- Kategori
- Güncel
TÜRKİYE NE YAPACAK?
Yunanistan ne yapmaya çalışıyor? Biraz kafa yoralım: Yunanistan ekonomik krizle birlikte daha önce batmış yaklaşık 500 milyar dolar civarında borcu bir şekilde yapılandırılmıştı. Daha önceki başbakan zamanında oldukça tartışma konusu olmuştu hatırlanırsa?
Yunanistan Almanlara olan borcunu ödeyemedi tabi, ya ne oldu o zaman? Ülkedeki tüm kaynakların yönetimini Almanlara vermek zorunda kaldı. Almanlar işletmeci, Yunanlılar da kendi ülkelerinde kiracı duruma düştüler.
O halde Almanya Yunanistan’daki yatırımların sahibi olması hasebiyle gerçek patron yani, Almanlar adına konuşuyor olabilirler.
Türkiye Almanya ilişkilerine dönülürse, Almanya sektörel olarak Türkiye pazarında dünyadaki en önemli oyuncu. Sadece kamu kurumlarımızın yıllık olarak aldıkları otomobiller göz önüne alınırsa dahi yeterlidir ama diğer yandan özelleştirmelerle elektrik dağıtımından oto dağıtımına kadar birçok alanda söz sahibidir. Özellikle elektrik ve otomasyon ve şalt elemanları ile pazarın en önemli oyuncusu olmasının yanı sıra bünyesinde bulundurduğu standardizasyon kuruluşu ile ürünlere standart verme yetkisine sahiptir.
Söz konusu Alman şirketlerinin 1. Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında vücut bulanlar diye ayırırsak devletleri yenilmiş olmasına rağmen şirketlerin yaşadığını önemle belirtmekte fayda var. Aslında sıradan Alman vatandaşı ile alakası olmamasına dikkat edilmelidir. Küresel güç olarak, Alman ile Alman şirketleri arasındaki fark ortaya konulmalıdır.
Burada başka bir durum ise Fransa’nın pozisyonudur. Libya’da Ruslarla ortak hareket etmeleri işin ilginç yanını oluştursa da 1947 yılından sonra Suriye’den tamamen kovulmuş bir Fransa’nın Libya’da ve Afrika’da kazanımları yavaş yavaş sona ermektedir. Şu anda Türkiye Cumhuriyeti Afrika’da hiç etkili olmadığı kadar etkilidir ve esasında Fransa ile Türkiye tüm cephelerde aslında karşı karşıyadır.
Yunanistan’ı öne sürerek yıpratma savaşı yapmak üzere bir oyun kurgulayan Fransa İngiltere’nin Ortadoğu’daki etkisini de azaltabilmek üzere Ruslarla bir anlaşma yaptığı aslında NATO’nun bitişinin Fransa eliyle olacağı kesin gibi görünmekle birlikte, İngiltere’nin tutumu burada sonucu belirleyici olacaktır. Dikkat edilirse İngiltere hiçbir şekilde ortada görünmemektedir. İngiltere’nin fiili olarak ortada görünmemesi ne derece anlamlıdır?
İngiltere seksenli yıllardan sonra Türkiye’deki etkisini tarihte eşi benzeri görülmemiş bir şekilde artırdı. Seksenli yıllarda ortaokullarda İngilizce, Fransızca, Almanya seçmeli dil olarak seçilip üçü arasında bir denge gözetilirken zamanla diğer dillerin tamamının önemini yavaş yavaş Türkiye’den uzaklaştırdığını nihayetinde İngilizcenin tam sadece tek yabancı dil olarak kalması dahi, Türkiye’de İngilizlere karşı, Fransız ve Almaların eski süksesinin bittiğinin işareti olmakla birlikte, Türkiye’de kamuda yükselmenin şartı, İngiltere ve ABD’de alınan lisans ve lisansüstü eğitimler olduğunun kabul edilmesi Türkiye’deki değişimin en önemli işareti olsa da bu durum özellikle açıklanmaz. Dolayısıyla bu durum da İngiltere’nin sahada neden görünmek istemediğine verilebilecek bir cevap olabilir ama olur mu bilmiyorum.
Türkiye burada ne yapacak? Elbette Mısırla, İsrail’le konuşur ve söz konusu ülkelerle ilişkilerini geliştirirse nüfusu Müslüman bir ülkenin askerleri ile savaşmamış olur ki Mısır Türkiye savaşını ne Türk halkının ne de Mısır halkının arzu ettiği düşünülemez. İsrail ne alaka denilebilir; neticede İsrail’de bulunan insanlarının tamamı Yahudi olsa da tarihsel olarak Türk Hazar, Osmanlı ve en son Türkiye Cumhuriyeti tarafından 1930’lardan sonra ciddi olarak Avrupa’daki Yahudilere ev sahipliği yaptığı bilinen bir gerçektir. Belki de tarihte varoluşlarını Türklere ve Müslümanlara borçlu olan Yahudiler ve İsrail Devleti’nin Türklerle savaşmak isteyeceğini ise zannetmiyorum. Bu öncelikle kendi sonları olabilir. Tarihten kalkan bir Türk Devleti mazlumlara kol kanat geremeyeceğinden tarih boyunca her sıkıştıklarında, tarih boyunca kendilerine dost eli uzatan tek eli yok etmek, Yahudilerin tarihsel bilinciyle bağdaşmamaktadır…
Öte yandan Yahudilerin tamamı İbrani asıllı değildir. Tarihte belki de Yahudiliği kabul etmiş ender milletlerden birisi de Türklerdir. Hazar Türk imparatorluğunda nüfusun seçkinlerinin Yahudiliği seçtiği ve nüfusun ta o zamanlar yüzde otuz civarında Yahudi olduğu tarihçilerin iddiasıdır. Gerçi Gürcü asıllı, Lenin’den sonraki Rus diktatörü Stalin, oradaki tüm izleri sildirse de Yahudiliği seçip aslen Türk olan Yahudilerin de bugün var olduğu bir gerçektir. Yani bu tarihi açıdan yaklaşığında da Türklerin belki de Yahudiler Bizans’tan kaçtıktan sonraki her mecburi kaçışlarında Türklere sığınmalarının arka planında bulunan gerçeklerden birisi de budur.
Türkiye kuruluşundan günümüze kadar küçük devletlerle savaştırıldı. Gerçekte İngiltere adına vekâlet savaşı yapan Yunan, Rus ve İngilizler adına vekâlet savaşı yapan Ermenilerdi. Sonuç gayet başarılı olduğu gibi 1071’den 1900’lü yıllara kadar ciddi bir sorun yaşamamış birbirini dost kabul etmiş Ermeniler, neredeyse bir daha barışmayacak şekilde ayrıştırılmış, yine aynı şekilde İngilizlerin verdiği silahlarla Polatlı’ya kadar gelen Yunan İngilizler adına bir vekâlet savaşı yürütmüş, gelirken zarar vermediği iddia edilen Anadolu’da geri dönerken taş üstünde taş bırakmadan, öldürerek, yakarak, tecavüz ederek, geri kaçmıştır. (Ortaokul yıllarımda elime geçen Yunan Mezalimi’ni anlatan bir kitabı defalarca okumuş biri olarak çok kinlenmiştim; daha sonraki yıllarda aslında onlara gördürülen hayallerin kendi hayalleri olmadığını anlamam uzun bir zaman aldı.) Öte yandan henüz 21. yüzyılda aslında kendilerinin de Türk asıllı olduğunu anlayan Macarlar ve Bulgarlar günümüzde birbirini daha iyi anlamak ve daha iyi anlaşmaktadır.
Yunan ve Ermeni Halkının da aslında bilmesi gereken en önemli gerçek şudur ki; bu bölgede biz olmasaydık ve burası bir Yunan veya Ermeni devletine ait topraklar olsaydı; söz konusu bölgedeki zenginlikleri kendi dindaşları gelip ellerinden alacak, öyle kolay kolay burada huzur bulamayacakları gerçeğini bilmeleri gereklidir. Daha dün denilebilecek bir tarihte kurulmuş emperyalist devletlerin kuklası olmaktan çıkılmadığı sürece bölgede huzur olmayacak, Türkiye olarak da büyük güçlerden birini hatta ikisini sindirmedikçe huzura eremeyeceğimizi bilmeliyiz. Çünkü karşımızda olan ne Yunan’dır, ne Rum ne de Ermeni. Karşımızda Fransa, İngiltere, Rusya, ABD, Almanya hatta zaman zaman Çin gelecekte ise büyük ihtimalle Hindistan olacaktır…