- Kategori
- Güncel
Türkân Saylan geçti bu dünyadan

Türkân Saylan 76 yıl önce 13 Aralık'ta doğmuştu
Cumhuriyet tarihinin en çok tartışılan kadın figürü hiç kuşkusuz Türkân Saylan’dır. Saylan, sevenleri tarafından adeta bir azize mertebesine yükseltilirken, ona karşı olanlarca acımasızca eleştirilmektedir.
Hayatının önemli dönemeçleri
13 Aralık 1935’de İstanbul’da doğan Türkân Saylan, 18 Mayıs 2009’da aynı kentte vefat etti. Tıp doktoru, yazar, sosyal sorumluluk gönüllüsü, kadın hakları aktivisti, eğitimci ve sivil toplum lideri olan Saylan, bu alanlarda sayılamayacak kadar çok faaliyete imza attı. 1964’de İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olan Türkân Saylan, 1964 – 1968 döneminde çalıştığı SSK Nişantaşı Hastanesinde Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanlığını kazandı.
İÜ Tıp Fakültesi’nde Dermatoloji başasistanı olan Saylan, İngiltere ve Fransa’da mesleki çalışmalar yaptı. 1977’de profesör olan Türkân Saylan, 1987’ye kadar 5 yıl boyunca İÜ Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanlığı’nı ve 1981–2001 döneminde de İÜ Tıp Fakültesi Lepra Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü’nü yürüttü.
1990’da kurulan “İÜ Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi”nin temellerini atalardan olan Saylan, kadın sağlığı konusunda müfredat oluşturulmasına katkı verdi ve çok sayıda talebe yetiştirdi. 2002 sonunda Dermatoloji Kliniği Öğretim üyesi iken emekli oldu.
Saylan’ın ismi cüzamla mücadeleyle özdeşleşmişti
Cüzzamla mücadelesi, Türkân Saylan’ın kariyerinin en önemli başarılarından birisi, belki de birincisiydi. Cüzzamla Savaş Derneği ve Vakfı’nın da kurucusu olan Saylan, bu alandaki büyük hizmetleri yüzünden 1986’da ‘Uluslar arası Gandhi Ödülü’nü kazandı. Çok uzun yıllar Dünya Sağlık Örgütünün lepra (cüzam) danışmanı olan Türkân Saylan, Uluslar arası Lepra Birliğinin de kurucu üyesi ve başkan yardımcısıydı. Deri ve zührevi hastalıklarla ilgiliçok önemli medikal ve sosyal hizmetleri olan Saylan, hayatının son yıllarında yakalandığı kanserle mücadele etti. Vefat etiğinde ÇYDD ve Cüzzamla Savaş Derneği ve Vakfı’nın yanı sıra bazı başka dernek ve vakıflarında başkanı ya da aktif çalışanıydı.
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) hayatının en çok ses getiren faaliyetiydi
Türkân Saylan’ın destekçilerinin de, ona şiddetle karşı olanların da, bu tutumlarını gerekçelendirirken esas aldıkları olgu ÇYDD’di. Saylan’ın, 1989’da bazı Kemalist aydınlarla birlikte kurduğu söz konusu dernek, Atatürk devrim ve ilkelerini, ve ama en çok da lâiklik prensibini gözetmeyi varlık nedeni bilmişti. Türkiye toplumsal formasyonunun bahse konu devrim ve ilkelerden uzaklaşma ihtimalini bertaraf etmek adına özveriyle ve militanca çalışan ÇYDD, hem 28 Şubat döneminde ve hem de 2005 – 2008 periyodunda hayata geçirdiği faaliyetlerle Türkiye’nin gündemini adeta domine etmişti. 2007’nin Nisan ve Mayıs aylarında yapılan Cumhuriyet Mitinglerinin en önemli aktörlerinden olan ÇYDD’i, özellikle bu etkinliklerdeki merkezi rolü yüzünden; hükümete muhalif kesimlerce Atatürk ilke ve devrimlerinin yılmaz savunucusu olarak alkışlanırken, hükümeti destekleyenler tarafından ‘Ergenekon Örgütü’nün sivil toplum ayağı işlevi görmekle suçlanmıştır.
Ergenekon Davası ve Türkân Saylan
Ergenekon Operasyonu çerçevesinde, 13 Nisan 2009’da evi ve başkanı olduğu ÇYDD binaları basılarak aranan Türkân Saylan, bu sırada kameralara takılan mücadele azmini yansıtan görüntüleriyle toplumsal belleğe nakşolmuştu. 18 Mayıs günü hayata gözlerini kapatan Türkân Saylan, 19 Mayıs’ta yapılan ve kelimenin gerçek manasıyla iktidar karşıtı bir kitle gösterisine dönüşen cenaze töreniyle ebedi istirahatgâhına defnedildi.
Son, kesin ve olabildiğince objektif hükmü tarihten başka kim verebilir?
Çoğu mesleki ve akademik olmak üzere 440’tan fazla ulusal ve uluslararası yayını ve hayatı boyunca aldığı sayısız ödülüyle Türkân Saylan tam bir eylem insanıydı. Mesleki kariyeri boyunca toplumun cüzzama ve cüzzamlıya bakışını değiştiren ve bu hastalığın neredeyse kökünün kazınmasına yol açan çok başarılı bir kampanyayı yürüten Saylan, ÇYDD bünyesinde on binlerce yoksul kızın okumasına verdiği destekle de dikkatleri ölene kadar üzerine çekmesini bilmiştir. Sevenlerinin gözünde bir Cumhuriyet Kızı, Atatürk devrim ve ilkelerinin yılmaz bir savunucusu, Batılı ve lâik yaşam tarzının idolü ve rol modeli olan Türkân Saylan, bu nitelikleriyle çağdaş bir Türk Jean Darck’ı olarak şekillenmektedir. Karşı olanların gözünde ise o; hayatını İslâmla mücadeleye adamış Kürt siyasetine sempati duyan bir darbeseverdi.
Onu azizeleştirerek çağdaş bir ikonaya dönüştürenlerin de; demonik bir figür olarak tanımlayıp tekfir edenlerin de bu duygu temelli yargıları zaman içinde hiç kuşku yok ki rasyonel süzgeçlerden süzülerek yumuşayacaktır. Tarih denen o karmaşık ve çok katlı fenomen, sıradan insanların muhayyelelerindeki işte bu duygu temelli algıları devralıp rafine edecek, damıtacaktır. Bunun neticesinde ortaya çıkacak olan Türkân Saylan portresinin, onu olabildiğince soğukkanlı bir nazarla ve vicdan ölçütleri içinde kuşatıp değerlendirerek hak ettiği mevkie yerleştiren bir resim olması beklenir.