- Kategori
- TV Programları
Türkiye Konuşuyor

Türkiye'nin sesi...
FOX Kanalı'nda, sabah saatlerinde yayımlanan bir program var.Sunucusu Fatih Portakal...Adı "Türkiye Konuşuyor" . Bir anlamda; bir zamanlar Hürriyet gazetesinin "Serbest kürsü"sü gibi...Kanallar arası gezintilerim sırasında tesadüf ettiğim bu programın izlenmesinde yarar olduğunu düşünüyorum.Her kültür düzeyinden insanın görüşlerine yer vererek, Türkiye'deki değişik seslerden oluşan , o büyük orkestrayı dinleme olanağını veriyor izleyiciye... Bildiğiniz üzere, telli sazlardan tutun da, vurmalılara ,üflemelilere kadar zengin bir orkestra ülkemiz. Ne yazık ki , özellikle son yarım asır süresince, yetenekli bir orkestra şefi olmadığı için, herkes kendine göre bir ses çıkarmakla meşgul ; bu nedenle de güzel, dinlenesi eserler duyamıyor kulaklarımız...
Son şehit haberleri ve terörle ilgili olarak bir bayanın konuşması ; duyan,gören, özümleyen , sorgulayan duyarlı insanımızın sesiydi. Diyor ki bu bayan "Bütün bu olanlar BİR TİYATRO'dan başka bir şey değil... " Öyle değil mi gerçekten... Oyunun senaryosu yazılmış, baş aktörler , figüranlar tespit edilmiş... Yalnız, oyunu yazanların hesaplamadığı bir şey var. O da sonu... Seyircilerin, yani sessiz çoğunluğun sabrının taşması ile, oyunun onların istediği gibi bitmeyeceği gerçeği...
Son altı şehidimizle ilgili yazılanları okuyorum. Karakol komutanı ki, o da şehitler içinde, defalarca saldırı olacağını bildirmesine rağmen takviye gelmiyor.Neden olarak da,helikopterlere ateş açılabilir deniliyor.Toplam elli kişilik bir terörist topluluğuna, bir milyona yakın askeri ve modern silahları ile dünyanın 4. büyük ordusu olan ordumuzun müdahale imkanı yoksa... Burada susmak ve bu tiyatroyu ibretle ve de dehşetle izlemekten başka elimizden bir şey gelmediğini bilerek kahrolmak... Yapabileceğimiz bu, sanırım...Biliyorum, Türk, Kürt,Çerkez ve daha bir çok etnik kökenli olup da,olanlardan , en azından çocukları için kaygı duyanlar ve oynanan bu kirli oyunun farkında olanlar, günün birinde sahneye atlayıp, bu kanlı oyuna son verecekler...Örnek mi ,koskoca bir örnek: Kurtuluş savaşı'mız...Aynı emperyalist güçler, aynı tezgâh... Konular, oyuncular dışında herşey aynı...
Şu parti , bu parti diyerek, olaya baktığımız sürece, asıl hedefi gözden kaçırmış oluyoruz. Şu bir gerçek:Atatürk'ten sonra elimizi kaptırmışız, kolumuzu alamıyoruz. Değişen bir şey olmayacak aslında, hangi parti gelirse gelsin, dünyanın jandarmalarının zulmünden kurtuluş yok...Sömürgeci İngiltere,ABD ve onun liderlerini oyları ile ayakta tutan, bu şekilde isteklerini yaptırtan İsrail,Ermeni hamisi Fransa, fırsatları kollayan, zayıf anımızda "girivermeyi" hedefleyen, yanı başımızdaki Rusya...Onların gözünde hâlâ "hasta adam" ız biz...Yine de umutluyum, biliyorum ki, çoğu insanımız da benimle hemfikir. Atatürk de bu milletin içinden çıkmadı mı...Elbet, yine hastalanan bu adamı iyileştirecek bir ATATÜRK ilacı çıkacak piyasaya...
Umut etmekten yorulmuyorum bir türlü... Uzun vadeyi bırakıp,millet olarak hiç olmazsa kısa dönem için umutvari olabilsek, meselâ; Erdoğan-Kılıçdaroğlu ikilisi, oy kaygılarını bir yana bırakıp, birlikte çözüm üretseler , bu, çok mu zor... Bence, oyunları bozan bir hamle olur böylesi bir özveri... Gelecek kuşaklar övgüyle söz eder onlardan...
Olacak... Bir şeyler olacak, M.Âkif''in dediği gibi "Kimbilir yarın, belki de , yarından da yakın..." bir zamanda...