- Kategori
- Teknoloji
Türkiye'nin teknoloji sorunları-1

Dünyada son 10-15 yılda teknoloji alanındaki gelişmeler insanların yaşam standartlarını etkileyen, bilgiye erişebilme, bilgiyi aktarabilme güçlerini arttıran, insanların dünyadaki gelişmeleri takip etmelerinden dolayı beklenti seviyelerini yükselten gelişmeler olarak insanlık tarihine geçecek nitelikte gelişmelerdir.
Dünyanın her ülkesinde olduğu gibi bu gelişmeler ülkemizde de hakettiği değeri görmüş ve Dünyada sadece tüketim toplumlarında görülen bir davranış biçimi olarak niteliği, niceliği, kalitesi, kullanım amacı vs. gibi özelliklerine dikkat edilmeden tüketilen bu son teknoloji ürünler halk tarafından kapış kapış edilmiştir. Burada unutulmaması gereken birşey ise bu teknolojik ürünlerin uzun çalışma saatleri, sayısısız test ve geliştirme aşamalarından geçip, binlerce bilim adamı ve üniversitenin desteğiyle insanlığa sunulduğudur ki bu yazının esas amacı Türkiye'nin bu kulvarda nerede oldugu, insanlık tarihine faydaları ve teknoloji politikalarıdır.
Oldukça sıkı bir belgesel izleyicisi olmam ve Kablo tv., uydu gibi araçların artık belgesel kanallarını evlerimize taşımasından dolayı Dünyadaki gelişmeleri, çalışmaları, yenilikleri birçoğunuz gibi bende yakından takip ediyorum. Tabii ki bu takip başlarda insanda bir hayranlık duygusu uyandırıp "insanlar neler yapıyor" tepkisi vermeye zorlasa da bir süre sonra "peki biz ne yapıyoruz?" sorusunu sorma ihtiyacı hissettiriyor.
Ve düşünüyorum...
Ülkemizde artık sayısını bile tam olarak bilemediğim kadar üniversite, sayısız "Bilim Adamı", araştırma görevlisi, doktor, mühendis vs. varken biz insanlık için ne yaptık şimdiye kadar. İnsanların hayatını kolaylaştıracak, yaşam kalitelerini arttıracak, herhangibir sorununa çözüm olacak ne yaptık. Bu kadar üniversite de bu kadar doçent, profesör ne yapıyor? Bilim adamı dediğimiz adamlar ne biliyor? Bilim adamı kavramına bu ülkede kim karşılık geliyor, hangi çalışmasıyla bu ünvanı hakediyor. Yoksa çok değerli bilim adamlarımız var da bunların kıymetini mi bilmiyoruz, bu kişilere araştırma yapmaları için gerekli destek devlet tarafından verilmiyor mu? veya gerçekten birşeyler yapıyoruz da bunu pazarlayamıyor muyuz?
Aslında tüm bu soruların tek bir cevabı yok. Bu sorun tıpkı satranç da yaptığınız bir hamlenin sonraki hamleleri etkilemesi gibi birbirine bağlı süreçlerin bağlanamamasından kaynaklanan bir sorun ülkemizde. Bunların başında ilk aklıma gelenler Ülkemizde ki eğitim kalitesi, üniversitelerin kuruluş amaçları, ülke yönetiminin bu konudaki politikası (belki de politikasızlığı), eğitim kalitesinden ne anladığımız, ekonominin üretim olmadan gerçek bir ekonomi olamayacağını kabul etmememiz gibi sebepler.
Tüm bunların içinde benim gördüğüm en büyük sorun üniversitelerin kurulma amacı ve akademisyenlerin üniversite eğitimine bakışı.
Öyle bir üniversite düşünün ki, boğazına kadar siyasete batmış, bilimden uzaklaşmış, öğrencilerini sınav kağıtlarına göre değilde siyasi görüşlerinin kendisiyle uyumuna göre değerlendiren, doktorasını yabancı yayınlardan çalıp çırpıp birkaç yerini değiştirerek alan (ki buna esinlenme diyecek kadar yaptığı işin doğruluğuna kendisi inanmış, başkalarının da inanmasını bekleyen) akademisyenlerin bulundugu, üniversiteye laboratuar mı yapılsın yoksa cami mi sorusuna kesinlikle cami cevabını verecek onlarca profesörun bulunduğu, 20 yıl sonra bile kimsenin artık ne bilip ne bilmediğini denetlemediği, yeterliliğinin tartışılmadığı akademisyenlere sahip bir üniversite olsun. Şimdi bu hayal ettiğiniz üniversitenin ülkenizdeki üniversitelerin %70 ini oluşturdugunu hayal edin. Sizce bu ülkede bilimsel bir gelişme olması mümkün mü?
Ve yine hayal edin.
Tüm bu tabloya rağmen devletiniz "Bu üniversitelerde neler oluyor? Neden aklı başında insanlar bu ülkeden kaçıyor?" sorusunu sormuyor ve çözüm aramıyorsa ve daha da önemlisi üniversite mezunu işsizi lise mezunu işsize tercih edecek kadar olayı basite indirgemişse, deyim yerindeyse bu yozlaşmaya çanak tutuyorsa siz bu hayal ettiğiniz ülkenin insanlık tarihine faydalı olabilecek birşeyler üretebileceğini düşünebilir misiniz? Gerçi üniversite kurmayı seçim ve oy propogandası olarak gören bir devletten daha farklı ne bekleyebilirsiniz ki? Bu hayal ettiklerinizi aklınız da tutun ve bu hayal ettiğiniz ülkenin en iyi üniversitelerinin Dünyadaki en iyi 500 üniversite arasına zar zor girdiğini ve ancak son sıralara girebildiğini düşünün. Şartlar böyleyken sizede gurur verici geliyor mu? Eğer hayal ettiğiniz ülkede yaşıyor olsaydınız bu başarıyı göğsünüzü gere gere haber bültenlerinden dinlemek sizi mutlu ederdi değil mi?
Tüm bu tablonun belkide en kötü yönü bu hayal ettiğimiz ülkenin çalışan, vergisini veren bir vatandaşı olmamız, bütün bu yazılanların doğru olduğunu bilip ama yine de görmezden gelmemiz, ısrarla ve inatla "İyi şeyler de oluyor" diyebilmemiz, kısacası bu yozlaşma ve yetinmeye bile olumlu bakacak toplumsal evrimi geçirmiş olmamız.
Herşeye rağmen bütün kalbimle inanıyorum ki bu ülkede iyi birşeyler yapmak isteyen akademisyenler, bilim adamları var. Sorun şu ki bu insanlar gerçekten azınlıkta. Ve daha da önemli bir sorun ise bu insanları küstürmekte çok başarılı olmamız. Küsmelerinin sebepleri ise ideolojik olarak baskı yapılması, tek amaçları bilim üretmek olan insanları protokol insanı olmadıkları için daha doğrusu mevki ve makamda gözleri olmadıkları için pasiflikle suçlamamız, siyaset ve entrikadan uzak durma çabalarını onların eziklikleri gibi göstererek onlara baskı yapıp boyunduruk altına alma isteğimiz.
Bu konuda saydığım diğer başıkları sırasıyla detaylı olarak yazmaya devam edeceğim...