​ Tv8’in bu seferki yarışı çok zorlu / TV Programları / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Kasım '14

 
Kategori
TV Programları
 

Tv8’in bu seferki yarışı çok zorlu

Tv8’in bu seferki yarışı çok zorlu
 

Acun Ilıcalı isminin marka olduğunu ispatladığı konusunda hem fikir olduğumuzu sanıyorum. Acun Ilıcalı, bir hamle yaptı ve bir kanal ( bir de bonusu tele-pazarlama kanalı var) satın aldı. Bir anda hepimiz iş yaptığı kanallarla ilgisini kesip, kendi kanalında yayınlayacağını ve reytingleri kova kova kanalına götüreceğini söyledik.  Ama seyirci alıştığı kanalı bırakıp, Tv8 ‘e taşınmadı.

Taşınmama sebeplerinden biri Tv8’in yeterince projelerini tanıtamamasıdır. Ayrıca seyircisi hazır “O Ses Türkiye”, “Yetenek Sizsiniz Türkiye” projelerinin başarısı ile bu değirmen dönmezdi. “O Ses Türkiye” izleniliyor, çünkü bu sezon inanılmaz sesler var. Ayrıca jüri üyelerinin arasına katılan Mazhar- Özkan çiftinin Athena Gökhan ile atışmaları programı yukarı sıralara taşımaya çalışıyor. Bu proje çok doğru bir proje oldu.

“Yetenek Sizsiniz Türkiye” projesi umduğumuz gibi değil! Hülya Avşar’ın jüriden ayrılması ile seyircisinin düştüğü konusunda haksızlık yapılıyor. Bence Özgü Namal’ın üst seviyede entelektüel yorumları seyirciyi yakalayamıyor. Başarılı oyuncu kendini oynuyor ekranda ve biz bu Özgü Namal’ın duruşunu soğuk bulduk. Güzel ve güler yüzü bizleri ekrana çekemiyor. Murat Boz’un oturduğu koltuğu kendine büyük bulduğu her halinden belli!  Sanatçı zaten aşırı kibarlığı ile dikkat çeken bir karakter, işte bu kibarlık jüri üyeliği yaparken koltuğundan memnun değilmiş imajını ekranlardan bize yüklüyor. Kısacası Murat Boz’un biraz rahatlaması, Özgü Namal’ın da biraz halkın anlayacağı dilden, basit ve anlaşılır konuşması gerekiyor. Eser Yenenler, bu koltukta bir rehavet içerisinde görünüyor. Ilıcalı ailesine katılmış, yerini pekiştirmiş ve ağzından çıkanı kulağı duymuyor. Kaba saba hal ve tavırlar içerisinde görüntüsü oyuncuyu anti-patik yapıyor.  Oysa biz Eser Yenenleri sempatik tavrıyla seviyoruz. Eğer oyuncu dilini argodan ruhunu “ne oldum ben abi!” tavrından kurtarırsa belki programı da kurtarır. Bir de bir zahmet gerçekten yetenekli olanlar ekranlara gelse de biz yeteneksizleri seyretmesek! Bu sezon yeterince iyi çalışılmış iş ve yetenek göremiyorum.

“Hülya Avşar Show” u ev hanımlarının mutfakta seyredeceği saate almak, bir de sadece sohbet programı yapmak da neyin nesi? Hülya Avşar, ekranda yemek yapar, tarif verir de anlarım. İşte o zaman bu saat Hülya Avşar için uygun olur. Saat 17:00 de izlenen programların formatlarına dikkat etselerdi belki seyirciyi yakalama şansları olurdu. Bu kuşakta izleyenler; bir doktor dinliyorlar (o da her gün ayrı konu işliyor) ev kadını o arada soğan doğruyor, püf noktaları dinliyor ev hanımı o arada domates rendeliyor, astrolog haftayı anlatıyor ev hanımı o sırada hazırladığı harcı tencerede karıyor, bir çift problemlerine çözüm aramak için gizlisini saklısını ekrana döküyor ev hanımı o arada yemeğinin su ölçüsünü ayarlıyor, bir diyetisyen diyet programı anlatıyor ev hanımı o sırada tencerede yemeğin pişmesini beklerken not alıyor…. Örnekleri çoğalta biliriz. Farkındaysanız evin beyi gelene kadar ekranda ve mutfakta bir harekettir gidiyor. Neyse ki “Hülya Avşar Show”u gerçekten Show olarak seyredeceğimiz bir saate kaydırmayı düşündüler de biz de yıllar sonra Hülya Avşar’ın showundaki değişimi seyredeceğiz. Bakalım yıllar Hülya Avşar’a olumlu yönde neler katmış, vizyonu nasıl genişlemiş?   

Tv8, magazin programı olarak “ Aramızda Kalsın” programı kaldırıp yerine “Aramızda Kalmasın” programını koydu. Haliyle program hafif magazin, biraz tanıtım, az biraz da konuk (doktorlar dahil) programı oldu. Ben arada bakıyorum ama çok uzun saatler ekranı işgal etmesi beni sıkıyor. Onlar da haklı bu kadar saat her gün ne magazin haberi bulunur da sunulur. Süreyi kısaltıp, biraz Tv8’in programlarının reklamlarını azaltsa, tıpkı diğer kanallarda olduğu gibi başka kanallarda yayına alınan dizileri de ekranında gösterebilse belki biraz can gelir, belki ekrana kovalarca reyting getirir.

“Ütopya” denen program ütopya nedir bilmeyen, sansasyon için oraya da kendi istekleri ile tıkışan insan güruhunu da dağıtın lütfen! Biri Bizi Gözetliyor (BBG) ya da Ünlüler Çiftliği formatını belki yaşınız yetmez ve hatırlayamazsınız, ama bizim kuşak bu programlardan bıktı! Lütfen seyirciyi kendinizden soğutmayın, biri gidecekse ekranlardan Ütopya gitsin, çünkü bana zaman doldurmak için yapılmış bir program gibi geliyor. O yüzden lütfen dağılın, çünkü sizi seyretmeyecekler!

“Ver Fırına” programı bir yemek programı ama ayrıca da yarışma. Burcu Esmersoy’un sunuculuğunu yaptığı Arda Türkmen ve Emel Başdoğan’ın eşlik ayrıca şeflik yaptığı programda yarışmacılar bir hafta yemekleri ile yarışıyor. Bu tarz programları da çok gördük ama nedense şefler, yarışmacıları çeneleriyle dövdüler. Oysa dünyada bu programlarda yer alan şefler eleştirilerini seviyeli bir şekilde yöneltiyor ve yarışmacıyı yerden yere vurmuyor. İşte bu program formatı “Ver Fırına” programında çok iyi kullanılmış, şefler eleştirilerini bütün kibarlıkları ile yarışmacıya sunuyor haliyle de yarışmacı kendini işe yaramaz hissetmiyor. Bence Tv8’in en başarılı programı “Ver Fırına” programıdır. Öğretirken, eleştirirken sonsuz saygı var!

“Üç Adam” programı Tv8’e geçince “kim bilir neler olacak” demiştim. Ama sonu hüsran oldu! Cem Yılmaz ile reytingleri tavana vuran program artık yeterince izlenmiyor. Diğer kanalda yaptığı reytingle bu kanal reytingleri karşılaştırılırsa belki daha iyi anlaşılır.

“Para Bende” değişik bir gezi programı Murat Ceylan ve Almeda Abazi’nin sunduğu program bence Tv8’in yıldızı ama tanıtımı yapılmadığı için yeterince duyulmuyor dolayısı ile seyredilmiyor. Ben seyretmenizi tavsiye ederim. Bu programı Pazar öğle saatlerine almak belki de fazla izleyici ile buluşmasını sağlar. Gece geç saatlerde yayına sokulan program izleyicilere kendini duyuramıyor. Oysa gerçekten hem zengin hem de kısıtlı parası olan (100 dolar) kişilerin o şehri nasıl gezebileceklerini gösteren alternatif bir program.

Acun Ilıcalı’nın “dizi koymayacağız” söylemini “ ucuz dizi yapacağız” söylemine dönüşmesini gördük “Kaçak Gelinler” transferi ile yıktı bu söylemi de boşa çıkardı. Hatırı sayılır bir para karşılığı transfer ettiği diziyi Çarşamba gecesine koyarak kendine “altın vuruş” yaptı. Tv8, diziye yeni transferler yaparak, elinde bağlı olan castı da diziye sokarak nereye kadar diziyi sürdürebilecek?

Yakında (Şubat ayı) “Survivor All Star” ile ekranlara gelecek bu program her zaman seyredilen Survivor’lardan farklı olacağı için kanala bir can getirecektir.

Tv8 bence “ben bilirim”, “ne yapsam seyrederler” kibrinden uzaklaşıp daha objektif televizyon sektörüne bakabilse belki de “Türkiye’nin ilk üç kanalından biri” olabilir, yoksa can sıkıcı bir yatırım olabilir. Seyirci bir kanalı günde 3 saat seyredecekse bunun farklı bir program olduğuna ikna olmalı. Zaten reyting ölçümleri 2200 denekten 4500 deneğe çıkartıldı ve yakında da 6000 deneğe çıkartılması düşünülüyor. Yani kısıtlı kişiler bizim ne seyredeceğimize karar veriyor bir de biz hep aynı ve renksiz işleri yaparsak ne olur bizim halimiz. Sektör reklam verenlerin gücü ile dönüyor ve denek sayısı da Türkiye’yi yeterince yansıtmıyor. Şehirden kırsala taşınan denekler tv8’i izlemeli ki çark dönsün! Aralık ayında ilk üç kanaldan biri olacağını vaat eden Acun Ilıcalı umarım istediği iş başarısına kendi kanalında da ulaşır.

Hayatta başarıya ulaşmanız dileği ile…

www.televizyongazetesi.com

eceer6@gmail.com

https://twitter.com/eceer6

 https://www.facebook.com/pages/Ece-Er-%C4%B0le-Ba%C5%9Fba%C5%9Fa/145170645649459

 

 
Toplam blog
: 781
: 3899
Kayıt tarihi
: 23.09.12
 
 

16- 06- İstanbul'da doğdum. Tatbiki Güzel Sanatlar Tekstil Ana sanat dalı Moda tasarımı bölümünde..