- Kategori
- Güncel
Tuzak Kazançlar

Çiğneyebileceğinizden fazlasını ısırmak akılsızlıktır. Söze, kısa vadeli hesaplarla dost ahbap edinmek oy vermek dahi öyledir. Hükümetler gelip, geçerken bu hükümetler bir kaç şekilde okunabilir. Yaptıkları ile yaptıklarını yasalaştırdıklarıyla anlaşılabilir. Ancak okumak araştırmak öyle kolay uğraşlar değildirler. Şöyle ki, Türkiye Cumhuriyeti Devletinde yaşayan insanlar babadan atadan, şucu bucu olurlar, bu kolaycılıktır. Aynı kişilerin ciddi ne bir araştırması, ne de bilgi birikimi vardır. Ya daha önce ikna edilmişler ya da menfaatlerine boyun eğmiş ya da olmasını diledikleri umutlarına köledirler. İlkokulu zar zor bitiren bir kişi, küçümsemek olarak algılanmasın ama kötü iyi farkını tam olarak nasıl anlasın.
Bilimsellikten bahsedenlerin çoğunun dahi bilimden bihaber olduğu bu ülkede taraf olmak en sağlıklı yol gibi gözükür. Haşa onlar Allah'ın sadece onlar ile İngilizce konuşacağı gibi bir salakça inançla arkalarından gidenlerin de kandırılmasına vesile olurlar. Hâlbuki yeri göğü insanları, tüm can ve canlıları yaratan Allah dillerini yarattığı insanlarla tercümanlar vasıtasıyla anlaşacak kadar aciz midir? Ama böyle düşününce günaha giriyor güya dinden çıkıyormuşuz. Kim çıkarıyor, kim çıkmış. İnsanlar düşünmezler, yaparlar. Bu kolay ve kolaycılıktır. Cumhuriyet döneminde herhangi bir başbakan veya hükümet hakkında sağlıklı yorum yapabilmesi nelere bağlıdır. Birincisi bu kişinin okuduğunu anlayabiliyor olması gerekir. İkinci olarak söz konusu hükümet ve öncesinde ortaya konan yasalar hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Okuduğu yasaları algılayabiliyor olması gerekir. Üçüncü olarak, söz konusu zaman dilimi içerisinde dünyada olup biten olayları, gelişmeleri anlamış ve sindirmiş olmalıdır. Dördüncüsü sosyal bilimlerde ve diğer bilimler hakkında uzmanlık seviyesinde olmasa dahi entelektüel seviyede bilgi seviyesinin olması gerek. Bunlardan daha da önemlisi kişinin önyargısız, tarafsız ve yaptığı yorumlar dolayısıyla kar veya zarar görmüyor olması, tam bağımsız olması gerek.
Yoksa İnönü çok iyiydi. Menderes kötüydü. Baykal şöyleydi. Öbür parti başkanı böyleydi gibi sığ değerlendirme ve söylemlerin anlamı ve önemi yoktur. Önemli olan kısa vadede insanlar o kişi zamanında ne kazandı. Ülke ne kazandı. Bunlardan daha da önemlisi neyin karşılığında kazandı, bu ayrımın yapılabilinmesi gerek. İnsanlar kışları çok sıcak geçirdi. Nasıl oldu. Daha önce ormandan sınırlı kesim yapılmasına izin veren hükümet gidince, gelen son hükümet sınırlı orman kesimini sınırsız hale getirdi. Ormanları tükettik, ama dört kış iyi ısındık. Hükümet çok iyiydi yaklaşımı, böyle bir yaklaşımı yapanın zekâ seviyesinin de göstergesidir. Bu konuda kurt ve çoban hikâyesi var: Çobanın biri sürü bir yerde durunca diyor tıraş olayım. Sabunu jileti suyu havluyu aynayı (tıraş olacağı yerde aynaya gerek yoktu) hazırlıyor. Başlıyor tıraşa. Bu arada sürüye bir kurt saldırmasın mı? Tıraşı yarım bırakmayı canı istemiyor. Ne de olsa sürü başkasının. Kurt da fena bir hayvan sürü için. Yakaladığı koyunu boğup atıyor. Derken tıraş bitiyor. Çoban: " Sürünün yarısı gitti ama..."
Her kazanç karlı bir kazanç değildir. Kaybedilenlerin yanında.