- Kategori
- Çalışma Yaşamı
Tutkusuz insan
29 yaşına kadar kanımda, herhangi bir mesleğe yönelik bir tutkunun izine hiç rastlamamıştı. Ama ne pahasına olursa olsun, yüreğimde saklı tutkuyu bulup ortaya çıkartmaya kararlıydım. Engin ufuklara açılmak için yaratılmış ruhum, bilgiye, özgürlüğe ve başarıya karşı dinmek bilmez bir özlem duyuyordu. Bu yüzden dar görüşlü, boyunduruk altına girmeye alışkın ve kendi özgürlüğünü aramak aklına hiç gelmemiş çalışma arkadaşlarımın arasında boğuluyordum. Meraklı ve ilerleme tutkunu ruhum için, içinde bulunduğum monotonluk çarkı tam bir işkenceydi. Gerçek tutkulardan ve bir dava uğruna savaşma tavrından yoksun nice insanın arasında çalışırken varlığımın gerçek anlamını asla bulamayacağımın farkındaydım.
O zamana kadar içimdeki güç henüz hiçbir şeye karşı ciddi bir eğilim göstermemiş, sadece çalıştığım işin sorumluluklarına yönelmiş, hiçbir konuya bağlanarak içimden gerçek bir deneyime dayanan anlam ve öz çıkartmaya yeltenmemişti. İçimdeki güç ne yöne yönleneceğini bilmediğinden ötürü, hep gizli kalmış, kişiliğim kendini belirgin bir biçimde hiç gösterememişti. Hep yanıltıcı bir ışığın peşinde koşmam yüzünden bir kısır döngünü içinde dolanıp durmuştum. Yapay bir gerçekliğin ortasında, hayatımın en can alıcı ve bir daha getirilmesi mümkün olmayan yılları, sosyal beklentileri karşılamak ve varlığımı günden güne köreltmek ile geçiyordu. Daha farklı bir deyişle, doğuştan bahsedilmiş yetenekleri ciddi bir şekilde değerlendirmeye ve derinleşmeye yönelik en ufak bir irade kırıntısını ortaya çıkartmayı beceremiyordum.
Zaten hayatım monoton olduğundan boş zamanlarım da, hayatı hoşça geçirmek için havailikle harcanıyordu. Ama içimdeki koskoca boşluğu bitmek bilmeyen bir devinimle bastırmaya çalışmam boşunaydı. Stefan Zweig bu durum için: " Bu dur durak bilmeme, bu hiç kendi başına kalamama, aslında olağanüstü olan ama değerlendirmesini bilmeyen ruhsal gücün kendisini bu şekilde boşa harcayışıydır" der. Çünkü zamanın durakladığını hissetmemek için hep bir uğraş içinde olmak, durup derinlemesine düşünmek için yavaşlayamamak, insanın kendi zihin düzeyinin çok çok altında yaşamasına neden olur. Ve ben bunu çok uzun zamandır yapıyordum…