- Kategori
- Dil Eğitimi
Türkçede düşüm, dönüşüm

Kartal Belediyesi ödülü
İnsanı öteki yaratıklardan üstün kılan iki önemli
yetenekten birinin “düşünme”, diğerininse “konuşma” olduğunu
biliyoruz.Düşünme ve konuşmada temel araç dil içindeki
sözcüklerdir.Sözcükler kendi içlerinde uyumlu, tutarlı bir bütün, bir dizge oluşturarak dili yaratırlar.
Dil, sözcükle kurulan bir yapıdır.Dilin temel taşları sözcüklerdir.Bu bakımdan sözcük anlamlı ses ve kavram birimi olarak büyük önem taşır.Sözcük dışında dil sesi ya da kavram düşünülemez.
Dil, anlatım sırasında kendini gösterir.Anlatım, tasarlanan bir konuyu anadilin düzeni içinde söz ya da yazıyla anlatmaktır.Dilin
birimi sözcük, anlatımın birimi de tümcedir.Sözcükler tümce
içinde değerlenirler.
“Dil, kuruluşu ve yerleşmiş ses düzeniyle toplumsal bir kurumdur. Anlatım, sözcükler içinden yapılan seçim sonucu oluşturulan tümceyle ortaya çıkan bireyselliktir.” * Yani anlatım kişiden kişiye değişir. Her anlatım arasında başkalık vardır. Kişinin kültür düzeyi, yaşama biçimi, toplumsal konumu, beğenileri vb. bu başkalığı doğurur.
Bu kurallar, anadilimizin değişmezlik ekseninde yer almaktadır. Dilin değişebilirlik ekseninde ozanların, yazarların, dilbilimcilerin dili işleyip geliştirdiklerini görüyoruz, biliyoruz.
Anadili öğretiminin kişilerde alıcı dilsel etkinlik olan anlama (dinleme, okuma) ile verici dilsel etkinlik olan anlatma (konuşma, yazma) gibi becerileri geliştirmeye dönük etkinlikler bütünü Türkçe öğretimin beceri ve alışkanlıklar edinme eylemi olduğunu gösteriyor. duygu, düşünce ve tasarımları “anlatabilmek” de önemlidir.
Anadili öğretiminin kişilerde alıcı dilsel etkinlik olan anlama (dinleme, okuma) ile verici dilsel etkinlik olan anlatma (konuşma, yazma) gibi becerileri geliştirmeye dönük etkinlikler bütünü Türkçe öğretimin beceri ve alışkanlıklar edinme eylemi olduğunu gösteriyor. duygu, düşünce ve tasarımları “anlatabilmek” de önemlidir.
Bu kurallar, anadilimizin değişmezlik ekseninde yer almaktadır. Dilin değişebilirlik ekseninde ozanların, yazarların, dilbilimcilerin dili işleyip geliştirdiklerini görüyoruz,
SES DEĞİŞİMİ, DÜŞÜMÜ
Ne için(niçin), ne asıl(nasıl), çörek otu (çöreotu), Cumaertesi (cumartesi), af et(affet), kayıt et(kaydet), kayıt ol (kaydol)
“kaynata (kayın ata), pazartesi (pazar ertesi) sözcüklerinin birincisinde ilk sözcükte (kayın/ kay-n), ikinci örnekteyse ikinci sözcükte (cuma-ertesi /-tesi) ses düşmesi olmuştur.
Yukarıdaki örneklerde ses değişimi sonucu oluşan adlar bulunmaktadır.
sabret, kaybol-, hapsol, hükmet-, seyret-, azlet-, devret-; okuyuver-, bakakal-, öleyaz-, anlatabil-; göresi gel-, başarılı kıl, göreceğim geldi, diyeceği tuttu, koşar adım, çıkılmaz yol; kulaç at-, ekmeğini kazan-, gözden düş- vb.”
Türkçede bileşik eylemler ad soylu bir sözcükle, “etmek, olmak, eylemek, kılmak” yardımcı eylemlerinden oluşan öğelerdir. Bileşik eylemlerden bitişik yazılanlar yardımcı eylemle birleştiğinde ya bir ses ekleniyor ya da bir ses düşüyor.
EKEYLEMİN DÜŞÜMÜ, DÖNÜŞÜMÜ
Ekeylemin (imek) çekimlenmiş biçimleri olan “ i-di, i-miş, -i-se, i-ken” kendinden önce gelen sözcüklerle bitişik yazılırken,
“güzel-di, güzel-miş, güzel-se, güzel-ken, orada-y-mış, orada-y-sa, orada-y-ken” biçimine girer, “-i” düşer ya da “y” koruyucu ünsüzüne dönüşür.
Eğer ayrı yazılırsa,“ güzel-i-di, güzel-i-miş, güzel-i-se, güzel-i-ken, orada-i-miş, orada-i-se, orada-i-ken” biçiminde yazılır “i-“ düşmez.
Örneklerde sonu ünsüzle biten sözcüklere imek ulandığında “i” nin düştüğünü, ünlüyle biten sözcüklere ulandığındaysa, ek eylem “i”, “ y ” harfine dönüşür. Buradaki “ y ” koruyucu ünsüzdür, kaynaştırma harfi “ y ” olarak adlandırmamak gerekir.
ÜNSÜZLERDE DÜŞÜM
Bazı ünsüzlerle biten sözcüklere yine bazı ekler geldiğinde sözcükteki ünlülerde düşme olur.
Son hecelerinde “v, y, r” bulunan iki heceli eylemler “-im, -nti, -ik, -il” yapım eklerini aldıklarında sözcüğün ikinci hecesindeki dar ünlü düşer.
Örneğin, savur-(savrul-), kavur-(kavruk), kıvır-(kıvrılan-), devir
(devrim)(devrilen, devrim, devrik), kayır-(kayrılan) vb.
AŞINMA ( ÜNLÜ, ÜNSÜZ DÜŞMÜ )
Ali Ağa: Alağa / Mustafa Efendi: Mustafendi
Veli Efendi: Velefendi / Fatma Hanım: Fatmanım
Emine Hanım: Eminanım / yukarıda: yukarda / orada: orda
burada: burda / şurada:şurda / içeride: içerde / yaylak: yayla
kışlak: kışla / pekiyi: peki / ne için: niçin / sütlü aş: sütlaç
ey oğul: ayol / ne asıl: nasıl / pazar ertesi: pazartesi
cuma ertesi: cumartesi / Kadı köyü: Kadıköy
Top kapısı: Topkapı / Tekir dağı:Tekirdağ...vb.
Yukarıdaki örnek sözcükleri incelediğimizde sözcüklerin hangi seslerinin niçin aşındığını şöyle açıklayabiliriz:
1.Kimi sözcüklerde iki ünlünün karşılaşması sonucu seslerden birinin düştüğünü görüyoruz.
2.Sözcüğün aslında var olan sesler kullanım sürecinde
kullanılmaz olmuş.
Sözcük içinde ya da birden çok sözcüğün türlü nedenlerle seslerinden birini yitirmesi dilde kolay söyleyişi sağlamaktadır. Bu ses düşmesi ya da aşınması hem ünlüler hem de ünsüzler için söz konusudur.
Örnek:
sıcak-cık : sıca-cık / yumuşak-cık : yumuşacık
alçak-cık : alçacık / çabuk-cak : çabucak vb.
HECE DÜŞMESİ (ÜNLÜ DÜŞMESİ)
“ağız-ı / ağzı, burun-e / burna, karın-ı / karnı, omuz-ı / omzu,
alın-ı / alnı, oğul-ı / oğlu, kayın-ı / kaynı, kıvır-/ kıvrım,
ayır- / ayrıntı, buyur- / buyruk, devir-i / devri, fikir-i / fikri,
ömür-i / ömrü, resim-i / resmi, koku / kokla, sızı / sızla,
yumurta / yumurtla, sarı / sarar, küçük / küçücük, ufak / ufacık,
yüksek / yüksel-,alçak / alçal-, üst teğmen / üsteğmen,
ast subay / assubay, rast gele / rasgele, yoksul imiş / yoksulmuş,
ileri-le / ilerle..vb.”
Örnek sözcükleri incelediğimizde sözcüklerin çekimlenmesinde, türetilmesinde sözcük köklerindeki seslerin kimilerinin -ünlü,ünsüz- düştüğünü görüyoruz. İkinci hecedeki ünlünün düşmesi sonucu oluşan ses olayına hece düşmesi denir. Çünkü sözcüklerdeki ses düşmesi hece değişimlerine yol açıyor.
Örnek, alın-ı : alnı, göğüs-i : göğsü vb.
EKLERDE DÜŞME
Sözcüklerde gördüğümüz hece düşmesi eklerde de olur.
Örneğin,
“anne(i)m / annem, tara-(e)k / tarak, iki-(i)z / ikiz,
yirmi-(i)nci / yirminci, oku (i)yor / okuyor, aldı idi / aldıydı,
verdi ise / verdiyse, koşmalı imiş / koşmalıymış...vb.
İLE İLGECİ, BAĞLACI
. Uçakla gelmiş.
. Parayla aldım.
. Dinlenceye benimle çıkar mısın?
Yukarıdaki örneklerde ile sözcüklerin ya da kavramların arasında ilgi kuruyor. İlgeci tümceden çıkardığımızda sözcükler arasındaki anlam ilgisinin bozulduğunu görürüz. Yani sözcükler arasında anlam ilgisini kuran sözcük ilgeçtir.
. Ali ile Orhan dün akşam sizi aradı.
. Kirazla vişne yaz mevsiminde çıkar.
. Kitaplarıyla çantasını okulda bırakmış.
. Çalışanla çalışmayan bir olur mu?
. Yedi ile sekizinin toplamı on beştir.
Yukarıda sıralanan örneklerde “ile” görevdeş sözcükleri birbirine bağlama görevi görüyor; bu nedenle bağlaç olarak adlandırılır. Örnek tümcelerin üçüncüsünde nesne, diğerlerinde özne göreviyle kullanılan sözcükleri bağlıyor.
İle sözcüğü bitişik yazıldığında büyük ünlü uyumuna uyar. Ünsüzle biten sözcüğe ulanan “ile” nin “i” ünlüsü düşer, “e” ünlüsü de büyük ünlü uyumuna uyarak “a” olur. Ünlüyle biten sözcüklere ulanan “ ile” sözcüğü “i” ünlüsü “y” koruyucu ünsüzüne dönüşür.
Türkçede ekleşen sözcükler görevlerini sürdürürken, taşıdıkları kavramları birleştiği sözcüklere katmışlar, aktarmışlardır. Buna “ ile” sözcüğü örnek olarak verilebilir : kitap ile, kitapla...vb.
* Berke VARDAR, Dilbilim Sorunları, Ankara, 1968, s.6