- Kategori
- Eğitim
Türkiye'de gençlik

en blanco y negro
Yarın bütün yurtta, “19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı” kutlanacaktır.
Okullarda; yine bitmez tükenmez ve yıllardır alışılagelmiş basmakalıp 19 Mayıs törenleri düzenlenecektir.
Bu törenleri öğrencilerimiz; ayakta sıraya geçirilerek, bazı durumlarda azarlanarak, bazende hakaret edilerek izlemek zorunda kalacaklar.
Okul idaresi birkaç gün öncesinden törene katılmayanların o gün için yok yazılacağını söyleyecektir. Birçok okulda öğrenciler Kılık-Kıyafet yönetmeliğine uygun tarzda giyinmeleri için zorlanacaktır.
Öğretmenlerden birçoğu sevk ya da raporlu olacaktır. Çünkü o saatte ya kendi çocuklarının törenini izleyecek veya 3 günlük tatilini değerlendirecektir.
Önlerinde sıraya geçmiş öğrenci kalabalığının başında öğretmenlerin bulunmasını da okul idaresi önemle rica edecektir. Çünkü öğrencileri saatlerce ayakta tutmak ve suskun olmalarını sağlamak kolay değildir.
Umarım hava soğuk veya yağmurlu olmaz. Olursa öğrenciler okul koridorlarında sıraya sokulur ve tören devam eder. Ya da tören dışarıda yapılmaya devam edilirse hasta olmaları işten bile değildir.
Önce okul idaresi tarafından, sonrada öğretmenler tarafından, günün anlam ve önemi belirtildikten sonra, öğrencilerden birkaç şiir dinlenir ve tören sona erer.
Tören sonunda şarkı, türkü organizasyonu bile işe yaramayabilir. Çünkü öğrenciye yıllardır “okuldan devamlı uzakta kalma yoluyla, kendini koruma” kalıbı verilmiştir.
Her okulda böyle değildir tabi ki. Bazı okullarda bulunan “Çok amaçlı salonlarda” öğrencilerin ilgisini çekebilecek törenler yapılır.
Tören sonunda şarkılar türküler söylenir, halaylar çekilir. Kılık-Kıyafet zorunluluğu getirilmez. Öğrenci yok yazılmayla tehdit edilmeden, kendi isteğiyle de törene katılabilir.
Bunu sağlayabilen okul yönetimi ve öğretmenleri gerçekten alkışlanmaya değer. Fakat bu şekilde töreni eğlence haline getirip amaçlananın sevgi ve saygıyla öğrencilerimize aktarılmasını sağlayan okullarımız o kadar az ki…
Böyledir işte okullarda 19 Mayıs törenleri.
Devlet büyüklerimiz de günün anlam ve önemini, ateşli konuşmalarla, yanına medya desteğini de alarak, böylesi bir Gençlik Bayramında “UNDP’nin yayınladığı Türkiye’de Gençlik” raporundaki tespit ve önlemleri de görmezden gelerek, yıllardır alışılagelmiş ezberleri tekrar ortaya çıkaracaklar ve halkımıza en mükemmel mesajı verebilmek için birbirleriyle yarışacaklardır.
“ Türkiye’de Gençlik Sorunları” umurunda olması gerekenlerin öylesine uzağındadır ki…
Ülkemizde böylesine önemli bayramların günümüzle bağlantısını kurabilmek ve halkımızın bayrama katılımını sağlamak için neler yapılmalıdır?
Sorunun cevabı çok basittir. Tüm Dünyada “Milli Bayramlar” nasıl kutlanıyorsa ülkemizde de öyle kutlanmalıdır.
Yani, halkımızın Milli Bayramlara sahip çıkmasını sağlamak yoluyla.
Bu da küçük yaşlarda törene katılımının zorlama gerektirmediği durumlarda gerçekleşir.
Birde “Devletin halkına hizmet ettiği” durumlarda gerçekleşir.
Ateşli konuşmalarla değil…