Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Kasım '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
142
 

Türk Edebiyatı eserleri neden güncel değil?

En başa bakalım:

 

Osmanlı’nın duralama süresi 1638’de başlasa, Tanzimat 1838’de oldu ise, aradaki fark 200 yıl ve çok padişah eder. Yani gecikme.

 

İkincisi, Türk Edebiyatı taklitle başladı ama 5. sınıf Fransız eserlerinin taklidiyle. Bu da gecikme.

 

Bir de şu var:

 

Türk edebiyatı ile yazar veya eleştirmen olarak ilgilenenler, polisiyeyi ve bilimkurguyu alt-yazın dalı saysalar da, onlar realist ve naturalist ekolün çok daha ilerisinde gerçekçidirler. Öyle ki bir polisiye romanından yakalanmayacak bir cinayet işleme yöntemi ve bir bilimkurgu eserinde bir icat araklamak veya onu taklit etmek mümkündür.  Ancak Türk yazarları ne polisiye, ne de bilimkurgu yazamıyorlar, çünkü hayal güçleri sıfır. Türkler bunu da yapamadı veya denemeyi aklına getirmedi.

 

Sonra garibim Batı ve G-6 (Japonya hariç G-7, yani bizim  eski Batı’mız) epeyi süredir dulama ve gerileme dönemi içinde. Örneğin, iddialı bilimkurgu eserler üretilemiyor, çünkü Soğuk Savaş’ın ölümcül baskısı ortadan kalktı. Türkler ise, ölümcül baskı altında ve bu nedenle ambale oluyor.

 

Batı doğu’ya ve asıl deyimle Güney’e kültürel alanda da güzel bir kazık attı: Kötü eserleri Nobel’ledi, iyi eserler çöplüğü boyladı, hatta yazılamadı. Bunu önce Latin Amerikalı yazarlar üzerinde  denediler, baktılar tuttu, sonra globalleştirdiler.

 

Demek ki elde var 5 eksi vektör.

 

Yine de güncel edebi eserler verilebilir, kurmaca olmayan alanda tek tük denendi. Kurmaca alanda da söyleşiler kesinlikle güncelin hala anı anına nabzını yakalamış gidiyor durumda. Nehir söyleşiler dizisindeki yeni söylenmiş gerçeklere bağlı olarak, Türk edebiyatı tarihinin yeniden yazılması gerekli, kimse bunun ayırdında deği. Resmi tarih ile birinci ağızdan sözlü tarih birbirini tutmuyor ve kuşkusuz geçerli olan bilgi ikincisinde (her zaman böyle olmak zorunda değil, ayrı konu).

 

Bu durum, yalnızca bizim için değil, AB 25 eksi G-4 (Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya) ülkeleri için de böyle. ‘Babam ve Ustam’ filmi yapılmasaydı, romanı bir köşede unutulup gidecekti ve bu Sicilya gibi siyah ve Güney İtalya için böyledir, mafyasal ve Berlusconi’sel İtalya için değil.

 

Yine de yeni yollar var: ABD başkanlığını satması karşısında kendisine verilen Oscar ve Nobel ile (ve bunu beceren ilk kişi olan) Al Gore ve bilimkurgu yazarak da Nobel kazanılabileceğini gösteren Doris Lessing ile açılan yeni çatlaklar...

 

İlla ki ödül de kazanmak şart değil: Artık internet var. Eğer bir yazar 1.000 okuru olacaksa, onu 100 milyon internet kullanıcısı içinde en geç 5 yıl içinde bulabilir ya da kendi okurunu yaratabilir.

 

Türk internet yazarlarına bakıldığında da, dedelerinin devekuşuluğunun onlara da geçtiği gözleniyor. Ne teknolojik yenilikleri yorumlayabiliyorlar, ne de uluslararası siyaset ilgilerini çeken bir konu durumunda.

 

Oysa, ‘Milenyum Üçlemesi’ gösterdi ki bazı edebi eserler hala yazarını öldürtebiliyor (Salman Rüşdi konusu, negasyonla sıfırlanmış / boş küme kılınmış durumda).

 

Demek ki yeni konular ve yeni biçimler, Türk edebiyatçılarını güncel kılabilir. İş de kolay: İnternet taraması ve yapılanların hepsini değilleme. Yapılamayanı orada göremiyorsan, bu işi baştan bırak. Git Orhan Pamuk ol, sana Nobel versinler.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Size Günay Gafur'un Kuklacı adlı polisiye gerilim romanını okumanızı tavsiye ederim. Ümit vaad eden, günceli yakalamış çarpıcı bir eser... http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=588128

sedefkar 
 11.01.2012 11:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2216
Toplam yorum
: 1121
Toplam mesaj
: 127
Ort. okunma sayısı
: 510
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Serbest yazarım. 1960 doğumluyum. BÜ İşletme mezunuyum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster