- Kategori
- Güncel
Tutuklu Vekiller Tahliye Edilir mi?

3. Yargı Paketi tutuklu vekillerin tahliye edileceği beklentisini artırdı...
3. Yargı Paketi'nin açıklanmasının ardından tutuklu milletvekilleri başta olmak üzere Ergenekon ve Balyoz davalarında tutuklu birçok kişinin tahliye olacağı beklentisi kamuoyunda yayıldı. Bu beklentinin temel sebebi de Adli Kontrol uygulaması için daha önce uygulanan üst sınırın kaldırılması oldu. Yani daha önce 3 yıla kadar hapis cezası istenen suçlarda, tutuklama yapmadan, Adli Kontrol tedbiri uygulanarak kişi serbest bırakılıyordu. Yapılan düzenlemenin ardından müebbet hapis cezası istenen bir şüphelinin de Adli Kontrol uygulanarak serbest bırakılmasınn yolu açıldı. Böyle olunca da kamuoyunda özellikle milletvekillerinin tahliye edileceği beklentisi oluştu. TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in yaptığı ''Mahkemeler, tutuklu milletvekilleri bakımından adli kontrol gibi çağdaş bir imkanı uygulamaya koyabilecektir. Ümit ederim (mahkemeler) Meclis'in verdiği bu mesajı iyi anlamıştır'' açıklaması ise bu beklentiyi daha da artırdı.
Önce kısaca Adli Kontrol tedbirinin ne olduğuna değinelim. Bu uygulama, serbest bırakılan ya da tahliye edilen şüphelinin haftalık ya da 15 günlük periyotlar halinde ilgili güvenlik birimine giderek imza vermesi esasına dayanıyor. Amaç kişinin kaçmadığını, savcılığa ya da mahkemeye bildirdiği adresinde olduğunu ispat etmesi... Yani kaçma şüphesine karşı düzenlenmiş bir uygulama
Ceza Muhakemesi Kanunu'nda(CMK) tutuklama için üç ana sebep öngörülüyor:
1. Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut olguların varlığı,
2. Kaçma veya delilleri yok etme ihtimali
3. Suçlamanın CMK 100. maddede sayılan suçlardan olması,
Dikkatli bir muhakeme yaptığımızda, Adli Kontrol uygulamasının bu sebeplerden sadece birincisini ortadan kaldırdığını görüyoruz. Diğer unsurları etkilemiyor. Mustafa Balbay, Mehmet Haberal ya da diğer milletvekillerinin kaçma şüphesinin olduğu varsayılabilir mi? O zaman Adli Kontrol uygulamasının milletvekillerinin durumuna etkisi nedir? Zaten kaçma şüphesi bulunan serbest sanıklar için düzenlenmiş bir uygulama... Halbuki gündemdeki isimler vekil seçildiklerinde bile tahliye edilmediler. Demek ki mahkeme bu konudaki takdirini kaçma şüphesi dışındaki sebeplere dayandırıyor. Dolayısıyla Adli Kontrol tedbirindeki 3 yıllık üst sınırın kaldırılması hiçbir anlam ifade etmiyor. Her iki durumda da takdir mahkemenin... Mahkeme isteseydi çok daha önce de bu takdir hakkını kullanarak vekilleri tahliye edebilirdi. Bu düzenleme her ne kadar tahliye için alternatif bir yol daha ortaya koysa da hakimler açısından hiçbir şekilde bağlayıcı değil. Anayasa'da ya da CMK'da yapılacak bir değişiklik hakimler açısından bağlayıcı olabilirdi.
Özetle, 3. Yargı Paketi düzenlemelerinden Ergenekon, Balyoz ve KCK tutuklularının tahliye beklemesi hayal kırıklığı doğurabilir. Adli Kontrol tedbirinden kaynaklanan böyle bir beklenti, yunus balığına yapılan yangın sigortasından duyulacak beklentiden farksız... Bu beklenti Meclis çalışmalarına katılacak milletvekillerinin, sadece polis karakoluna giderek imza atmalarının mahkeme nazarında meclis çalışmalarından ya da milletvekili sıfatından daha üstün olduğu anlamını ortaya çıkar ki bu da çok komik olur.
Her ne kadar Meclis Başkanı Cemil Çiçek'in açıklamaları mahkemelere yönelik bir mesaj olarak algılansa da gerek KCK davasında tutuklu milletvekillerinin tahliye taleplerinin reddedilmesi, gerekse Başbakan Erdoğan'ın bu konudaki sert açıklamaları herşeyi ortaya koyuyor.
Sonuç olarak milletvekilerinin tahliye edilmesi için herhangi bir hukuki ya da siyasi pozitif ortamın olmadığını kolaylıkla söyleyebiliriz.