- Kategori
- Ekonomi - Finans
Türkiye'de hükümetlerin halka en büyük kazığı

Her dönemde hükümetlerin halka kazığı!
Son dönemde, AKP hükümetinin propaganda aletlerinden biri daha bozuldu.
Tayyip Erdoğan’ın “hamdolsun” en çok övündüğü ve ajitasyon malzemesi olarak kullandığı fiyat artışlarının tek haneli rakamlara düşürülmesi, fazla zam yapılmaması döneminin de sonu epeydir görünmüştü.
2007 yılında her şey belli olmaya başlamıştı aslında. Son bir yıldır ve hele yılbaşından bu yana yağmur gibi yağmaya başlayan zam sağanakları yoksul ve dar gelirli kitleleri canından bezdirmeye başladı. Hoşnutsuzluk AKP kitlesinde de başladı. AKP tabanında bir kaynaşmadır gidiyor son zamanlarda.
2001 krizini izleyen süreçte uluslar arası kan emici tefecilerin adamı olan Derviş’in ülkede oturttuğu ekonomik sistem olan “düşük kur-yüksek faiz” ekonomisi sayesinde Hedge fonlarıyla açığını kapatan AKP hükümetinin mal ve hizmetlerin fiyatlarıyla oynamaya çok ihtiyacı olmadı. Ama yılbaşından ve özellikle İlkbahardan bu yana deniz bitince, Hedge fonlar küresel mali kriz nedeniyle kendi başının derdine düşüp ülkeyi terk etmeye başlayınca hükümet açıklarını zam yaparak kapatmaya başladı. Sonra da oturup “biz ekonominin gereğini yapıyoruz” savunması yapıyorlar.
Enflasyonun yanında vergiler insaf sınırlarının üzerine çıkmıştır.
Vergi adaletsizliği ayrı bir inceleme konusu. Bizim burada üzerinde duracağımız akaryakıt fiyatlarındaki ağır ve soyguncu vergilerdir.
Türkiye halkı vergilerle soyulup beli bükülmektedir.
Türkiye halkı dünyanın en yüksek oranlı vergileriyle yüklü akaryakıt kullanmaktadır. Türk çiftçisi ve Türk nakliyecisi, hem yük hem de yolcu nakliyecisi dünyanın en pahalı mazotuyla iş görmektedir. Mazotu pahalılaştıran da içindeki yüzde 70’leri bulan ağır vergilerdir.
Taşımacılar (nakliyeciler) feryat ediyor akaryakıt fiyatlarından ve zamlarından. “Sektör zorda” diyorlar; akaryakıttaki vergilerden dolayı… Nakliyeciler akaryakıttaki yüksek artışlar nedeniyle araçlarında 10 numara yağ yakmaya başladıkları belirtilmektedir. (1)
Çiftçilerimiz ise tıpkı nakliyecilerimiz gibi, pahalı mazotla üretim yapmaya çalışmaktadır.
Türkiye akaryakıt vergilerinde dünya rekoru kırmaktadır.
Diğer ülkelerde ise farklı bir durum ortaya çıkmaktadır.
Örneğin Yunanistan da bizim gibi akaryakıt ithalatçısı bir ülke ama orada mazot bizdekinin yarısı fiyata satılmaktadır.
Mazotun rafineriden çıkışından tüketiciye ulaşıncaya kadar geçirdiği süreçteki fiyatlanmasının öyküsü akıllara durgunluk verecek bir öyküdür.
İstasyonlarda 2, 26 YTL olan mazotun rafineri çıkış fiyatı: Sadece 74 Ykr Mazot rafineriden 74 Ykr’a çıkmaktadır.
Bu noktadan sonra vergi işlemleri başlamaktadır.
Rafineri çıkış fiyatına 83 Ykr ÖTV (Özel Tüketim vergisi) eklenmektedir.
ÖTV’li fiyattan, yani 1, 57 YKR’ üzerinden ayrıca yüzde 18 KDV alınmaktadır.
Bunun üzerine bayiinin ödediği KDV’yi de bindiriyorlar.
Ve tüketiciye ulaşıyor: 1, 44 YTL’si (yani yüzde 64’ü) vergi olmak üzere toplam 2, 26 YTL şeklinde.
Deli Dumrul gibi bir şey: Verginin vergisi alınmaktadır
83 Ykr nerde, 2, 26 YTL nerede?
Tam 27 kat…
Şükrü Kızılot’un da dediği gibi, verginin de vergisi alınmakta ve rafineri fiyatının tam 27 kat fazlası ile tüketiciye ulaşmaktadır.
Citybank’ın affedilen vergi borcunun yarısına köylüye 1 YTL’ye mazot verilir
Ama Citybank’ın 4 milyarlık vergi borcu bir kalemde siliniveriyor.
Eğer bu Amerikan bankasından vergi tahsil edilseydi ve bu tarıma mazot sübvansiyonu olarak kullanılsaydı; paranın yarısıyla köylüye mazot 1 YTL’den verilebilirdi uzmanların hesabına göre. Ama böyle bir hükümet milli bir hükümet olabilir ancak. BOP Eşbaşkanlarıyla ya da Powell’la 2 sayfa 9 maddelik gizli anlaşma imzalayanlarla eşyanın tabiatına aykırıdır.
“Vergiler, akaryakıt fiyatının dörtte üçünü oluşturuyor.”
Hükümetler Türkiye’de vergi tahsil etmenin en kolay yoluna başvuruyor; akaryakıt vergilerinde olduğu gibi dolaysız vergilere sarılıyor.
Yeniçağ gazetesindeki bir incelemede belirtildiği gibi, Maliye uzmanlarına göre, Türkiye dışında başka hiçbir yerde akaryakıttan alınan vergi miktarının, Gelir ve Kurumlar Vergisi tahsilâtını geçmediği halde sadece bizde ikiye katlamaktadır. “Vergiler, akaryakıt fiyatının dörtte üçünü oluşturuyor.” (15 Kasım 2008)
Peki, başka ülkelerde nasıl bu rakamlar?
Uluslar arası Enerji Ajansı verileri bu konuda çok somut bir görüş sunmaktadır.
Benzinde hükümet litre başına 1, 53 dolar (2, 5 YTL) vergi alıyor. Bu oran diğer ülkeler ise şöyle:
2005 ilk yarıda araç sayısında 350 bin artış var ama akaryakıt tüketimi aynı.
Bu Türkiye halkının nasıl soyulduğunun aynası, insanımızın nasıl söğüşlendiğinin tablosudur.
Hükümetler, bizce yüksek vergiden kazançlı çıkmamaktadır.
Zira tüketim gitgide azalmakta, yani sürüm düşmektedir.
Tarımın çökertilmesine katkıda bulunmaktadır.
Kayıt dışı yükselmektedir.
2005 yılının ilk yarısında, araç sayısının 350 bin artış göstermesine karşılık akaryakıt tüketim miktarında hiçbir değişikliğin olmaması akaryakıt kaçakçılığının artarak sürdüğünün kanıtı olsa gerektir. (2)
(1) Mustafa Yıldırım- tasimacilar.com
(2) internetdenmalimevzuat.blogspot.