Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Şubat '19

 
Kategori
Dil Eğitimi
 

Türkçe Eğitimi

Türkçe eğitimde, bireyin “anlama” yeteneğini geliştirerek ona “anlatma” becerisi kazandırmak temel amaç olmalıdır. Bu, kurallar yargılar öğreten ezbercilik yöntemi yerine, kişisel kanılarla bakan, yeni yargılara varmayı öğreten ve bunları davranışa dönüştüren yöntemlerle sağlanabilir.

Her kişi kendi diliyle düşünür; olayları, sorunları yine kendi diliyle açıklayabilir. Bu gerçek, insan doğasının bir zorunluluğudur. Bunun için Türkçenin başarıyla kullanıldığı, kişinin dil yeteneğini geliştiren Türkçe metinler seçilmeli. Metinden yola çıkıldığında birey “anlama” yeteneğini geliştirirken “anlatma” becerisini de kazanmış olur. Bu metinler, kişinin kendine özgü yargılara varmasını sağlar.

Bu nedenle, Türkçe eğitimin temel aracı metin olmalıdır. Metinleri seçerken, metinlerin dil, anlatım, toplumsal ve kültürel yönlerden uygunluğuna özen gösterilmelidir. Çünkü, bu özellikleri içeren metinlerle bilgilerimiz davranışa dönüşür, öğrenme gerçekleşir.

Birey, düşündüğünü, gözlediğini, yaşadığını sözlü ve yazılı anlatımla yaşama geçirir. Sözlü ya da yazılı anlatım, kişinin anadilini kullanarak tümce kurmasını, bir başkası konuşurken dinlemesini, metni okurken noktalama işaretlerine uyarak vurgulama ve tonlamaya özen göstermesini kavratır.

Metinden yola çıkılarak yapılacak Türkçe eğitiminde “anlama” yeteneği ve “anlatma” becerisi iç içe bir uygulamayla ezber bilgi olmaktan çıkarılıp davranışa dönüştürülebilir. Bunu sağlamak için, “dinleme, konuşma, okuma, yazma” etkinlikleri birbirini tamamlamalı.

Türkçede Anlam Anlatım, Türkçe düşünmeyi sağlamak için metni temel araç olarak ele alıp dilimizdeki anlam ayrıntılarına inerken tümevarım, tümdengelim yöntemlerini yerine göre öne çıkardı.

A N L A T I M
Duygularımızı, düşüncelerimizi, gözlemlerimizi, yaşadıklarımızı insan ve kurumlara iletmek; onların tepkilerini, beğenilerini almak isteği insan doğasının gereğidir. Kültür öğesi dilin söz ya da yazıyla gerçekleştirdiği bu iletişime anlatım denir.

Anlatım etkin bir eylemdir. Bu gerçek, anadili doğru kullanabilmeyi zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle uygun sözcük ve tümcelerle anlatıma konu olanı amacımıza uygun bir yöntemle karşımızdakine iletebilmeliyiz. Türkçe anlatımla bunu nasıl sağlayacağız? Türkçenin anlatım olanaklarını, sözdizimini kavrayıp, yazılı anlatımla ilgili teknik bilgi, yöntem ve becerileri edindiğimizde Türkçe anlatım gerçekleşir.

Günümüzde anadilini kullanabilmek becerisini kazanmak gerekliliği herkes için bir zorunluluk olmuştur. Sözlü ya da yazılı anlatımda buna özen göstermek ulusal bir görev olarak durmaktadır.

Bir dili bilmek, -hele ulusdilimizse- o dille söyleneni, yazılanı anlayabilmek; isteklerini, duygularını ve düşüncelerini anlatabilmek demektir. Bizler Türkçe anlatımda yeterli miyiz? Bu soruyu kendimize sormaktan kaçınmamalıyız.

Anadilini bilmeyen bir kişi yaşamın diğer alanlarında da başarılı olamaz. Örneğin, bu kişi öğrenciyse Türkçeyle birlikte diğer derslerinde, yok eğer öğrenci değil de yaşama atılmış ve bir iş alanında görev yapıyorsa işinde başarılı olamaz.

Günümüzde iletişim araçlarının gelişmesi anlatımı daha da önemli kılmıştır. Çünkü odamızda otururken dünyanın her köşesiyle, orada yaşayan insanlarla kolayca iletişim kurabiliyoruz. Kısaca dünya küçülmüş olduğundan anlatımın önemi de artmış bulunmaktadır.

Anlatım, dilden dile, kişiden kişiye göre değişir. Kişi sayısı kadar anlatımda ayrılıklar vardır diyebiliriz. Bunun yanında bilgi alışverişini kalıcı kılan yazılı anlatımda -konuya ve kişinin amacına göre- anlatım biçimlerini, anlatım yollarını ve düşünceyi geliştirme yöntemlerini yerinde kullanabilme becerisi anlatımı etkin kılar. Yani anlatım bu yol ve yöntemlerle gerçekleşir.

Bilge kişi Seneca, “Konuşma, insanın usunu diliyle kullanma sanatıdır.” diyor. Konuşmacı, konuyu sunarken bilgisiyle, sesini etkili kullanmadaki becerisiyle sözlü anlatımı etkin kılar. Sözlü anlatımdan ayrı olarak başvurduğumuz yazılı anlatımdaysa Türkçenin sözdizimine uygunluğumuz, konuyu uygun anlatım biçimleri, –betimleme, öyküleme, tartışma, açıklama- içinde yer alan anlatım yolları, -düz, dolaylı, öznel, nesnel, dolaylama- düşünceyi geliştirme yöntemleri, -tanımlama, örneklendirme, karşılaştırma, tanık gösterme, benzetme, nesnel verilerden yararlanma- yazım ve noktalama, ses olayları vb. tümü yazılı anlatımın temelini oluşturmaktadır. Bunlarsız yazılı anlatım olamaz.

Dilbilimci Noam Chomsky, “Tüm bu yaratılar dilin yaratıcı özelliğiyle adlandırılır.” diyor. Başka bir söyleyişle anlatı, “...onu oluşturan cümleler toplamından farklı, kendine özgü bir bütündür. Metin, dilin durağan bir birimi değil devingen bir sürecidir” * Yani sınırsız bir anlatım elde edilir. Zihnin karmaşık düzeni dille somutluk kazanır. Türk dilcisi Kaşgarlı Mahmut, Divanü Lügat’it Türk adlı yapıtında, “ Erdem başı til.” derken kişinin dilini kullanmada ustalığı, dilin anlatma olanaklarını kullanabilme yetisi tüm bunlar birleştiğinde, “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.” atasözündeki amaca ulaşılmış olunur. Yani anlatım gerçekleşir, karşımızdakiyle iletişimi kurmuş oluruz.

Ulusdilimiz Türkçe anlatımı kavradığımızda önce ulusal sınırlarımız içinde ulusal dirliğimiz ve birliğimiz için önemli bir adım atmış olacağız. Çünkü toplumumuzun ortak anlaşma dili Türkçe bizleri yakınlaştırarak kolayca anlaşmamızı sağlayacaktır.

 

 
Toplam blog
: 1064
: 732
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..