​ Türk-Yunan ilişkilerinde son durum / Dünya / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ocak '08

 
Kategori
Dünya
 

Türk-Yunan ilişkilerinde son durum

Türk-Yunan ilişkilerinde son durum
 

Türkiye ve Yunanistan'ın ikili ilişkilerinde sorunlar var; aşmak istiyoruz...


1959'da Yunanistan Başbakanı (amca) Konstantin Karamanlis'in Türkiye'yi ziyaret etmesinden yıllar sonra başbakan düzeyinde ilk ziyaret yarın Kostas Karamanlis'in Ankara'yı ziyaret etmesiyle gerçekleşecek. Gerek coğrafi nedenlerden, gerekse tarihsel nedenlerden iki ülkenin ilişkileri öyle veya böyle her zaman önemlidir, vazgeçilmezdir.

Karamanlis'in ziyaretinde, amcasının ziyaretinde görüşülenlerden daha kapsamlı konular konuşulucak. 1959'da son derece sıcak olan ilişkilerin yıllar sonra ne durumda olduğuna bakacağız. (Karamanlis'in ziyareti de gidişatı gösterebilir.) Dış politikamızın gidişatını belirleyen en önemli maddelerden ikisini Yunanistan ile ilişkilerimiz belirliyor.

Birincisi; Ege Sorunu. ''Adalar Sorunu'' olarak da bilinen sorun, kara sularına da yansıyor ve iki ülkeyi hem bağlayan, hem de ayıran deniz; sorun olmaya devam ediyor. ''Karasularının genişletilmesi sorunu'' gündemin ilk maddesi. 1964'te iki ülkenin karasularının 6 mil'e çıkarılmasını öngören antlaşma, 1982'de BM III.Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin hazırlanmasıyla beraber tartışmaya açıldı. Yunanistan; bu antlaşmaya göre karasularını 12 mil'e kadar çıkartabileceğini savunuyor. Türkiye ise 12 mil'in üst sınır olduğunu ve Yunanistan'ın kara sularını yükseltemesinin Türkiye açısından zararlı olacağı görüşünde. Türkiye'nin güvenliğinin ihlali olacağı gerekçe gösterilerek Yunanistan'ın atacağı bu adıma karşı çıkılıyor.

Yunanistan'ın karasularıyla hava sahasının büyüklüklerinin uymaması da ayrı bir sorun. 1974'ten sonra büyüyen sorun Yunanistan'ın geri adım atmamasıyla daha gerginleşiyor. İki ülkenin de belirli sınırlarda anlaşması sorunu büyük ölçüde çözecektir.

Türkiye ile Yunanistan arasındaki ikinci büyük sorun ise Kıbrıs Sorunu. Birinci Dünya Savaşı öncesi Osmanlı Devleti'nin idaresinde bulunan Kıbrıs, 1923'te Türk Cumhuriyeti ilan edilerek devletleşmiştir. 1960'lara doğru Rum nüfusunun artması ve bölgede şiddetin yükselmesiyle gerilim tırmandı, Birleşmiş Milletler'e gidildi. 1960'da Rumlar'ın üstünlüğündeki Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kurulmasına karar verildi. 1960 sonrası sorunlar bitmedi. Rumlar'ın Enosis planı devam etti ve Türkler'e karşı uygulanan politikalar şiddet kazandı. 1974'te Türkiye olaylara seyirci kalamadı ve Ada'ya müdahale etti. Rumlar'ın barışa yanaşmaması sonucunda 15 Kasım 1983'te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edildi. Türkiye dışında hiçbir ülkenin tanımadığı KKTC uluslararası alanda da yalnız kaldı.

Kıbrıs Sorunu, Avrupa Birliği'nin müdahil olmasıyla farklı bir boyut kazandı. 1 Mayıs 2004'te Kıbrıs Rum Kesimi'nin tek taraflı olarak Avrupa Birliği'ne girmesiyle ve Türkiye'nin de Ek Protokol'ü imzalamasıyla Kıbrıs Rum Kesimi'nin Kıbrıs'ın tek temsilcisi olduğu kabul edildi. Kıbrıs Rum Kesimi barış görüşmelerine bile yanaşmamakta ve egemenlikleri dışında hiçbir çözümü kabul etmemekte. Rum Kesimi'nde düzenlenecek olan Başkanlık Seçimleri'nden önce adım atılmasını beklemiyoruz. Öyle ki, seçimlerde kazanan kim olursa olsun iki devletle federatif çözüme ulaşılması mümkün gözükmüyor.

Dün akşam Fox AnaHaber'i izleyenler bir ayrıntıyı yakalamıştır. ABD'den satın alınan F16'ların Yunan uçaklarını düşman olarak tanımamasından yakınılıyordu. Söyler misiniz bana, Yunanistan bizim düşmanımız mı? Yunan uçaklarını düşman olarak tanımamız mı gerekir? Komşularımızdan birisi olan Yunanistan'la sorunlarımız vardır ve umarız ki bu sorunlar çözülecektir. Yapmamız gereken; düşman yaratmak değil, düşman kazanmaktır unutmamak gerekir...

 
Toplam blog
: 641
: 316
Kayıt tarihi
: 16.12.07
 
 

Bir uluslararası ilişkiler öğrencisinin gözünden dünya ve bonusu olarak da futbol... ..