Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mayıs '11

 
Kategori
Siyaset
 

Türk siyasetinde kefen edebiyatı

Türk siyasetinde kefen edebiyatı
 

Kefen edebiyatı onunla başladı. Galiba siyaseti duygu değil, akıl yönetinceye kadar da hiç bitmiycek


Aslında, Türk sağında kefen edebiyatı desem daha doğru olur heralde güzel okuyucum. Çünkü çok kısa aralar hariç, 1950'den beri Türkiyemi sağ siyasiler yönetiyor.Dolayısıyla kefen edebiyatını da en çok sağ siyasiler yapıyor. Kefen jargonunu en çok onlar ajite ediyor. Solcu olup da kefen edebiyatı yapana hiç raslamasam da bu güne kadar, burası Türkiye... Ne olur ne olmaz. Büyük söylemiyeyim! 

Türk siyasetinde kefen edebiyatı, rahmetli Adnan Menderes'le başladı. Sonra o edebiyatın en kralını rahmetli Özal yaptı. Özellikle de Kartal Demirağ'ın kendisine silahlı saldırı yaptığı günlerde... 

Garip bir şekilde Türkiye'de, rahmetli Özal'a da, Recep Tayyip Erdoğan'a da tam da seçim atmosferine girildiğinde bu silahlı saldırılar yapıldı. Bu rastlantısal bir durum olabilir mi sence güzel okuyucum. Bence, kesinlikle hayır. Olamaz. 

Çünkü: zaten yaklaşan seçimlerde zafer kazanacağı kesin olanların, bir bakıma; kahramanlaştırılması, kutsallaştırılması diyebiliriz kolayca bu duruma.Çünkü benim güzel halkım, kutsalı ve kahramanı çok sever. Mağdur edileni, mağdur gösterileni de... Hele de siyasette... Bilmem 27 nisan 2007'yi hatırlatmama gerek var mı? Mağdur edilmişse eğer siyasetçi, iktidarda yeri garanti bir şekilde... 

Sağ siyasette en az Menderes, Özal, Erdoğan kadar ağırlığı olan Süleyman Demirel'inse en azından benim bildiğim, takip edebildiğim kadarıyla kefen edebiyatına sığındığı olmadı. 

Tabi bunda sayın Demirel'in sıkıştığında, işler karıştığında, geçici bir taktik geri çekilmeyle, zamanı geldiğinde geri almak üzere, iktidarını askerlere teslim etmesinin etkisi olmuştur. Çünkü sayın Demirel siyasi yolculuğunu müthiş bir sabır, soğukkanlılık ve akılla yönetmiştir. 

Yoksa başbakanken 12 mart ve 12 eylül'ü, cumhurbaşkanıyken 28 şubat'ı yaşamış bir siyasetçinin, silinip gitmemesi, ve her şart ve zorluğa dayanabilmesi, direnebilmesi başka bir gerekçeyle açıklanabilir mi? 

İşler her karıştığında, ortalık toz duman olduğunda kefen edebiyatına sarılmak, sığınmak kolaycılık, ucuzculuk değil mi? Siyasti bu kadar küçültmeye, basitleştirmeye değer mi? 

 
Toplam blog
: 1349
: 1777
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler veTanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek ..