- Kategori
- Siyaset
Türk sorunu

Bizden başka herkes bu bulutları dağıtalım diye uğraşıyor. Ülkemize sahip çıkmaya devam...
Musul Sorunu, Petrol sorunu, boğazlar sorunu, Ergenekon meselesi, Kürt sorunu vs hepsi yalan bu ülkede bir tane sorun vardır dostlar Türk Sorunu. Bu vatana gönülden bağlı vatandaşların bu coğrafyaya yayılmasına, bu coğrafyada insanların birbiriyle dost şekilde yaşamasına gönlü razı olmayanların sorunu.
Bu ülkede herkesin her şeyin bir tarifi vardır ama bu coğrafyanın tümüne bağlı olanların kesinlikle tarif edilmeleri mümkün değildir. Hakimi savcısı milletvekili sanatçısı herkes anayasayı okur ama ne yazdığını nedense (!) anlamaz.
Bu ülkede yasaklar önce bu vatana gönülden bağlı olanlara uygulanır. Misal kapalı alanda sigara içmek onlara yasaktır.
Hizmet sektörü, hukuk ve adalet sisteminin alt ve orta kesimi, eğitim sistemi, yüksek memur ve sağlam işçi kadroları bürokrasinin büyük bir kesimiyle birlikte onlara ait değildir.
Onlar bakanlar kurulunda pek de temsil edilemezler.
Onların ikide bir sızlandıkları dernekleri yoktur.
Onlar her aklına geldikçe lastik yakmazlar.
Onlar belediye otobüsünü hedef tahtası yapmazlar.
Onlar bu vatanın belli yerlerine değil her bir karışına anaları kardeşleri gibi sahip çıkarlar.
Onların içinde 30.000 kişinin, bebeğin çoluğun çocuğun katiline en ufak bir sempatiyle bakanı olmaz, olamaz.
Aynı şekilde onlar her olayın altında asker yaftası aramazlar.
Onlar Ziraat Bankasının camına taş atmayı bırakın sıra aldıkları bankoya bile dokunmaya çekinirler. Çünkü gözü gibi severler devletin malını.
Onların birçoğunu Ankara'da oturan dayısı amcası yoktur.
Onların her geçen gün başkaları tarafından sahiplenilmeye çalışılan Mete’si, Atilla’sı, Alpaslan’ı, Melikşah’ı, Fatih’i, Kanuni’si, Atatürk’ü ve dağ gibi yürekleri vardır.
Onlar 3 tarafı yabancı sermayeyle kaplı jeopolitik konumu çok önemli bir ülkede sahipsiz ve bilgisiz, haklarından habersiz ama başı dik yaşam mücadelesi verirler.
Geceleri sokaklarda gezmek de onlara yasaktır. Ya kimlik sorulur eli yüzü düzgün adama ya da parası pulu gaspa uğrar kolayca.
Elektrik ve su parasının en kallavisini onlar ödemek zorundadır çünkü her ne hikmetse en çok tüketimi 3-4 kişilik çekirdek aileler yapar. Belki de evde ağır sanayi çalıştırıyorlar akşam yemeğinden sonra.
Onlar ister sıcak ister soğuk olsun damlarındaki hayvanlar için ısıtma sistemi kurmayı mübah göremezler kendilerine.
Onların çocuklarının okuması için kendi tarlalarını satmaları gerekir illa ki, çünkü ülkenin biraz batı yakasında yoksulluk yoktur, insanlar evlerinde jakuzilerde yıkanmakta, kışın odun yerine ay sonunda ellerinde biriken milyonlarca kağıt parayı yakmaktadırlar. (!)
Onların ses çıkarmaya hakkı yoktur herhangi bir yasaya, çünkü onlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ni kendi ülkelerinden büyük görmezler. Çünkü düzeltilmeye ihtiyacı bile olsa o yasalar onların atalarının ellerinden çıkmıştır.
Onlar her şeye rağmen Kurtuluş Savaşında en az çalışan tabaka olarak suçlanırlar alkışlanan birçok yazar tarafından. (Bkz. Atatürk Kürt Olarak Doğsaydı)
Onların sevdiği sanatçılar kendi ülkelerinde hor görülür. Ona rağmen kaçıp da gitmezler başka ellere.
Bu vatanın sevdalısı olmayan herhangi birinin bu yazdıklarımdan sonuna kadar gocunmaya, okudukça sinirlenmeye, bir şeylere cevap yazma isteği duymaya sonuna kadar hakkı vardır.
Biz çok kızdık, biraz da siz buradan yakın.