​ Türkiye'de "tepeden inme" değişim ve yenileşme süreci... / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Eylül '13

 
Kategori
Güncel
 

Türkiye'de "tepeden inme" değişim ve yenileşme süreci...

Türkiye'de "tepeden inme" değişim ve yenileşme süreci...
 

Etkileri Cumhuriyet dönemine kadar süren bir dönem...Tanzimat Dönmi


BAŞLARKEN...

1- Toplumumuz değişime kolay kolay ayak uyduramıyor; çünkü ülkemizdeki değişimler  hep tepeden inme oluyor.

2- Toplumsal değişmenin yarattığı yeni ortamın koşulları, bu koşullara uyum sorununu da beraberinde getirmektedir. Çünkü, değişimlerin birey ya da gruplarca istenerek mi, yoksa onlara zorla kabul ettirilerek mi gerçekleştiklerini açıklamak söz konusu olur.

2- Bu bakımdan, toplumun görüş, anlayış ve zihniyeti değişmedikçe yenilikçi atılımlardan beklenilen sonuçların alınması güçtür. Benimsenmek istenen yenilikler ve bunların beraberinde getirdiği kültür değerleri hakkında açık bir fikri olmayan toplumun yeniliklere uyum sağlaması mümkün değildir.

OSMANLI DÖNEMİNDE DEĞİŞİM...

Fatih Sultan Mehmet döneminde "Batıyı anlama", Lale Devri'nde "Batıya öykünme", ardından da   III.Selim Dönemi'nde , Fransız etkisiyle "Batıdan etkilenme" şeklinde olmuştur.

Ancak Batıya yönelik bu "anlama, öykünme ve etkilenme" olgusu, yalnızca Saray ve yakın çevresi ile İstanbul halkının kalburüstü kesiminin dışında pek görülmemiştir.

Sultan III.Mustafa'nın 1763  yılında Prusya Kralı Friedrich'e elçi olarak gönderdiği Ahmet Resmi Efendi'nin, "Hülasatü İtibar" adlı eserinde belirttiği gibi, "Osmanlı insanının büyük çoğunluğu, değişen dünyanın pek farkında değildi"(1) Bu yüzden de İmparatorlukta "tepeden inme" bir yenileşme ve düzenleme beklemek gerekmiştir. 

II.Mahmut Dönemi...

Bu dönem, "baskı ve reformların" birlikte yaşandığı bir dönemdir.

Osmanlı'da,  "tepeden inme" yeniliklerin ilk uygulayıcısı II.Mahmut olmuştur. II.Mahmut'un "zora" dayanan yenilikleri, Osmanlı halkı tarafından pek kabul görmemiştir. Avrupa kaynaklı yenilikler medrese ve cami tarafından, "Müslüman bir ülkeye zorla kabul ettirilmesi şeklinde yorumlanmıştır"(2) Halk yığınları da, onların; yani cami ve medresenin, manevi baskısı altında olduğundan bu  yeniliklere sıcak bakmamıştır.

II. Mahmut, yenileşme hareketlerinde "geleneksel ve dinsel" düzenin sınırlarını zorlamış; ancak, "cahil ve fanatik toplumun gelenek ve göreneklerinin yeni değerlerle değiştirilmesi mümkün olmamıştır."(3)

Buna rağmen, II. Mahmut'un, önce askeri alanda getirdiği yenilikler ve değişmeler, sınırlı da olsa eğitimde attığı bazı modern adımlar ve ülke yönetiminde ve hükümet kurumlarındaki yeni düzenlemeleri sonraki dönemler üzerinde etkili olmak suretiyle gelecek değişmelerin çığırını açmış, yönünü belirlemiştir.

Örneğin, nüfus sayımı, pasaport ve karantina gibi toplum yaşamı ile ilgili çağdaş gereksinimler, dış ülkelere öğrenci gönderilmesi, ilköğretimim ilk kez zorunlu hale getirilmesi, Osmanlı'da bir "tenezzül" sorunu olan yabancı dil eğitiminin kurumlaştırılması II. Mahmut'un getirdiği "yenilik ve değişimlerin" bazılarıdır.

 

Tanzimat Değişikliği...

Öncekilerden biraz farklı olmuştur. Bu dönemde yapılmak istenen yenileşmeler, Osmanlı Devleti'ni ayakta tutabilmenin bir çaresi olarak düşünülmüştür...Bir başka deyişle, Tanzimat hareketi uygarlaşma ve çağdaşlaşma zorunluluğun ilk resmi ilanı ve ifadesi olmuştur.

Tanzimat Fermanı ile, çağdaş görüşe doğru ilerleyen bir hukuk reformunun esasları verilmekte ırk, din ve mezhep farkı gözetilmeden bütün Osmanlı halkının bütün haklarda eşitliği ve hukuki özgürlüğü ilan edilmekteydi. Padişah, bu ferman ile yönetimi altındaki halkın can, mal, ırz ve namus güvenliğinin devletin teminatı altında olduğunu duyuruyordu. Ancak Osmanlı'nın Türk-Müslüman halkı, "Müslümanlar dışındaki vatandaşlarla eşit olmayı hazmadememiş ve dinsel düzenin yanında Batı kurallarını benimseyememiştir"(4)

Buna rağmen, bu dönemde, imparatorluk kapılarının ardına kadar Batı'ya açılmasıyla, Osmanlı'ya giren Batı unsurunun ilke ve değerleri, Osmanlı devlet ve toplum hayatında, izleri Cumhuriyete kadar süren bir etkinliğin başlangıcı olmuştur.

 

I. Meşrutiyet...

Tanzimat'ın getirdiği Avrupa'ya yönelme ve çağdaşlaşma özlemi ortamında yetişen aydınlar, devletin ve toplumun ilerlemesine yönelik arayışlar içine girmişlerdir. Avrupa'dan aktarılan maddi alıntılar, yavaş yavaş düşünce hayatına da yansımış ve her yeni uygarlık alıntısı, onu doğuran kültürü de beraberinde getirmiştir.

Bu dönem, Tanzimat'ın başlattığı batılılaşma hareketinin aydınlar tarafından benimsenmesi, Fransız Devrimi'nin getirdiği eşitlik, özgürlük, adalet, insan hakları gibi kavramların işlenmeye başlanması ile dikkati çeken bir dönem olmuştur. Osmanlı'ya, "sözde bir parlamenter demokrasi" anlayışı getirmiş ve siyasal alanda mutlakiyet yönetimine karşı hareketin doğmasına neden olmuştur.

Abdülhamit'in, Tanzimat'la başlayan Batı'ya açılma hareketine devam ederken, milleti kendi köklerinden koparmadan, benliğini kaybetmemiş, kültürüne, gelenek ve göreneklerine bağlı, Batı'yı taklitten çok Batı'yı anlayacak modern teknolojiyi kullanacak bir kuşağın yetişmesine çalıştığı söylenebilmektedir.

Abdülhamit'in, "Doğu kültürü-Batı tekniği" şeklinde formüle edilebilecek bu düşüncesi, günümüzde de "Türkiye'nin gönlü Doğu'da Beyni Batı'da" görüşüne temel olmuştur denebilir.

Aydınlardan uzak bir yaşam sürdüren halkın yalnızca erkek nüfusu ise, bir kere de olsa seçmen sayılmış ve oy kullanarak ağızlarına çalınan bir çay kaşığı kadar baldan fazla tat vermeyen demokrasiyi, fazla tadına varmadan yaşamıştır. 

II. Meşrutiyet...(X)

Bu dönem, Türkiye'nin siyasi tarihinde, siyasal olduğu kadar toplumsal ve kültürel yönden de üzerinde en çok durulan ve tartışılan bir kesit olmuştur. Yeri ve yabancı birçok gözlemci ve yazarlar, döneme ve dönemin yöneticilerine farklı açılardan bakarak değişik yorumlar yapmışlar, dönemin başarısı başarısızlığı üzerinde görüşler bildirmişlerdir.

Bu dönemin düşünce akımları, biri "siyasal", diğeri "sosyal ve kültürel" olmak üzere iki eksen etrafında toplanmıştır. Siyasal içerikli olanlar, sadece "demokratik hak ve özgürlükler" üzerinde toplanmış; fakat monarşik rejim ve Hilafet kurumu asla tartışma konusu edilmemiştir. Sosyal ve Kültürel içerikli olanlar ise, çeşitli ölçülerde birbiri içine girmiş olarak, genellikle Osmanlıcılık, Türkçülük, İslamcılık ve Batıcılık olarak belirmiştir.

Bu dönemin yönetici kadrosu, Osmanlı devlet ve toplum yaşamında bazı köklü yeniliklere gereksinim olduğuna inanmışlar ama, geçmişten gelen "saray ve din"in maddi ve manevi baskısı onları da engellemiştir. Bu nedenle de, özellikle kadın hakları konusunda yavaş ve sakıngan davranmışlar ve zaman zaman da geri gitmek zorunda kalmışlardır.

Bu dönemde yapılan reformlar, bilimsellikten öte, Batı'ya benzeme ya da Batılı gibi olma doğrultusunda yüzeysel yenilikler derecesinde kalmıştır. Sonuçta toplumun sosyokültürel yapısında çağdaşlığa yönelik önemli bir gelişme görülmemiştir.

Bütün olumlu ve olumsuz yönleriyle bu dönem, önceki yüzyıllara ait gözlem ve düşüncelerin ve de deneyimlerin birikerek yönetici ve aydınlara taban oluşturması bakımından önemlidir.

Cumhuriyet Dönemi(Demokrat Parti yönetimine kadar)

M. Kemal Atatürk, "Elime büyük bir yetki ve kudret geçerse, ne sosyal hayatımızda arzu edilen inkılabı bir anda 'coup(darbe)' ile uygulayacağımı zannederim"(5) demesine ve inkılabı da, "var olan müesseseleri zorla değiştirmek"(6) olarak görmesine rağmen, toplumun ve bireylerin, geleneklerine, düşünce ve ruhsal yapısına aykırı olabilecek değişmelerden ürkebileceğini düşünerek her değişim eylemini zamanı geldikçe ve gerekli ortam oluştukça uygulamaya geçirmiştir.

Bu dönemdeki değişim ve yenileşmeler, siyasal, sosyal ve kültürel açıdan hem devlet, hem toplum ve hem de birey için önceki dönemlerden çok farklı olmuştur.

Önceki dönemlerdeki değişim ve yenileşmelerin başarısızı olmasının ya da halk tarafından kabul görülmemesinin en başta gelen nedeninin, halka egemen olan "geleneksel ve dinsel düzen" olduğunu anlayan M. Kemal, siyasal ve sosyal yaşama getirdiği "laiklik" ilkesi ile bu engeli kaldırmayı düşünmüştür. Bu ilke, "halka rağmen halk için" düşüncesi ile yapılan bütün değişim ve yeniliklerde en önemli bir ilke olmuştur.

Getirilen yeniliklere ve yapılan değişimlere, bir şekilde bazen zorlama, bazen özendirme bazen de halkın kendi isteğiyle katılımı sağlanmıştır. Ancak, halkın değişimlere bu şekil karma unsurlarla katılımı sağlandığı için zaman içinde gevşemeler ve çözülmeler olmuştur.

Cumhuriyet dönemi değişim ve yeniliklerinde, "laiklik ve çağdaşlık" ön plana çıkarılmış; ama bu arada "demokrasi" biraz ıskalanmıştır...Aynı, Osmanlı'nın batı benzeri değişim ve yenileşmelerinde  olduğu gibi, Cumhuriyet döneminde de halk bu değişimleri kolay kolay kabullenememiştir.

Bugün Türkiye, bu konuda hala sancılıdır.

Bir sonraki "değişim ve demokrasi" bloğum, "Demokrat Parti" ile başlayacaktır.

 

cdenizkent

 

------------------------- :

 

(1) Hüseyin G. Günaydın, Düşünce ve Bilim Tarihi, Türkiye Tarihi-3, s.279

(2) Bernard Lewis, Modern Türkiye'nin Doğuşu, Ankara: Türk tarih Kurumu Yayını,1988, s.127

(3) Hikmet Altuğ, Atatürk'ün Çağrısı, İstanbul : İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Yayını, 1990, s.75

(4) Ahmet Mumcu, Tarih Açısından Türk Devrimi'nin Temelleri ve Gelişimi, İstanbul: 1988, s.14

(X) Bu dönemle ilgili bir "tez çalışmam" var...Zamanı gelince belki sizlerle paylaşırım. (cdenizkent)

(5) Afet İnan, M. Kemal Atatürk'ün Viyana karlsbat Hatıraları, Ankara: Türk tarih Kurumu Yayını, 1970, s.32

(6) Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, Ankara: Türkiye İş Bankası Kültür yayınları, 1984, s.259

 

 
Toplam blog
: 979
: 1425
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..