- Kategori
- Ekonomi - Finans
Türkiye Ekonomik Kriz’in Neresinde? (3)

Ne kriz miş be kardeşim...
Tüm dünya’da durum bu merkezde iken, Türkiye’nin bu krizden etkilenmemesi mümkün değil. Bu bir gerçek. Öyle ya da böyle etkileneceğiz. Ama ne kadar etkileneceğiz bu önemli. Buna kafa yormaya bakmalıyız. Görülen şu ki makro ekonomik dengeler altüst olmuştur. Tabir-i caizse ezberler bozulmuştur. Eski makro ekonomi bilgileri ile bu sistem yeniden ayağa kaldırılabilir mi bilmiyorum ama kriz bize bir şey yapmaz, biz şerbetliyiz gibilerinden açıklamalar akla ve mantığa aykırıdır.
Her nekadar 2001 krizinden dolayı tecrübeliysek de, kapımızdan içeriye girmiş, ama şuan yalnızca hafif hafif esen “ küresel ekonomik kriz” rüzgarından etkilenip, bir tayfun yada hortum faciası yaşamak istemiyorsak makro ekonomik bazı önlemleri şimdiden almamız gerekiyor. Öncelikle, şunu bilmemiz gerekiyor ki, her kriz bir sonraki krizde bize kılavuzluk eder, yol gösterir. Yaşayalım ya da yaşamayalım, her krizden kendimize bir takım dersler çıkartmamız gerekmektedir. Alınması gereken diğer bazı önlemler de şunlar olabilir mi acaba ?
1- Özellikle Mali Piyasalarda olan krizler, sistematik olarak bir düzensizlik ve bozulma meydana getirir. Bu bozulmalar, tamamen bir çöküş olabileceği gibi, aslında kötü durumdan çıkma fırsatı da yaratır.
2- Krize bulaşmama yada krizi düzeltebilmenin elbette ki belli bir etkisi olacaktır. Bu etkinin çok hasarlı olmaması için krizi lehimize çevirmek için bu etkinin en azda tutulması gerekmektedir.
3- Krizlerin, öncelikle makro ekonomik boyutunda önlemler alınmalı. Devlet vatandaşına örnek olmak için tasarrufu ve gereksiz harcama yapmamayı teşvik etmelidir. Ama önce kendisi tasarruf tedbiri almalı ve Kamu harcamaları dengelenmeli ya da kısılmalıdır. Özellikle yerel seçimlerin yaklaştığı bu günlerde, hükümet para musluklarını açmamalıdır.
4- Gerekirse örnek teşkil etmesi bakımından tasarruf tedbiri, Cumhurbaşkanlık, Başbakanlık, Bakanlıklar ve diğer kamu kuruluşları nezdinde devletin üst kademelerinden başlatılmalıdır.
5- İvedi olmayan devlet ihaleleri ertelenmeli ama ihale edilmiş ve başlanılmış işler bitirilmelidir.
6- Devler toplu işten çıkartmaların önüne geçecek bir mali önlem paketi hazırlamalı. Bu hem iş verene, hem de işçiye güven verecektir. Eğer bu önlenemezse “sosyal bir deprem” bizi bekliyor demektir.
7- Kişiler, gelirleriyle giderlerini dengelemeli, servetlerindeki artış ile gelirlerindeki artış paralel değilse, giderler gelirlerinden fazla olmaya başladıysa bu iyiye işaret değildir. Hemen kısılması gereken unsurlar belirlenmelidir.
8- Mali piyasalara devlet güvence verebilmelidir. Zira ekonominin dinamosu olan mali piyasalar krizden etkilenmeye başladığında, bu tüm sektörleri olumsuz etkileyecektir.
9- Daralan ihracat pazarlarında, perdeyi kapatmanın ötesinde Pazar ve ürün çeşitliliği üzerinde durmak akıllıca olur. Bunun için ihracat pazarlarını da genişletmek ve yeni pazarlar yaratılmak zorundadır. Mesela, bugün itibari ile toplam ihracatımızın % 50’si AB ülkelerine, %3’ü ABD’ye yapılmaktadır. ABD fırtınalı günler yaşamakta, demek oluyor ki bizim %3 ihraç payımız da etkilenecek. AB piyasaları da küresel krizden nasibini almaya başladı. Otomotiv firmalarındaki toplu işten çıkartmalar bunun bir örneği. Bu da demek oluyor ki AB piyasalarında da zor günler bizi bekliyor. O zaman rotayı Uzakdoğu, Türki Cumhuriyetleri, Arap ülkeleri gibi pazarlara çevirmek gerekir.
10- Bugünkü şartlarda kredi maliyetleri çok yüksek olur. Bireysel veya kurumsal kredi kullanmak çok doğru bir iş değil. Özellikle bireysel harcamalarda kredi kartlarını kullanmamak gerekiyor.
11- Böyle kriz durumlarında fazla etkilenmemek için, öz sermaye ye varsa birikimlere başvurmak mantıklı olabilir. Bu birimlerle borçlar kapatılmalıdır. Kurumsal borçlanmalar yeniden yapılandırılıp daha uzun vadeye yayılmalıdır.
12- Özellikle gayrimenkul yatırımı yapmak şu zamanda pek akıllıca olmayabilir. Biraz daha beklenmeli. Yakın bir zamanda gayrimenkul fiyatlarında bir gevşeme olacaktır.
13- Dövize yatırım yapmak riskli olabilir. Şuan döviz aşırı pahalı. Dünya resesyonu konuşuyor. Ama sürpriz gelişmeler olabilir ve döviz değer yitirmeye başlayabilir.
Bu önlemler artırılabilir. Bunlar gibi birçok önlem masaya yatırılmalı ve acilen bir paket hazırlanmalı. Aksi taktirde işsizlik, yoksulluk, mutsuzluk, perişanlık ve sosyal ve siyasi istikrarsızlık çok daha vahim sonuçlar doğuracaktır.
Umarım söylendiği gibi bu küresel kriz bizi teğet geçer..