- Kategori
- Blog
Yaşarken, TÜYAP ve Milliyet Blog Zenginliği...

Sema'nın Fotoğraf Makinasından...
Kitap yazma ve yayınlatma sürecimle ilgili olarak bir iki yazı yazmış, burada paylaşmıştım. Açıkçası kendime ait şeyleri sürekli ve tekrar tekrar gündeme getirmek yerine düşüncelerimin, fikirlerimin ortada olmasını, eğer biriyle konuşacaksam, tartışacaksam bunların üzerinden yapmayı her zaman uygun görmüşümdür.
Kuşkusuz kitap, iki unsurun ortasında kalan bir üründür. Hem kişiseldir hem de düşünseldir.
Kitap Fuarı daveti yazımı yazarken de bu ikilem arasında kalmıştım.
O yazıya aldığım karşı davet ise beni çok şaşırtmış, heyecanlandırmış, mutlu etmişti. Vakayinüvis, beni yapımcısı olduğu Yaşarken isimli radyo programına çağırıyordu. İşte tam da bu noktada kişisel olan ön plana çıkıyor, beden buluyor, önemli hale geliyordu. Uzay'lı radyo programı tanıtım yazısı da böyle bir şeye dönüşüyordu.
O Çarşamba gününü beklemek, kitabın ilk baskısının çıktığı haberini alıp da teslim almaya giderken hissettiğim duygunun benzeri bir heyecandı benim için.
TRT’nin Harbiye’deki binası yine çocukluğumdan kalma küçük bir anıya daha önceden ev sahipliği yapmış olması nedeniyle imge yüklüydü. Bunun detayına girmiyorum; Vakayünivis’e anlattım.
Kapıdaki görevlinin “konuk musunuz?” sorusunun ardından “kimliğe gerek yok” tavrının o an insana hissettirdiği ayrıcalığı kaleme alıyor olmamın yanlış anlaşılmamasını umuyorum.
Birkaç dakika sonra karşılaşacağım Vakayinüvis’in içten, samimi ve ben radyodan ayrıldığım ana kadar gösterdiği yakın ilginin oraya adım attığım andan itibaren yaşadığım heyecanı yatıştırmış olması nedeniyle ne kadar değerli olduğunu da yazmadan geçemeyeceğim.
Saadet Baykal ile tanışana kadar da programı Vakayinüvis ile yapacağımı sanıyordum.
Programın içinde ve söyleşinin hemen başında, Saadet Baykal’ın yazdığım metni okurken sesinden öylesine büyülenmiştim ki; bundan sonra kaleme aldığım bütün metinlerin onun tarafından okunması arzusu ile dolmuştu içim.
Sesi sanki bambaşka bir dünyadan geliyor gibiydi. Bizim hiç önem vermeden yazılarımızın içine bilir bilmez yerleştirdiğimiz tüm noktalama işaretleri O’nun sesinde anlam buluyordu. O konuşurken siz konuşmayı unutuyordunuz. Eliniz ayağınıza dolanıyordu.
Bundan sonra nasıl eskisi gibi konuşabilirdiniz ki?
Bir erkeğin başına gelebilecek en büyük felaket ve mutluluk herhalde bir TRT spikeri ile evli olmakla yaşanabilirdi. Bir kere ağız tadıyla kavga etmenize imkân yoktu. Sizin en küçük tepkinize program metinini okuduğu sıradaki gibi sesle vereceği bir cevap önce sizi konuştuğunuza pişman eder, sonra da rüzgara karşı şişirdiğiniz bütün yelkenlerin inmesine neden olurdu. Bundan sonrası da büyük mutluluk, kuşkusuz…
Bu nedenle bana yöneltilen ilk ve basit soruyu cevaplandırmada çok zorlandım. Ancak sonra çok hoş ve rahat bir sohbetin içinde buldum kendimi. Sorulara vereceğim o kadar çok cevabım varken aralarından çekip çıkarmada zorlandım bazen. Bu nedenle de kelimelerimin ve cümlelerimin arasında duraklamalar, “fasılalar” girdi.
Radyoda tam üç saat kaldım.
Bu süre boyunca sanal ortamdan gerçek bir arkadaşlığa dönüştüğünü fark ettiğim, Vakayinüvis’le hoş bir sohbet yaptık.
Özellikle bu konunun altını biraz açmak istiyorum.
Son on yılda kurduğum arkadaşlıkların önemli bir bölümü sanal ortamda tanıştığım insanlardan oluşuyor. Aslında kişilik olarak zor arkadaşlık yapan biriyimdir. Örneğin nasıl yazarak düşünmeyi seviyorsam, insanlarla yazarak iletişim kurmayı seviyorum. Yazarak kurulan dostlukların daha içten olduğunu da düşünüyorum.
Mehmet Sağlam'ın Yaşarken isimli programı kaydederek*, bize ulaştırması da çok değerli bir paylaşımdı.
Mamut mahlaslı Sn. Celal Bey'in karikatürü de oldukça hoş bir katkı oldu. Programın içinde kendisine teşekkür edecektim ancak heyecandan unuttum.
Buradan TÜYAP Kitap Fuarı’na bağlamak istiyorum.
İşim gereği daha önce birkaç kere fuarlara katılmıştım. Yani katılımcı olarak ilk kez o standın arkasına geçmeyecektim. Bu nedenle hazırlıklıydım. Ancak ister istemez kimler gelecek, nasıl olacak soruları kafamın içini meşgul ediyordu.
İlk konuklarım Milliyet Blog’tan yazar arkadaşlarım oldu.
Ruksan İldan ve Sema Çürük yüzlerini hemen ayırt edebildiğim kişilerdi. Ruksan, yanılmıyorsam kitabımı ilk okuyan ve onu ilk yorumlayan kişilerden biriydi. Sadece MB içinde değil, kendi çevremde de… Her ikisi ile de sanki uzun zamandır tanışıyormuşuz gibi selamlaşıp, samimi bir sohbetin içine girdik. Bu sohbet daha sonra çok değerli Coşkun Karabulut’un katılımıyla daha da renklendi. Kuşkusuz biraz Milliyet Blog’ta olup bitenleri konuştuk.
MB’den standımı ziyaret eden üçüncü ve son kişi Ezgi Umut oldu. Benim için büyük sürprizdi açıkçası. Çünkü artık fuardan ayrılmak üzere hazırlıklar yapıyordum; kendisi bir anda ortaya çıktı. Standın önünde bir sağa bir sola dolanırken bir şey aradığını anlamış ama aradığının benim kitabım olduğunu hiç üzerime alınmamıştım. Aynı yayınevinden diğer bir yazar arkadaşımın gidip onunla kucaklaşmasıyla da hislerimde yanılmadığımı düşünüyordum hala. Oysa o aynı zamanda benim için oradaymış ve Adalar ve Kıtalar’ı bulmaya çalışıyormuş! Elinde tuttuğu kâğıtta kendi el yazısıyla yazdığı TÜYAP programındaki ismimi bana gösterirken “senin için buradayım” diyordu ki; bu açıkçası beni çok mutlu eden bir dışa vurum oluyordu. Böylece Ezgi Umut’la da sanal ortam tanışıklığını gerçek bir buluşmaya dönüştürmüş oluyorduk.
Bu yazıyı Blog kategorisine almak ve Milliyet Blog’un yarattığı sinerjiyi yansıtmak istediğimden gelen diğer misafirlerimi burada anmadan geçiyorum. Gelen her isim benim için çok önemli ve değerlidir, onlara teker teker yazacağım.
İçinde bulunduğum her platformun, zeminin beni zenginleştirdiğini düşünürüm. Milliyet Blog da bu anlamda benim hem yazarlık tarafıma katkıda bulunurken yepyeni insanlarla doğru ilişkiler kurmama aracılık ediyor. Ben bunu önemsiyorum, değer veriyorum. Karşılıksız bir ilişki olmadığını da düşünüyorum.
(Not: Kuşkusuz bu metinden de "mizahi" esinlenmeler çıkacaktır. Konuya bu bakış açısıyla yaklaşan ve henüz yüzünü görmediğim arkadaşlara da ayrıca sevgilerimi gönderiyorum.)
Uzay Gökerman
*Mehmet Sağlam'ın yaptığı kaydını dinlemek için:
http://rapidshare.com/files/302356381/UzayGokerman_TRT_R1.zip.html