- Kategori
- Kültürler
Türkü modernliği
Geçen gün gazete okurken, bir bayanın söylemiş olduğu bir söz dikkatimi çekti. Yanındaki beye '' sizin gibi modern bir insanın türkü söylemesi ilginç '' diyordu. Yüreğimin ezildiğini, yüzümün şeklinin değiştiğini hissettim. Müzik ve modern tanımı nasıl olurda bu kadar acımasız bir şekilde harmanlanabilirdi? Bir çok insanın kafasında böyle yanlış bir kanaat olduğunun farkındayım. En azından çevremde duyuyorum; ''aaa sen türkü mü dinliyorsun?''
İnsanların hangi milletten olusa olsun, çağlar boyunca sahip olduğu bir kültür birikimi vardır. Bu birikim müziğine, oyunlarına, görüşlerine yansır. Zamanla bu birikim katlanarak gelişir, çoğalır. Zaten gelişmemiş olsaydı bu günkü müzikler, sanatlar olmazdı. Bunları inkar etmek veya yadırgamak, unutmak bence en büyük kültürsüzlük ve görgüsüzlüktür. Aynen gazeteyi okuduğum zaman hissettiğim gibi yüreğim ezilir ve o insana acırım.
Anadolumuzun o güzelim ezgileri nağmeleri nasıl modernlik kıskacıyla bir kenara atılmak istenir? Karacaoğlan, Dadaloğlu, Pir Sultan Abdal, Aşık Veysel, Muharrem Ertaş, Neşet Ertaş ve ustalarımızın önünde saygıyla eğilip, iyiki var oldunuz demek en güzeli değilmidir? Sazımız dünyanın en güzel enstrümanlarından biridir bence. Sazların tellerine vurdukça eller, gönül sazımız titrer. Bu ustalarımız ellerinde sazı yıllarca anadoluyu gezip, dağın, taşın, akan suyun, yanık sevdaların seslerine ses katmışlardır. Alın bakalım elinize bir saz çalabilecek misiniz?
Bozokları, Denbeghleri, köçekleri okumadan, dinlemeden, duymadan nasıl anlayacaksınız? ''Beyoğlunda gezersin'' şarkısının bir İstanbul türküsü olduğunu, ''Çanakkale içinde vurdular beni'' türküsünün bir yiğitlik türküsü olduğunu, ''zahide'' nin yanık bir sevdayı anlattığını nereden nasıl bileceksiniz?
Karacaoğlan okudunuz mu hiç? Nasıl yanık, duru, açık, su gibidir. Yüreğini ellerinize bırakır.
Ela gözlüm ben bu elden gidersem
Zülfü perişanım kal melül melül
Kerem et aklından çıkarma beni
Ağla gözyaşını sil melül melül
Dadaloğlı toros dağlarıda dolaşan Türkmen aşiretinin Avşar boyundandır ve şiirlerinde, türkülerinde bunun izleri vardır.
Kalktı göç eyledi Avşar elleri
Ağır ağır giden iller bizimdir
Padişaha kızar, sazının tellerine dokunur;
Hakkımızda devlet etmiş fermanı
Ferman padişahın dağlar bizimdir.
Pir Sultan Abadal der ki;
Kul olayım kalem tutan ellere
Katip arzuhalim yaz yare böyle
Şekerler ezeyim şirin dillere
Katip arzuhalim yaz yare böyle
Söylermisiniz bana, hangi gönül, hangi insan bu eşsiz şiirleri, türküleri bir tarafa koymamızı ister? Yanlış konuşarak çocuklarımızı, gençlerimizi böyle aydınlık dizelerden mahrum etmek ister? Modernlik kültürümüzü, müziğimizi dinlememek, görmezden gelmek midir? Eğer öyleyse ben modern değilim ve şikayetim büyük ustalara, ölmez gönülleredir;
Dolaşıp dağları taşları
Gönlümüze estirdiğiniz
Serin, çiçek kokulu, yanık sevdalı
Türkülerimize selam olsun
Gözleri, kulakları kapalı
Nice güzellere geçmiş olsun