​ Turuncu papucum olmamıştı… / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Nisan '12

 
Kategori
Deneme
 

Turuncu papucum olmamıştı…

Turuncu papucum olmamıştı…
 

Turuncu papucum olmamıştı…


Sabahın erkeninde uyanamadığına kızmıştı.

Söz verdiği halde kalmadığına da!

Hani gitmeyecekti! Daha erken, daha tamam değil, daha özlem bitmedi, daha sevinç içime sinmedi.

Daha iyi koklayamadım, daha çok doyunca sarılamadım. Yok gidemez, bana sözü vardı.

Belki!

Belki, demişti senide götürürüm.

Ben korkmuştum, ya annem demiştim annem!

Cevap vermemişti, sadece bakmıştı.

Gelemem demiştim. İçim acımıştı, annem yalnız kalamaz, annem bensiz olamaz. Ama sende gitme, ne olur gitme…

Gitme.

Gitmiş!

Beyaz elbise almıştı bana, çok güzel. Uzun zamandır elbisem böyle güzel değildi. Annem de çok sevmişti. Sana çok yakışmış çiçek kızım demişti. Sonra ben turuncu papuçları görmüştüm. Sen istermisin demiştin. Evet. İstemiştim. Benim hiç turuncu papucum olmamıştı. Sen benim boynuma birde turuncu eşarp bağlamıştın.

Yarabbi ne kadar Annene benziyorsun demiştin… Sevinecektim anneme benzediğimden! Gözlerindeki hüznü görmeden biraz önce…

Bu sabah seni uğurlamaya bensiz rüzgârda gelmiş, sen gitmişsin o kalmış, sanki bana nisbet edercesine saçlarımı savuruyor. Bana tıslıyor. O gitti.

Hep demiryolunda yürürüm, hep gelecek tren sesini beklerim, hep senin o trenden inmeni umut ederim. Duam kabul oldu. Bir gün ansızın:

Bu tren yolu, kara vagonları seni getirdi bana.

Bana sarıldığın anda ilk sevincin çevreye baktığında uçmuştu. Sen hissettirmek istemedin ama ben anladım. Sonra sessiz fısıldamanı, iç hesaplaşmanı duydum.

Buralar hep aynı

Şaşırmıştım.

Tabi aynı olacak. Benim buralar, senin değil ki, sen gittin. Ben buraları seviyorum. Değişsin istemiyorum. Benim buralar.

Sen gelmiştin, muhasebem çoktan bitmişti.

Şimdi geldiğin anı yaşıyorum senin gözünle bakıyorum.

İki eski dökük eve… Pencereleri kara, ince, uzun yukarılarda, alt kat boydan boya duvar! İkinci ev ilkinden daha eski. Merdivenle çıkılıyor yukarıya, altta su basmanı öylesine duruyor. Şimdi dikkatli baktım, senin gidiş acının hemen ardından. Evet eski, evet çok eski.

Sen bir şeyi unutmuşsun, oysa ben onu düşünerek hep sevdim seni, hep özledim seni.

Bu evde sen yaşamıştın.

Bu evde annemle evlenmiştin.

Bu evde ben doğmuştum.

Bu evden sen gitmiştin.

Hep sen vardın baba.

Ben bu eve sahip çıkmak istedim sen yokken, senmişsin gibi, kapısında oturup senin diktiğin ağaçlara baktım. Sen ordaymışsın gibi. Tren raylarının arasında yürüdüm, direklerdeki tellere baktım uzunca, belki sen beni ararsın, belki bana haber gönderirsin, belki seni özledim kızım dersin. Ben bıkmadım hep dua ettim, sen geleceksin diye…

Dua ettim.

Sen geldin.

Sen gittin.

Canın sağ olsun baba.

Ben seni özlemiştim, çok özlemiştim.

Sen geldin, gittin. Ben seni çok özledim baba. Bana beyaz elbise aldın, turuncu papuç, turuncu eşarp.

Sen gittin.

Ben biraz sonra raylara aldıklarını koyacağım. Rüzgâr onları sana getirsin.

Ben annemi alacağım, başka yere gideceğim.

Buraları sevmediğimden değil, senin gibi başka heyecanlar aramak için de değil. Gideceğim yerlerde sen olmayacağın için, seni hatırlatmayacakları için, seni özletmeyecekleri için.

Kulaklarımı tıkıyorum, rüzgâr seni anlatamayacak artık bana…

Çok sevdiğim arkadaşımı da burada bırakacağım. Bulutlarıda, bak hallerine onlar karayı arkalarına almışlar, tıpkı benim yapacağım gibi! Gittiğim yerdeki rüzgâr, tren, evler, ağaçlar seni tanımayacaklar…

Yoruldum baba.

Çok yoruldum baba…

Resim Sanatçısı,

Nur Tanrıöven’in muhteşem resminden esinlenerek yazdığım:

Turuncu papucum olmamıştı

Yazım…

 

Nazan Şara Şatana

 

http://www.facebook.com/#!/profile.php?id=100002892442552

 

https://twitter.com/#!/nazansarasatana

 

 
Toplam blog
: 1731
: 4678
Kayıt tarihi
: 09.12.10
 
 

Turizmci; Genel müdür Yazar ; Romanlar, senaryolar müzikkaller... Sinema filmleri, TV filmleri.....