Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '10

 
Kategori
Siyaset
 

Türkiye’de 60 yıldır neden sağcı partiler iktidar oluyor?

Türkiye’de 60 yıldır neden sağcı partiler iktidar oluyor?
 

Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasi tarihi, Atatürk zihniyetinin rakipleriyle ve emperyalizmin işbirlikçileriyle mücadelesinden başka bir şey değildir.

1923- 2010 tarihleri arasındaki siyasi tarihe bakarsak anlıyoruz ki Mustafa Kemal ve fikirleri gerçekten çok yalnız kalmıştır. Daha Cumhuriyet ilan eder etmez en yakın silah arkadaşlarının dahi din devleti taraftarı parti kumasından bu mücadelenin çok çetin olacağını göstermekteydi.

Mustafa Kemal’in tam bağımsızlık tutkusu ve emperyalizmin karşısında duruşu ve en önemlisi Sovyetler Birliği ve Lenin’le sıkı ilişkisi ve işbirliği, ve özellikle 1946 sonrası soğuk savaşla birlikte Atatürk zihniyetinin Türkiye’yi yönetmemesi için büyük savaşlar verilmesine neden olmuştur. Soğuk savaş dönemiyle Sovyetlere tampon yapılan Türkiye’nin tabi ki ABD eyaleti gibi yönetilmeli ve merkezden atanan valilerin Türkiye’yi yönetmesi gerekliydi. Ve elbette ki öyle oldu. Türkiye’de yapılan darbeler de tamamen bu durumun sonucudur.

Türkiye 1950’lerden itibaren gayri resmi olarak Amerikan mandasına girmişti. NATO’ya giren Türkiye global anlamda bir gücün içinde oldu ama NATO’nun kendi çıkarlarıyla hiçbir ilgisi olmadığını anlayamadı. NATO, Türkiye’ye hiçbir dış gücün müdahale etme eğiliminde Türkiye tarafında olmamış ve bunu kendine yapılan tehdit olarak görmemiştir. Ama ABD’ye olan tehditlerin hepsi TC’ye yapılmış gibi görülmüş ve bu doğrultuda eylemler yapılmıştır. ABD müttefiklerinin ordularının birliği gibi olan NATO’yu kendi çıkarları için sürekli kullanıp durmuş ve kendi silahlarını bu müttefiklerine çok fahiş fiyatlarla da satmıştır. Güncelliğini yitirmiş silahları da müttefiklerine kısmi hibe etmesi çok büyük şükran nedeni görülmüştür.

Türkiye’de gerçekleşmiş her darbe Atatürkçülük ve tam bağımsızlık adına yapılmış operasyonlar gibi görünmekteyse de, 1950 den sonra Atatürkçülükten uzaklaşma sanki 1960 darbesini yaratmış izlenimi vermiş, bu darbe Türkiye’yi Atatürkçülükten biraz daha uzaklaştırmıştır. 1971 darbesi biraz daha, ve 1980 darbesi daha da koparmıştır. Ve günümüzde bu operasyon hala devam etmektedir.

Günümüzdeki açılımların ana iskeleti aslında Atatürkçülüğün kalan izlerini de bu ülkeden temizleme operasyonudur. Bu açılımları üst üste koyarsanız yapılanların uluslar arası güçlerin stratejik uzun vadeli planlarının ve Atatürk’ün üniter, tam bağımsız ve laik devlet zihniyetinin tamamen silinmesi işlemi olduğunu anlarız.

60 yıldır bu ülkede emperyalizmin zulmüne maruz kalan ve yok etmek istediği gerçek mağdur Atatürk zihniyeti ve onun kurduğu CHP’dir.

O dönemden itibaren Türk halkına öcüler yaratılarak ve gösterilerek 60 yıl boyunca neredeyse tamamı ABD ve CIA’sinin istediği iktidarlar yönetime getirildi. Bu güçlerin propaganda gücünün önüne geçilemedi ve bu oyunları da bu halk hiçbir zaman anlayamadı ya da anlamak istemedi.

Darbeler bu ülkeye tek kurtuluşmuş ve zorunluymuş gibi dayatıldı. Dikkat edilirse darbe yapılan zamanlar, sağcı-liberal-amerikancı-muhafazakar kesimin kredisinin tamamen tükenmek üzere olduğu zamanlardır. Darbelerin sonunda propagandalar ile sağcılar mağdur olmuş gibi gösterilmiş ve bunu ülkenin patronu gibi görünen Atatürkçü – Ulusalcı – Cumhuriyet Halk Partili zihniyetin darbe yaptığı ve yoksullukların nedeninin de sol olduğu izlenimi verilmiştir.

Her ülkede olduğu gibi halk mazlum gibi görülen tarafa daha sempatik bakmıştır.

IMF ve dolayısıyla ABD politikalarını benimseyen ve ona yakın olanların bu ülkeye zenginlik ve kredi getireceği mantığı halkı bu partilere yaklaştırmıştır. Halk sola oy verirse yoksullukla cezalandırılacağını iyi anlamıştır ya da bu korku bu halka hissettirilmiştir.

Her darbeden sonra askerin tavsiye ettiği hiçbir parti iktidar olamamışken, darbeden önce bu ülkeyi yönetmeyen, uluslar arası güçlerle eşgüdümlü beceriksiz siyasi zihniyetin maskesini değiştirip darbe öncesiyle aynı kökten zihniyetten geldiği ve hatta aynı kişilerin olduğu , aynı siyasi görüşlere sahip, yine amerikancı- liberal-muhafazakar- işbirlikçi partilere bu ülkenin yönetimi teslim edilmiştir.

12 Eylül 1980 darbesinden sonra kurulan Adalet Partisi’nin bürokratı olan Özal’ın ANAP’ına vize verilirken, bu ülkenin kurucularından olan İsmet İnönü’nün oğlunun partisine izin verilmemesi çok ilginçtir. O anlarda ret için açıklanan “12 Eylül Öncesi Partilerin Devamı Niteliğinde olması” gerekçe gösterilmesi de bu durumu daha da kafa karıştırır hale getirmiştir.

Darbecilerle birlikte devletin derinindeki ABD işbirlikçileri ve onların istediği partinin Türkiye’de iktidar olması için bütün şartlar hazırlanmış ve propagandası yapılmıştır.

Unutmayalım! Bu güçlerin en önemli silahı propagandadır.

Ve Türkiye sürekli aynı sarmal içerisinde döndürülmektedir. AKP’nin iktidara geliş hikayesi sanki farklı gibi gösterilse de, format her yönüyle aynıdır.

ABD stratejistlerinin basit yöntemi şudur: Senle işbirliği yapan ve yıpranan partiyi bitir, eşeği süsle püsle sahibine tekrar sat ve CHP’nin tek başına iktidar olmasını engelleyecek her türlü propagandayı yap ve rakibi kim olursa olsun medyayla ve geliştirilen olaylarla bunu destekle. Unutma bu ülkede CHP’nin rakiplerinin güçlü ve iktidar olmasının tek yolu ABD ile işbirliğidir. CHP’den olmayan bizdendir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurtuluş Savaşı henüz bitmemiştir. Ve ne yazık ki bu millet akıllanmadıkça bu savaş kaybedilecek gibi görünüyor.

Atatürk artık gerçek anlamda can çekişmektedir.

 
Toplam blog
: 105
: 3914
Kayıt tarihi
: 05.11.08
 
 

İ. Ü. İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler 1989 mezunuyum. 1993'ten beri uluslararası fındık ..