- Kategori
- Futbol
Turkuaz değil buz mavisi

Ligimize ellinci kez merhaba dediğimiz gecede, sansasyonel transferi Roberto Carlos’un estirdiği rüzgarı arkasına alan Fenerbahçe Turkcell Süper Lig’in yeni takımlarından İstanbul Büyükşehir Belediyespor’a yenilerek puansız bir gala yaptı. Yeni dizayn turkuaz formalarıyla lige bol gollü bir başlangıç yapmayı hedefleyen sarı-lacivertlilerin, Afrika sıcaklarının etkisiyle kavrulan bir İstanbul akşamında adeta Sibirya soğuklarının etkisiyle buz kesmesi her şeyden önce tribündeki taraftarını şoke etti. Maç genelinde Fenerbahçe’ye dair göze çarpan en önemli done; savunma, orta saha ve hücum bloklarındaki alan paylaşımında baş gösteren arızalar oldu.
Karşılaşmaya 4–2–3–1 düzeniyle başlayan Zico’nun talebeleri; Önder, Can, Edu ve Roberto Carlos ile kurduğu geri dörtlünün önüne Deniz ve Aurelio’yu monte etmiş ilerideki tek santrafor Kezman’ın arkasını ise Deivid, Tümer ve Uğur Boral ile beslemişti. Ancak maç boyunca gözlemlediğimiz gerek Kezman’a destek vermekle görevli Deivid, Tümer ve Uğur’un gerekse Roberto Carlos’un taktik şablona sadık kalmadan adeta birer serbest adam gibi dolaşarak oynamaları idi. Öyle ki, kimi zaman Roberto Carlos rakip on sekizde gol kovalarken kimi zaman da Deivid sol kanada gelip o kanadı üçlüyordu. Bu durum bize nedense Zico’nun Fenerbahçe’de göreve başladıktan sonra çizdiği birkaç maçlık kötü grafiği hatırlattı. Akabinde Dinamo Kiev önünde yaşanan hüsran ve Anderlecht karşılaşmalarını hatırlayınca acilen dilimizi ısırdık.
Zico’nun ilk birkaç maçında sergilediği kötü grafiğin altında oyunculara tanıdığı saha içi özgürlüklerin yattığını gayet iyi bilen biri olarak, kamuoyunda “Azizsilin” olarak bilinen zihniyet değişiminin yeni sezonda terk edilmiş oluşunu garipseyerek izledik. Oysa Fenerbahçe’nin taktiksel yayılışı geçen sezona oranla bir farklılık göstermiyor. Brezilya futbolunun oyuncuların meziyetlerini sergilemesi üzerine kurulu görsel bir şölen tadında olduğu hepimizin malumu. Fenerbahçe kadrosunda da birbirinden yetenekli oyuncular mevcut. Ancak söz konusu olan Avrupa futbolu ve UEFA organizasyonları olduğunda neden Brezilya’dan çıkıp dünya çapında talep gören neredeyse tek teknik adamın ön libero kavramını ülkemize taşıyan adam Carlos Alberto Parreira olduğu sorusunu da cevaplamak şart. Takım disiplini ve takım savunması kavramlarına dirençli Brezilya futbolunu ligimize taşımanın götürüsü geçen sezon test edilip onaylanmışken Zico’nun filmi tekrar başa sarıp “flashback” yapması mantıkla bağdaşmıyor.
Maçın ilk 28 dakikasında rakibinden iki gol yiyen Fenerbahçe’de öncelikli olarak savunmadaki alan ve adam paylaşımları mercek altına alınmalı. İlk golün geliştiği pozisyonda sol bek mevkiinde rakibe ilk müdahaleyi yapması gereken Roberto Carlos bir stoper gibi kale sahasında adam tutarken, Deniz ve Uğur Boral’ın o bölgede yetersiz kalan müdahaleleri Can’ın hatasıyla birleşince Belediyespor’un ilk golü olarak ağlarla buluştu. Duran toptan yenilen ikinci golde de aynı paylaşım hataları tekrarlandı ve Murat Ocak yerleşik savunma arasında vurduğu kafa ile takımını 2–0 öne geçirdi. Bu dakikadan sonra ilk yarı sonuna kadar Fenerbahçe’nin kontak kapattığına tanık olduk.
İkinci yarıda oyunu çevirebilmek adına Zico’nun 4–1–3–2 taktiğine döndüğünü ve ileride çoğalarak farkı kapatmak niyetinde olduğunu gördük. Bu maksatla Deniz’in yerine İlhan Parlak’ı sahaya sürerek ileri ucu çiftleyen Zico asıl sorunun ileride çoğalmak olmadığını biliyor muydu acaba? Fenerbahçe zaten ilk yarıdaki görüntüsü ile ileride çoğalan ama hesapsız kitapsız çoğalan bir görüntü çiziyordu. Yerini kaybeden oyuncuların bıraktığı boşluklar sebebiyle ilk yarıda oldukça tehlikeli akınlar geliştirip iki gol bulan Belediyespor, Aurelio’nun yalnız kalmasından sonra Sertan, İlhan Şahin ve Metin Depe ile üç net fırsat yakaladı ancak bunlardan yararlanamadı. İlerleyen dakikalarda Fenerbahçe adına sahne alan Ali Bilgin ve Colin Kazım oyun disiplininden giderek uzaklaşan takım içerisinde etkili olamadılar. Aksine Zico’nun yaptığı tüm hamleler Abdullah Avcı ve talebelerinin işine yaradı. Ligin ilk maçı itibariyle Fenerbahçe’nin ihtiyacı taktik disiplin ve oyun planına sadakat olarak göze çarptı.
İstanbul Büyükşehir Belediyespor ise gerek bireysel taktik gerekse oyun planı anlamında Fenerbahçe’nin “lige kötü başlama” geleneğini yaşatmak için çaba sarf etti. 4–5–1 taktiğiyle sahaya yayılan Belediyespor’da Tjikuzu geriden takımını çok iyi organize etti. Topu ileride tutma ve arkadaşlarına duvar görevi görme konusunda görevlendirilen Adriano da Fenerbahçe defansını oyalayınca sürpriz adamlara gol şansı doğmuş oldu. Bu arada Belediyespor’da dikkat çekmek istediğimiz oyuncu Efe İnanç. Fenerbahçe alt yapısından yetiştiğini öğrendiğimiz Efe, kendine has stili ve tekniği ile Galatasaray’lı Arda’dan sonra gözlerimizin pasını silen bir başka yetenek. 27 yaşına kadar keşfedilmemiş olmasını ülkemizdeki yetenek bolluğuna mı yoksa Fenerbahçe’nin kadir kıymet bilmez kulüp yapısına mı yormalıyız acaba? Ya da şöyle soralım; Efe bu sezon bir çıkış yakalarsa Fenerbahçe’nin kendi kaynaklarından yetiştirdiği bu oyuncuyu transfer etmek için ne kadar ödemesi gerekir?
Uzun lafın kısası ligin açılış maçında üç puanı sahada bırakan taraf Fenerbahçe oldu. Belediyespor mu? Onlar için söylenecek tek şey var:
“Büyükşehir çalışıyor!”
Karşılaşmaya 4–2–3–1 düzeniyle başlayan Zico’nun talebeleri; Önder, Can, Edu ve Roberto Carlos ile kurduğu geri dörtlünün önüne Deniz ve Aurelio’yu monte etmiş ilerideki tek santrafor Kezman’ın arkasını ise Deivid, Tümer ve Uğur Boral ile beslemişti. Ancak maç boyunca gözlemlediğimiz gerek Kezman’a destek vermekle görevli Deivid, Tümer ve Uğur’un gerekse Roberto Carlos’un taktik şablona sadık kalmadan adeta birer serbest adam gibi dolaşarak oynamaları idi. Öyle ki, kimi zaman Roberto Carlos rakip on sekizde gol kovalarken kimi zaman da Deivid sol kanada gelip o kanadı üçlüyordu. Bu durum bize nedense Zico’nun Fenerbahçe’de göreve başladıktan sonra çizdiği birkaç maçlık kötü grafiği hatırlattı. Akabinde Dinamo Kiev önünde yaşanan hüsran ve Anderlecht karşılaşmalarını hatırlayınca acilen dilimizi ısırdık.
Zico’nun ilk birkaç maçında sergilediği kötü grafiğin altında oyunculara tanıdığı saha içi özgürlüklerin yattığını gayet iyi bilen biri olarak, kamuoyunda “Azizsilin” olarak bilinen zihniyet değişiminin yeni sezonda terk edilmiş oluşunu garipseyerek izledik. Oysa Fenerbahçe’nin taktiksel yayılışı geçen sezona oranla bir farklılık göstermiyor. Brezilya futbolunun oyuncuların meziyetlerini sergilemesi üzerine kurulu görsel bir şölen tadında olduğu hepimizin malumu. Fenerbahçe kadrosunda da birbirinden yetenekli oyuncular mevcut. Ancak söz konusu olan Avrupa futbolu ve UEFA organizasyonları olduğunda neden Brezilya’dan çıkıp dünya çapında talep gören neredeyse tek teknik adamın ön libero kavramını ülkemize taşıyan adam Carlos Alberto Parreira olduğu sorusunu da cevaplamak şart. Takım disiplini ve takım savunması kavramlarına dirençli Brezilya futbolunu ligimize taşımanın götürüsü geçen sezon test edilip onaylanmışken Zico’nun filmi tekrar başa sarıp “flashback” yapması mantıkla bağdaşmıyor.
Maçın ilk 28 dakikasında rakibinden iki gol yiyen Fenerbahçe’de öncelikli olarak savunmadaki alan ve adam paylaşımları mercek altına alınmalı. İlk golün geliştiği pozisyonda sol bek mevkiinde rakibe ilk müdahaleyi yapması gereken Roberto Carlos bir stoper gibi kale sahasında adam tutarken, Deniz ve Uğur Boral’ın o bölgede yetersiz kalan müdahaleleri Can’ın hatasıyla birleşince Belediyespor’un ilk golü olarak ağlarla buluştu. Duran toptan yenilen ikinci golde de aynı paylaşım hataları tekrarlandı ve Murat Ocak yerleşik savunma arasında vurduğu kafa ile takımını 2–0 öne geçirdi. Bu dakikadan sonra ilk yarı sonuna kadar Fenerbahçe’nin kontak kapattığına tanık olduk.
İkinci yarıda oyunu çevirebilmek adına Zico’nun 4–1–3–2 taktiğine döndüğünü ve ileride çoğalarak farkı kapatmak niyetinde olduğunu gördük. Bu maksatla Deniz’in yerine İlhan Parlak’ı sahaya sürerek ileri ucu çiftleyen Zico asıl sorunun ileride çoğalmak olmadığını biliyor muydu acaba? Fenerbahçe zaten ilk yarıdaki görüntüsü ile ileride çoğalan ama hesapsız kitapsız çoğalan bir görüntü çiziyordu. Yerini kaybeden oyuncuların bıraktığı boşluklar sebebiyle ilk yarıda oldukça tehlikeli akınlar geliştirip iki gol bulan Belediyespor, Aurelio’nun yalnız kalmasından sonra Sertan, İlhan Şahin ve Metin Depe ile üç net fırsat yakaladı ancak bunlardan yararlanamadı. İlerleyen dakikalarda Fenerbahçe adına sahne alan Ali Bilgin ve Colin Kazım oyun disiplininden giderek uzaklaşan takım içerisinde etkili olamadılar. Aksine Zico’nun yaptığı tüm hamleler Abdullah Avcı ve talebelerinin işine yaradı. Ligin ilk maçı itibariyle Fenerbahçe’nin ihtiyacı taktik disiplin ve oyun planına sadakat olarak göze çarptı.
İstanbul Büyükşehir Belediyespor ise gerek bireysel taktik gerekse oyun planı anlamında Fenerbahçe’nin “lige kötü başlama” geleneğini yaşatmak için çaba sarf etti. 4–5–1 taktiğiyle sahaya yayılan Belediyespor’da Tjikuzu geriden takımını çok iyi organize etti. Topu ileride tutma ve arkadaşlarına duvar görevi görme konusunda görevlendirilen Adriano da Fenerbahçe defansını oyalayınca sürpriz adamlara gol şansı doğmuş oldu. Bu arada Belediyespor’da dikkat çekmek istediğimiz oyuncu Efe İnanç. Fenerbahçe alt yapısından yetiştiğini öğrendiğimiz Efe, kendine has stili ve tekniği ile Galatasaray’lı Arda’dan sonra gözlerimizin pasını silen bir başka yetenek. 27 yaşına kadar keşfedilmemiş olmasını ülkemizdeki yetenek bolluğuna mı yoksa Fenerbahçe’nin kadir kıymet bilmez kulüp yapısına mı yormalıyız acaba? Ya da şöyle soralım; Efe bu sezon bir çıkış yakalarsa Fenerbahçe’nin kendi kaynaklarından yetiştirdiği bu oyuncuyu transfer etmek için ne kadar ödemesi gerekir?
Uzun lafın kısası ligin açılış maçında üç puanı sahada bırakan taraf Fenerbahçe oldu. Belediyespor mu? Onlar için söylenecek tek şey var:
“Büyükşehir çalışıyor!”