- Kategori
- Gündelik Yaşam
Yine Toplanıyoruz Açık Alınla

Bir başka olur bizim toplantılarımız !..
Yazdığım bir çok yazı arasında “blog yazarlığı” konusunda birkaç tane de olsa yazı yazmışlığım vardır. Bu konuda çok kimse belki benzer yazılar yazdı, hemen hemen herkesin bir konuda hemfikirliği ortada. Herkes tarafından onaylanan bir düşünce var. O da burada yazı yazmak çok güzel. Halinden pek de şikayetçi olan yok doğrusu. Ama ben başka bir şeyden bahsedeyim bu kez.
Milliyet Blog platformu gerçekten büyük bir platform haline geldi. Ben bu platforma 26.06.2006 tarihinde merhaba demişim. O zamandan bu zamana kadar da çeşitli konularda yazıyorum. Kimi zaman bir araştırma, kimi zaman kendi fikirlerimden oluşan yazılar yazıyorum. Beğenilenler var, beğenilmeyenler var. Çok okunan veya az okunan yazılar var. Bunlar her ne kadar önemli unsurlar olsa da, yazmak gerçekten çok daha güzel. Her ne kadar zaman zaman, yazı yazmak içimden gelmese de, bilgisayarımın başında ara sıra bir şeyler yazıp, arşive atıyorum. Yeri geldiğinde de yayınlıyorum.
Aslında konu bu değil !. Yani ne benim yazı yazıp, yazmamam, ne de bloglar, bloglardaki yazılar. E, ne öyleyse diyeceksiniz. Kestirmeden gideyim o zaman. Yukarıda da bahsettiğim gibi, şöyle bir geriye baktım da, neredeyse 2 seneyi aşkındır bu platformdayım. Birçoklar gibi yüzlerce yazı yazdım. İnsanın fikirlerini beyan etmesi, konusu ne olursa olsun bir takım yazılar yazması, bunları açık bir platformda yayınlaması gerçekten önemli. Fakat asıl önemli olan, bu yazıların, kim olduğunu, nereden olduğunu bilmediğiniz yüzlerce hatta binlerce insan tarafından, hangi koşulda ve ne zaman olduğunu bilmediğiniz bir okunması ve izlenmesi. Bu gerçekten önemli. Ama bunu daha da önemli hale getiren bir başka durum da, farkında olmadan bir blog arkadaşlığı ve dostluğu oluşmuş olması. Bu arkadaşlık ve dostlukla, hem ilişkiler ilerletiliyor, hem de yapılan yorum ve eleştirilerle daha iyi yazmanın koşuları oluşturulmuş olunuyor. Bir de bunu daha çok pekiştiren bir durum var ki, o da bu sanal arkadaşlıkların, gerçek platformlarda, gerçek ortamlarda, bir araya gelinmesi. Buralarda, daha önceden birbirlerinin yüzlerini görmeyen, seslerini duymayan onlarca insan bir araya geliyor ve karşılıklı olarak elektrikler alınıp, veriliyor. Sohbet ediliyor, yenilip, içiliyor. Sanal ortamlardan çok daha fazlası buralarda yapılıyor ve gerçek bir sinerji yaratılıyor.
Sanal bir ortamda, gerçek duyguların paylaşılması.. Bu ne kadar da zor. Halbuki, bu toplantılar tam da bunun için. Burada, herkesin bir söyleyeceği var. Herkes önce birey, sonra arkadaş, sonra da dost olma yolunda daha büyük bir adım atıyor. Bunlarla ilgili de blog sitelerinde belki bir şeyler okumuşsunuzdur. Ancak bunu yaşamış biri olarak, bunun çok önemli bir adım olduğunu ve çok güzel bir ortam olduğunu bir kez daha hatırlatmak isterim.
Adına “sohbet toplantısı” dediğimiz bu tarz bir toplantı, geçtiğimiz aylarda İzmir’de yapıldı. Adı İzmir Blog yazarları 2. toplantısıydı. Adı İzmir yazarlarını içeriyordu, ama Bursa ve Ankara gibi farklı illerden gelenler de oldu. Ne de iyi oldu. Öğle saatlerinden, akşam saatlerine kadar uzanan bir hoş sohbet toplantısı, şarkılı, türkülü ve yemeli içmeliydi. Gelenlerin hemen hemen hepsi burada tanıştı. Çok ilginçtir, sanki yıllardır tanışılıyormuşçasına bir kaynaşma yaşandı. O gün orada, bu yılın son toplantısını yapıyoruz. Bir sonraki toplantımız 2009’da diye karar almıştık. Fakat sağ olsun, Mustafa Mumcu abimiz boş durmamış, Şükrü bey’in fincanda kahve mekanında, yine aynı yerde 3. Milliyet Blogları toplantısı düzenlemişler. Önümüzdeki Pazar, yani 30.Kasım.2008 günü yine aynı yerde buluşacağız. Benim sonradan haberim olmasına rağmen, bu toplantıya hem bir İzmir’li olarak, hem de bir Blog yazarı olarak katılmamam ayıp olur diye düşünüyorum. Bu toplantılar bir “blogdaşlıktan” ziyade, farklı eğitim ve kültürlere sahip insanlardan oluşan ama herkesin, herkese saygısının üst düzeyde olduğu bir dostluk toplantısına dönüştü. Birinci toplantıda yoktum, ikinciden itibaren, bundan sonrakilerde olmak bana onur verecek. Toplantımızda, yalnızca İzmir’li dostları değil, farklı illerden dostları da aramızda görmek isteriz.
Açık havada, güzel kokulu demli bir Şükrü bey çayı ve İzmir’in boyozları, dostların sohbetleri, şiir dinletileri, belki de şarkılar, türkülerle ile güzel bir Pazar günü geçireceğiz. Bu Milliyet Blogdaşlığına sizleri de bekleriz.. Dedik ya "çay-kahve bahane" diye !..