- Kategori
- Turizm
Üç kuruşa civan delikanlııı

Turfanda bu diye bağırasım geliyor yüzüne bakınca. Yaşı onbeşi çeyrek geçiyor. Yeni gelmiş memleketten. Dayısı getirmiş. Bar kapısının önünde duruyor. Yüzünde utangaçlıkla arsızlık arası gidip gelen bir gülümseme. Kaşarlanmış garson abileri muhtemel hedefleri gösteriyorlar ona. Cebinde harcayacak biraz parası olan ava çıkmış turist hanımlar. Hatta tutup ellerinden önüne getiriyorlar bazılarını. Tezgaha yeni düştü, kimse kapmadan sen kap der gibiler. Üstünde rengi atmış bir tişört, ütüsüz bir kumaş pantalon. Ayağında burunları kıvrılmış kunduralar. Turfanda işte bildiğin.
Çok sürmez, birkaç gün içinde bir imaj çekiverir abileri bizim turfandaya. İmaj klasik zaten. Kıçı şebek dötü şeklinde taşlanmış, dizleri yırtık, beli kasık altında bir kot pantolon. Üstüne en cırt renginden buruşuk model, ejder motifli bir gömlek. Kolları omuzlarından tiftilmiş olanlar daha makbul. Saça bir kavanoz jöleyle ibibik modeli, favoriler kılıçtan keskin. Yeni çıkan sakal çenenin ortasında çizgi halinde ve mümkünse sarı boyalı. Ayaklara taklit puma. Tamam. Şekil budur. Akşama 50 yaş üstü ya da 100 kilodan hallice turist ablalara çerez olarak ikram edilmek üzere hazır olur bizim turfanda.
Yavaştan işin raconunu da öğretir kaşar abileri. Memeleri bacaklarına dolanan turist ablaların boynunda altın kolye, her parmağında da yüzük varsa sana da bir altın kolye çıkar kesin derler ilk ders olarak. Hemen göz hapsine al. Kapıya yaklaştığı an eline saldırıp yala öp. Fransız usulü olsun ama. Beline sarılmayı da unutma. Dansa kaldırıp yumul. Yoksa başka biri kapar altın kolyeleri, haftalık harçlıkları.
Bu Akdeniz'de bir klasiktir. En azından Side-Alanya tarafı böyledir. Her yıl göçmen kuşlar misali genç erkekler göçer buraya. Daha önce mutlaka dayıları, abileri, yeğenleri gelmiş yerleşmiştir zaten. Memlekete döndüklerinde ballandıra ballandır anlatırlar turist kadınların nasıl birkaç güzel söz ve bir iki gece memnun edilmek karşılığında neler verdiklerini. Altın kolyeler, saatler, günlük ele sıkıştırılan 20-30 eurolar. Duty free'den ne istersen. Hatta Almanyadan, İngiltere'den kadınların sevdikleri erkekler için aldıkları ev, araba kredileri. O paralarla alınan evler, kurulan işler...
Renkli süslü bir hayaldir allanıp pullanıp memleketteki genç akrabalara anlatılanlar. Akdenize göçen gençlerin büyük bir kısmı, geldiklerinde Türkçe'yi bile doğrudürüst konuşamaz halde olurlar ama abiler onlara iki ay içinde gerektiği kadar almanca, ingilizce öğretiverir. Ellerinde bir kağıt, üstünde 20-30 cümle. Aşağı yukarı aynı şeylerdir hep. Tanışabilir miyiz, içki içelim mi, gözlerin çok güzel, çok seksisin... Adım adım hedefe ilerleme cümleleri. Hatta seçenekler bile not edilir. Kendini ağırdan satıyorsa şunu de, çocuğu varsa bunu de, kocası varsa şöyle yap.
Her yaz tanışırım böyle gençlerden birkaçıyla. Bazen dayanamayıp işlerine karıştığım da olur. Sorarım. Bunun hayat kadınlığından farkı ne diye. Hep şaşkın gözlerle karşılaşırım. Akıllarının ucundan bile geçmez körpe bedenlerini üç kuruş karşılığında sattıkları. Kulağımı deldirtsem, kaşımı aldırtsam, saçımın ibiğini sarıya boyatsam diye düşünmektedirler daha çok. Maksat talebi arttırmak! Her turfanda genç sonunda yaşını alıp kartlar bu piyasada. Bu arada ruhu en büyüğünden bir arızaya takılır kalır. Ayağının altından gerçeklik zemini kayar. Memleketten bir kız seçilir, evlenip gelinir bir ara. Hanım evde bekler çocuklarla. Yazın kazanılır, kışın yenilir. Çoğunluğu esrara, kokaine başlar. Alkol zaten işin bir parçasıdır. Pek azı tekrar normal bir hayat yaşayabilir. Çoğu bir ilizyonun içinde yuvarlanıp heba olur gider.
Hikaye böyle bitmez tabi her zaman. Çok acayip şeyler duyduğum da olmuştur doğrusu. Hollandalı bir hatunun peşine takılıp orada üniversite bitiren, iş kurup başarılı olanların da hikayeleri gelir arada bir kulağıma. Ama masal gibi uzaktır böylesi hikayeler.
Karşıdaki lokantanın kapısında duran civan delikanlının da aşağı yukarı bunlar gelecek başına. Biliyorum. Henüz kumaş pantalonu, kunduraları ayağındayken, kolundan tuttuğum gibi memleketinin otobüsüne bindirmek geliyor içimden. Anasına babasına kızıp ne saldınız bu garibi yaban ellere diye bağırmak istiyorum. Yapamıyorum tabii. Turfanda diye bağırmak istiyorum hiç olmazsa. Turfandaaaa, yazık olacak sana da...