- Kategori
- Güncel
Türkiye İçin Fırsatlar

Osmanlı İmparatorluğunun çöküşüne neden olan nedenler kimi tarihçilerce bilimsellikten uzaklaşma, zamanın şartlarına uyum sağlayamama, ticaret yollarındaki değişimler şeklinde dile getirilir bunların hepsi de doğrudur ve her yükselen şeyin düşüşünün olması, her doğanın ölmesi gibi öncesi olanın aynı zamanda sonrası olması gibi daha başlangıç-bitişe dair sayabileceğimiz geçmişte gerçekleşmiş birçok olguya paralel olarak Osmanlı’nın da sona ermesi kaçınılmazdı. Nitekim sona erdi.
Ölümlüler, sadece ölüler için ağlayarak gerçekte hayatlarını zindan etmiyor, atalarından, büyüklerinden kalan mirasları doğru değerlendiriyorlar veya değerlendiremiyorlar kimi torunlarına güzel hayatlar bırakırken, kimileri de torunlarına acı ve gözyaşından başka bir şey bırakamayabiliyorlar. Bu da sadece bugünle ilgili bir durum veya günü kurtarmaktan ziyade, gelecek nesillere doğru başlangıçlar yapabilmeleri adına fırsatlar sağlayabilmekten, geleceği doğru değerlendirmekten belki de her anlamda disiplinli bir şekilde yaşamak, har vurup harman savurmamaktan geçer.
Osmanlı oldukça geniş bir coğrafyaya yayılmıştı ancak günümüzde Avrupa ve Asya’sında yayılamadığı bölgelerde de hısım ve akrabaları vardı. Tarih bilincine sahip olanlar pekâlâ bilirler ki yirmi dört Oğuz boyuna ilave olarak öncesinde de var olanlar son yıllarda Türklük bilincine erişen en azından olduğunu söyledikleri olmadığını algılayan uluslar arasında ciddi olarak sönümlendirilmiş volkan gibi üzerine betonlar dökülerek kapatılmış, tarih yazıcılarının insafına bırakılarak sahte milliyetler üretilmiş, nihayet söz konusu milletlerin de aslında biz kimiz diye sorma vakitleri gelmiştir. Bu milletlere örnek olarak İspanya’daki Katalanlar, İtalya’da Etrüskler, Balkanlarda Bulgarlar, Yunanistan’da Karamanlılar ve Doğu Avrupa’da Macarlar, Japonlar, Koreliler, Çin’deki bazı hanedanlar ve hatta tüm dünyada milletlere yutturulan mitlere ilave olarak ortak tarih ve ortak kültür birliği oluşturmak gibi Türkiye’nin önünde İspanya’dan Çin’e kadar ciddi bir etki alanı oluşabilmektedir, güçlü bir ülke Türk Cumhuriyetleri ile birlik beraberliği, eğitimde, dinde, dilde ciddi bağlar oluşturmak üzere kalıcı ve politikalar geliştirebilirdi ki geç kalınmış sayılmaz. Yürümek için adım atmak menzile varabilmek için harekete geçmek gerek ve hiç harekete geçilmezse hedefe asla varılamayacaktır.
Örneğin Avrupa’da ve Avrupa Birliği ülkeler ve aday ülkelerce geliştirilen öğrenci değişim programları, ilkokuldan üniversiteye kadar birçok seviyede Avrupa’ya entegre etmeyi amaçlayan bir projeler dizisi oluşturulmuş ve 2006 yılından bu zamana kadar on binlerce insan Avrupa’ya gitmiş, görüldüğü gibi pek de öyle ahım şahım bir gelişme de sağlanamamıştır. Avrupa hala Türkiye’yi sömürge olarak görmeye devam etmekte, Nato müttefikinin terör örgütleriyle mücadelesinde terör örgütlerinin diliyle Türkiye’ye karşı konuşabilmektedir. Bir milletin diğer milleti yükselteceği, ona vergilerinden pay ayırıp, kendi halkını fakirleştirme pahasına diğerlerine yardım edeceği iddiası, Kapitalist ve hatta emperyalist batı için içi boş, tamamen yalandan ibaret bir balondur! Bunu görmemek bu ülkede hangi sıfat taşırsa taşısın, cehaletle açıklanamazsa ancak hıyanetle açıklanabilir bir durumdur!
Batı ile projeler geliştiren ve hatta bir papaz olan Erasmus adına projeler geliştiren Türk ve Müslüman çocukları Hoca Ahmet Yesevi, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli veya başka adlarla da olabilir Doğu Müslümanları ve Türkleriyle bir proje geliştirmez de kendi içinde Alevi-Sünni veya Şafi ve daha birçok mezhep veya fırkaya bölüp lime lime etmeyi seçer, bunu anlamak mümkün değildir. Bekasını önemseyen, gelecekte kendine tarih sahnelerinde yer açmayı düşünen hiçbir millet kendi geleceğini başka dinlerin, kültürlerin, başka milletlerin insafına bırakacak kadar saf olamaz!
Salih fikirlere sahip insanlar açısından düşünüldüğünde Türkiye’nin önünde ciddi fırsatlar olabilirdi. Daha ciddi atılımlar yapmak için gerçek fikirler, fikir sahiplerini pazarlayanların tekelinden çıkmayı başarabilmiş olsaydı şu anda çok farklı şeyleri konuşuyor olabilirdik.. Kurtlar şayet kuzuları besliyorsa bu sadece bir amaç dâhilindedir. Sürpriz beklemek ahmaklıktan öte masumiyetten uzaktır. Geç kalmış sayılmayız…