​ Türkiye Ekonomik Kriz’in Neresinde? (2) / Ekonomi - Finans / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Kasım '08

 
Kategori
Ekonomi - Finans
 

Türkiye Ekonomik Kriz’in Neresinde? (2)

Türkiye Ekonomik Kriz’in Neresinde? (2)
 

Krizi finans sekötörü ve bankalar körükledi.


Amerika’da bunlar olup bitiyorken, üstüne üstlük bir de seçim kampanyası varken, durumu kontrol altına almak ne kadar kolaydır bilmem ama şu bir gerçek ki, Bush giderayak, Irak’tan sonra en büyük bombayı bu sefer kendi ülkesine attı. Ekonomistlere göre Bush yönetiminin bu mali krizde hataları çok fazla. Tartışılabilir ama, bankaların kredi vermek, para satmak derdine rağmen, bir takım kurumsal ve lokal önlemler alınsaydı, bu kriz buralara kadar gelmezdi. Bugünlerde herkes ekonomist oldu diyeceksiniz belki ama görünen göz kılavuz istemez diye bir atasözümüz var. Bu tam da buraya denk geldi. Sen bir bankasın ve kredi veriyorsun, kredi verirken, usulen kredi kullanacak kişiden gayrimenkul ipoteği alıyorsun. Ama daha önce ipotek konulmuş mu, kredi kullanan kişinin kredibilesi nedir? Ödenebilir mi ? diye neden sorgulamadın diye de sorarlar adama. Sonra, da ardı ardına krediler patlayıverir böylece..

Amerika’da seçimler bitti, Bush teknik olarak gitti. Yeni seçilen çok taze başkan Obama henüz koltuğuna oturmadı, tevir teslim yapılmadı. Ama koltuk devir teslimi ile birlikte, devasa bir ekonomik kriz dosyası ve ABD’nin sorunları Obama’nın önüne konulacak. Irak’tan sonra bu ekonomik kriz de çok baş ağrıtacak gibi. Obama’nın işi hiç de kolay değil açıkcası..

Evet, Amerika’daki durum bu. Küresel ekonomik kriz’in Avrupa’yı da kasıp kavurduğu ve etkilerinin hemen hemen Uzakdoğu’yu da tetiklediği bu günlerde, herkes Türkiye’nin ne durumda olduğunu tartılıyor. Öyle ya ! Zaten, epeydir ekonomik sıkıntıları olan bizim durumumuz ne olacak ? Bu çok daha önemli. Her kafadan bir ses çıkıyor. Hükümete göre <ı>“elhamdürillah iyi durumdayız” açıklaması iş çevresinde pek de kabul görmemiş anlaşılan. İş çevrelerinden “hükümet önlem paketini açıklasın” yada “IMF ile anlaşmaya varılsın” gibi sesler yükselmekte. Anlaşılan herkes te bir panik havası var. Nasıl olmasın ki ? Ülkenin ekonomik değerleri olan sanayi kuruluşlarında üretimler durma noktasına gelmiş. Nasıl durmasın ki ? Malını nereye ihraç edecek ? Herkes ithalatlarını durdurmuş. İç piyasanın durumu zaten malum. Döviz kurları inanılmaz yüksek. Dolar 1.67, Euro 2.10’un üzerine çıkmış. Borsa sallantıda !.. Kuruluşlar birbiri ardına eleman çıkartıyorlar. Bankalar kredilerini geri çağırmaya başlamış. Halk ayrı bir tedirgin, zaten yüksek olan işsizlik oranı daha yükseklere çıkacak diye korkuyor. Kredi kartı borçları inanılmaz yüksek. İş yerleri birbiri ardına kapanıyor, esnaf kepenk indirmeye başlamış. Ülke dışından da pek iç açıcı haberler gelmiyor. Bu durumda daha ne kadar dayanılabilir. Ya kapasite düşürecek, ya elemanlarını çıkartacak, ya ben battım diyerek iflas bayrağını çekecek, ya yeni pazarlar arama yoluna gidecek, ya da kaynaklarını sonuna kadar kullanacak? Siz bir işletme olsaydınız hangi seçeneği seçerdiniz ? Bu günkü şartlarda, yatırım yapmaya bile korkan şirketler arasında kaynaklarını sonuna kadar kullanıp ayakta kalmayı isteyecek kaç tane işletme, şirket, fabrika, holding çıkar acaba ?

Durum bu merkezde iken Türkiye’nin durumu masaya yatırıldı. Hükümet belki de fazlaca politik görünse de ılıman açıklamalar yapıyor. Hemen hemen bazı ekonomistlere göre paralel açıklamalar bunlar. Ekonomik krize göre riski azaltan önlemlerimiz alınmış durumda. Mesela,

1- 2001 krizine nazaran Türk Kamu maliyesi çok daha iyi durumda,

2- Bankacılık sistemi kendi içindeki çürükler ayıklanmış durumda. Yani eskiye nazaran daha sağlam ve daha temkinli bir bankacılık ve mali sistemimiz var

3- Mali sistemde denetim artırılmış durumda. Böylelikle daha temkinli bir kontrol mekanizması var.

4- 2001 krizinden tecrübeli olduğumuz için, bu krizi daha kolay atlatırız.

Buna karşılık risk teşkil eden bazı unsurlar var. Onlar da;

1- Reel sektörün dış borçlanması çok yüksek. Kredi kuruluşları, uzun vadeli borçlanmayı kısa vadeli borçlanma şeklinde yapılandırılsa, sıkıntı yaratır. ( Şuanda 120 milyar dolar civarında bir borçlanma söz konusu )

2- Cari açık çok yüksek. Bu da Finansman ve borçlanma sistemini kötü etkiliyor.

3- 300 milyar doları bulan borç, bizi oldukça zora sokacaktır. Özelleştirilecek bir şey kalmadı. IMF ile masaya oturulmaz ise durum vahim bir sonuca doğru gidebilir.

4- Yurt dışından borçlanmaya kalkan finans sektörü, çareyi devlette arayacaktır. Amerika’nın durumuna düşmek istemeyen Türkiye, ya bütün iç kaynaklarını açacak, ya borçlanarak piyasaya borç verecek, ya da para basacak. Bu da enflasyonun yukarı doğru körüklenmesi demektir.

Hem bireysel, hem kamusal, hem de kurumsal borçlanmaya dikkat. Ya ödenemezse ?

 
Toplam blog
: 671
: 2572
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..