en çok ona kızardım çünkü beklentilerim fazlaydı. Tuncay Fenerbahçe’nin Gerrard’ı, Raul’u, Terri’si olabilirdi. Açıkçası bir futbol takımında böyle futbolcular olabilmelidir. Fenerbahçe’de şimdi bu görevi Alex yapıyor. Takımla bütünleşip, adını da Fenerbahçe ile yan yana yazıyor. Sembol haline geliyor.
Tuncay ise her iki senede bir sıfırdan başlamak üzerine kendisine belki de üstünden kalkamayacağı bir mücadele şekli koyuyor.
Şimdi Tuncay’ın önünde iki yol var.
Birincisi; her şeye kulaklarını kapayarak, teknik direktörü ile çatışmaya girmeden sırasının gelmesini bekleyecek; bunun için her türlü hamleye karşı hazırlıklı olacak;
İkincisi; İngiltere sürecini tamamlayarak Türkiye’ye geri dönmenin koşullarını yaratacak…
Tuncay mücadele azmiyle İngiltere’de çok sevilen bir oyuncu oldu. İngiliz futbolsever muhtemelen Tuncay’ı izlemek de istiyor. Ancak İngiltere’nin bir de futbol anlayışı var ki o da teknik direktör oradaki ismiyle manager – yöneticinin dediği oluyor.
Real Madrid’de transfer olmadan önce Liverpool’un ve İngiltere Milli takımının gözbebeği Owen’ın durumu da ortadadır. Manchester United’da aynen Tuncay gibi son çeyreklerde kendisini sahada bulabilmektedir. Üstelik Owen’ın pozisyonu Tuncay’dan da zordur. Tuncay bu muameleyle ülkesinde değil, İngiltere’de karşı karşıyadır. Ya Owen?
Uzay Gökerman