- Kategori
- Gündelik Yaşam
Tuvalete gidemiyorum!

Vallaha bide yok diye değil; gündemi kaçırmayayım diye!... Bakara, makara çarpsın!
Eğer ki reenkarnasyon varsa gerçekten, bir sonraki gelişimde on gözlü, beş kulaklı ve iki kafalı doğabilirim; bu gün böyle olmuş olmamı çok istedim!
Hani diyoruz ya, isteklerinize dikkat edin, gerçek olabilir; ki olumsuz istekte bulunmamak adına inanıyorum buna…
Neyse, konuyu saptırmayayım, demek istediğim şu ki kaç günlerdir bilgisayar başında orası senin burası benim nöbetteyim!
Bir teypler (Tapeler) düşüyor arkadaş, kaçırdın kaçırdın! Sonra araki bulasın!
Tuvalete gideceğim erteliyorum, “Aman bir şey kaçırır mıyım!”
Altına kaçıracaksın kadın! Diyen iç sesimi de duymazlıktan geliyorum; neme lazım, duymamam gereken bir tape, teyp, yani kayıt, yayınlanır da eksik kalırım diye!...
Son yıllarda gececiyim, kabul; şekerim gündüz on birde kalkmam pek vaki değil! Kalkıyorum! En son Gezi olayları sırasında böyleydim, uyurken neler oldu da kaçırdım sendromu!
Normal şartlar altında o saatlerde uyandığımda öbür tarafıma dönerek “Ohh yıllar sonra saatsiz uyumak ne güzel” diyerek daha çok yorgana sarılır, yanımda yatan Maia’nın ipek tüylerini daha çok severek yeni bir uykuya dalardım.
Altı-üstü üç-beş saat ya uyumuşum ya uyumamış, zınk diye kalkıyorum; bilgisayarın başındayım!
******
25 Mart diyorlar, o günü görür müyüm bu gidişle bilmiyorum; kafamdan hesap yapıyorum, en sakin saatler sabaha yakın saatler, o saatlerde uyu. Hayır yani, benim bir de iflah olmaz sigara alışkanlığımvar. Ayakta olduğum sürece o tüketim hem sağlığa hem de keseye zarar!
Neyse…
Teyplere gelirsek, işin uzmanı değilim, ahkam kesemem; ancak iyi-kötü bir İngiliz Dili ve Edebiyatı eğitimi alırken fonetik dersi de almıştık. Ne derseniz, ses bilimi…
Sonracığıma, uzun yıllar ihracat ile uğraştığımdan dolayı telefon ile iş halletme konusunda az buçuk uzmanlaşmış biri olarak görürüm kendimi, naçizane, yurt içi- yurt dışı, efendime söyleyeyim, az yetkili-çok yetkili kişilerle telefonda iş hallederken otomatik olarak bir beceri ediniyor insan. Mesela, yetkili birine tavır koyarken en olmadık memura “Hallediver bu işi abi” dersin. İşin gayriresmi hiçbir durumu yoktur, ama o “Alo” deyişteki ezik beklentiyi anlarsın!
İstediği “Hadi koçum, halledersin bu işi” dir, kadın olunca “Bilmem kim Bey, olsa olsa siz halledersiniz bu işi” demeniz gerekmektedir ki karşı taraf kendi egosunu şişirip, doldursun.
Bu durumun ego ile birlikte cep doldurma aşamaları da vardır da, oralara girmeyelim!
******
Hal böyle olunca teypleri dinlerken bir taraftan da yılların birikimi beyin içinde tarama yapıyor.
Bu taramalarda beynim hiç “Opss” vermedi!
Elbet bu bir kıstas değildir; eni-konu benim beynimin bugüne dek arşivlediği dosyalarla ilintilidir.
Zaten herkes kendi arşivlediği dosyalar gözüyle bakmaz mı hayata?
Mesela, ben kadın haklarını savunmak isterken bir diğer kadın “Adamım kuma da getirebilir üstüme” diyebiliyor!
******
Teyplerde bakara suresiyle dalga geçen bir Egemen var; şeyy, “Bakara Suresi’ni” büyük harfle yazmadım diye alınanlar çıkabilir diye ikinci tekrarda büyük harfle yazdım, Egemen’in dediğini hasır altı ederler de sure ismini niye büyük harfle yazmadın diye gücenirler.
Vallaha var böyle bir grup, ne yalan!
******
Fezleke konusunda da sus-pus olanlar var ya; Meclis de bitmiş diye biliyorduk da, mühürü basıldı resmen!
Seçilen milletvekillerine “Ama niye?” diye soru soramayacak olanlar var olduğu sürece bu devran böyle dönecek; Milli Eğitime ayrılan bütçe ile Diyanet’e ayrılan bütçeyi karşılaştırmak gerek!
Karşılaştırdınızda ortaya çıkan rakamlar “Ama niye?” sorusunun sorulamamasının nedenidir!
******
25 Mart diye bir tarih saptanmış; o tarihte yayınlanacak teypler, yani kayıtlar, sonrası başbakan evinden dışarı adaım atamayacakmış.
Günlerce kayıtlar peşinde uyku haram vaziyette dolaşırken içim pır-pır ediyor, nedir bu tape?
Arkadaşlarla durumu değerlendiriyoruz, resmi dil ile söylersem: İstişare ediyoruz! (Daha havalı oldu; on yıl öncesi “Değerlendirme” kelimesi daha havalıydı ya, neyse…)
Öyle bir kayıtmış arkadaş, başbakan evinden dışarıya adım atamayacak!
Yolsuzlukla ilgili olsa, ooo, geç arkadaş! Lafı mı olur?
Uçkur olsa, yahu; bir adam karımla şeyetse kıskanmam der, diğer bir kadın “O’nu gördüğümde sanki kollarındaymışım gibi içim titrer! Kocama karşı duymadım bu hisleri” der.
Bu laflar sonrasında uçkur olayı olsa da bilmem ne kılıyım diyen ile yukarıda yazdığım profildeki insanlar “Tuh! Kaka!” mı der, sizce?
“Er dediğinin elinin kiridir” der geçerler!
******
Peki, bu tape ne olabilir ki başbakan evinden adım atamayacak durumda olsun?
Devlet sırlarını, hani kozmik odaya girilmişti ya, bir yerlere sızdırmış olsa, değil evden çıkamamak, kaçacak yer ayarlamış olması lazım.
Düşünüyor insan; beyin bu, istediğin kadar müdahale et! Varsa kullanır, yoksa biat eder!
Ya da var olan aklını “Pay kapmak için mi harcar?
Olabilir; “Kişilik” dediğimiz şey de burada devreye girer zaten!...
******
Konuya dönersek; ki habire saptıran benim, özür, 25 Mart’a odaklandırıldık!
Bu kadar tapeler, teypler, yani kayıtlar ses getirmedi; asıl ses getirecek olanı Mart’ın yirmi beşinde bekle!
Mart’ın yirmi beşinde ses getirecek kayıtlar 24’ün geceye döndüğü anda paylaşılacak demektir; takipte ol kızım!
Bak bakalım kayıtlar ne gösterir, bizm tayfa ne der?
******
Günlerdir gözlerim harap, çerez gibi denilen teypleri izliyorum, şaşkınlığım diz boyu; yorumlamak bana düşmez, ama, az buçuk anlıyorsam bu işlerden konuşmalardaki tonlamalar, vurgulamalar, psikolojik tartılar, sahi psikoloji eğitimi de almıştık, az buçuk anlamama yardımcı oluyor.
25 Mart için iki beklentim var:
Birincisi: Sahiden dedikleri gibi Türkiye ile birlikte dünyayı sallayacak!
Yüksek sesle düşünüyorum, aynen de yazıyorum: Rıza Sarraf ve Babek Zencani ilişkisi ile ilgili İran sorgulamaları, Rusya destinasyonları, belki de Kozmik Oda’ya girişe kadar uzanacak.
O kozmik odadan alınan bilgiler ile Rıza Sarraf ve ilgili olduğu bakanlar ki yalnızca bakanlarla sınırlı kalsa o bakanlar kolaylıkla kontrol altına alınırdı, ilgili olduğu diğer kişiler ki; en çok da bunların açığa çıkmasından endişe ediliyor, ciddi bir ilişki var gibi gözüküyor!
Rıza’nın ortağı Babek Zencani İran’da sorgulanıyor. İran ile mi sınırlıdır, dünya genelinde bir kaçakçılık mı söz konusudur, bilinmez!
******
Yine yirmi beş Mart konusuna dönersek, dikkatimiz tam da bu noktaya çevrilmişken, dikkatimizden kaçan şeyler olabilir!
Neler derseniz? Vallaha aklım o kadarına ermiyor! Zekam fena değildir ama aklım sınıfta kalır! (Zeka doğuştandır, hersesi sen gibi sanırsın; akıl ise plan-program ile ilgilidir. Zeki insanlar kin tutmaz, mesela; akıllı insanların ise yol göstericisidir. Zeki insan çocuk gibi yaşar, akıllı insan ise diktatörlüğe soyunur!)
*****
Cidden 24 Mart gecesi çok ciddi kanıtlar ortaya dökülebilir ya da tam tersi dalga geçilebilir!
Böyle bir kanıt var mıydı, yok muydu? Ortaya dökülmesi mi engellendi diye sorup-soruşturacağız kendimizce; mutlak bir sonuca varmamız mümkün müdür? Asla!
O kadar teypi boşuna izlemedik herhalde!
******
En dramatik sonuç da şu olabilir: Elindeki tüm kartları peyder pey ortaya koyana “Posta koymak” yetmediğinde bir anlaşma durumu da hasıl olabilir ki; ne için anlaştıklarını, ortaya neleri sürdüklerini bilmemiz olası değil!
Bir bakmışız; Mısır meselesinde olduğu gibi, başbakan ile cemaat elele!
Bizler de kalakalmışız, ellerimiz böğrümüzde!
******
O değil de, gözlerimin şaşılaşmasına mı yanayım, beynimin zortlamasına mı? Hayır yani, serde adalet var; kimsenin hakkını yemeyeyim diye uğraştığım saatlerde birileri yollarını buluyor da olabilir…
Şaşılaşmaya yüz tutmuş gözlerimi SGK da bakmayacak, gözlük de vermeyecek diyorlardı. Aynı şekilde diş protezleri için de…
Bir gece uyusam da ertesi gün hem göz hem de diş için şu meşhur hastanelere bilmem ne kadar katkı payı ödeyip, muayene olsam!
Doktorun verdiği reçeteye karşılık da ayrıca para ödesem, yazılan ilaç için de ayrıyetten fark ödesem; ya da SGK karşılamıyor diye bir ibare çıksa karşıma… O ilacı da nakden alsam! Sonra da eve dönüp hamdolsun desem: AKP ne güzel çalışıyor!
Yok yav; ne gözlerim o kadar şaşıladı ne de kulaklarım duymaz oldu! Zihnim derseniz, ters yüz oluyor olmasına da, allahtan, mantık örgüm sağlam!
http//twitter.com/Gulgunkaraoglu
gulgun_2006@hotmail.com