- Kategori
- Türkiye Ekonomisi
Türk lirasının yeni sembolüne dair

Merkez Bankası tarafından düzenlenen TL Simge Yarışması'nın sonuçları biraz önce açıklandı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'nın katıldığı toplantıda 8362 adet başvuru arasından finale 7 tasarımın kaldığı ve tasarımı Tülay Lale'yeait olanTL’nin yeni simgesinin bu yedi simge arasından seçildiği ifade edildi. Simgenin çıpa biçiminde olmasının TL'nin güvenli liman haline geldiğini, yukarıya doğru yönelen çizgilerin de paranın yükselen bir değer olduğunu simgelediğini öğrendik.
Bütün bunlar ince ve güzel düşünceler, tamam. Lakin iki sorum olacak siz okur dostlarıma; birincisi, bu sembol gerçekten özgün mü ve Türkiye’yi, Türkiye’nin parasını Dünya’ya tanıtmak için yeterince doğru, yetkin ve başarılı bir sembol mü? İkinci sorum ise, gerçekten TL’miz güvenli bir liman haline geldi mi?
İki soruya da kendimce ve anlaşılır, kısa birer yanıt vereyim. Bence sembol gerçekten uluslar arası alanda başarılı olabilecek düzeyde bir anlama sahip olmasına rağmen € yani Euro’nun simgesine birçok açıdan benziyor kanımca. Üzerinde yer alan iki çizgi, alt kısmının eğikliği ve genel olarak görünümü bence Yunanca Epsilon harfinin sembolü olan € harfini andırıyor. Ben bu yüzden TL’mizin yeni simgesini pek de ÖZGÜN bulmadığımı ifade etmeliyim. Bu sembolün diğer 6 adayın önüne geçerek seçilmesinin sebebi de bence Euro’nun sembolüne bir hayli benzemesi olabilir. Keza bilmekteyiz ki; onca açılmayan, yarım kalan AB müktesebatı fasıl başlıklarını ve hatta bazı spesifik olgular nedeniyle gerileyen AB ilişkilerini olumlu etkilemek, onlara parasal sembol açısından yakınlaştığımızı dolaylı olarak ifade etmek için bu sembol tercih edilmiş olabilir. Paramızın güvenli liman haline geldiğini belirtmek için kullanılan çıpa sembolünü ya da L harfi üzerindeki iki yatay çizginin tersim ve oluşum biçimini değiştirerek birçok başka anlam da üretilebilirdi. Özetle, para sembolümüz anlamlı ve başarılı bulunabilir, lakin doğrudan ve tarihi, kültürü ve tersim biçimi ile Türkiye’yi temsil edecek denli özgün olmamış. Epsilon harfi Avrupa için önemli ve tarihsel derinliğe sahip. Peki ya bu sembolün tarihsel anlam ve derinliği ne? Örneğin finale kalan diğer sembollerden, hilal şeklini (bayrağımızı) andıran bir sembolün bizi daha iyi sembolize edeceği düşünülemez miydi?
İkinci soruya gelecek olursak; “TL gerçekten güvenli bir liman olmuş mudur?” sorusunun cevabı nerede aranmalı buna bakmalıyız. Sadece parametreler midir paramızın güvenli liman haline geldiğine delil olan, yoksa sadece halk görüşü ya da uzmanların görüşü müdür? Bence paranın güvenli bir liman haline gelmesi sadece parametrelerle belirlenemez.
Finansal anlamda güvenli liman nedir? Yatırım araçlarının değerlendirilmesinde öncelikli tercih edilen, “gözü kapalı” seçilebilen ve istikrarını sürdüren yatırım türüdür. Hâlbuki Türkiye’de TÜFE ve ÜFE oranlarında yani enflasyonda 2009 yılından beri gözlenen yükseliş bunu söylememektedir. Keza kitleler de “hadi paramızı TL’ye yatıralım” dememekte, altına yada dövize yönelmeye devam etmektedir. Yani paramızın güvenli liman olduğunu söylemek için zaman vardır. Bununla beraber, açıklama şu şekilde yapılmış olsa idi kabulümdü: “TL’nin gelecekte (istikrarlı olarak) güvenli bir liman olmasını hedeflediğimizin göstergesidir…”
Ama şu konjonktür itibariyle kitlelerin vazgeçilmez tercihi haline gelmek için daha önünde yolu olan paramız, Dünya çapında tercih sebebi haline gelmek içinse çok daha fazla yol kat etmelidir kanımca. Ama unutmamak gerekir ki; paramızın yol alabilmesi için ekonomimizin genelden özele, yani tüm sektörlerden bir tüketiciye, tüm bileşenlerine yansıyacağı denli güçlü bir adım atması ve bunun sonuçlarının sadece parametrelerde kalmaması gerekir. Asgari ücretin ülkemizde 362, iflasın eşiğindeki Yunanistan’da ise 876 € olduğunu ve açlık sınırının altında kalan milyonlarımızı düşündüğümüzde, daha somut adımlar hedefleyerek büyüyebileceğimizin altını çizmek istiyorum.
Saygılarımla.