- Kategori
- Edebiyat
Üçç
Bölüşlerim var benim.Dakikaları saatlere,saatleri günlere,günleri aylara ve ayları yıllara.
Günlerden bugün diye başlayan cümlelere nefret edişlerim nefretlerimi sevgilere bölüşlerim var benim.
Bir de bölünüşlerim...
Adı Havva'ydı.Tam yaşını bilmiyorum ancak tahminimce onlu yaşlarındaydı.Bir sokak üstünde tanıştım Havva'yla.Ağaçtan koparttığı çiçekleri satmaya çalışıyordu.Bana da uzattı.Almadım.
O zamanlar öğrenciyim.Bundan bilmem kaç yıl öncesi bir yaz ayıydı.Çocukların bu şekilde çalıştırıldıklarını okuyuşlarım bir yana dursun tanık olduklarımla karşıydım çocukların ellerine para vermeye.Vermedim.
Güzel renklere sahip bahçeli bir cafeye oturdum.Tek başıma.Çok sık yapardım bunu o zamanlar.İnsanlardan uzak olmasına özen göstererek otururdum bir kenara raftan seçtiğim bir kitabı okumaya başlardım.O kitap oraya aitti ve ben oraya ait olduğum sürece o kitap benimdi.Ait olmak...
Kime,neye,ne kadar?Tahta bir sandalyeden kalkışıma kadardı bütün aitliklerim.Kitabın rafa aitliği benim masaya Havva'nın bana.
Yanıma geldi Havva ve tekrar çiçeğini uzattı.Bu sefer başımı çevirip -İstemiyorum. demedim.
ben-Adın ne?
havva-Havva
ben-Kaç yaşındasın?
havva- .....(hatırlamıyorum)
ben-Benimle birşeyler içmek ister misin?
havva-Teşekkür ederim ( demiştir sanırım)
Oturduğum masadan kalktım,güzel renkli bahçeden tahta sandalyeleri bir bir geçerek vardım Havva'nın yanına.
'Havva' bir zamalar sadece insanlığın varoluşunu ifade ederken bir erkek kaburgasından şimdilerde çok farklı anlamlar yüklü. Kelimeler...İstediklerim anlamlara gelmiyorlar,yeni kelimeler türetecek kadar güçlü de değilim.Öyle bir zaman da geldin ki gelişler farklı anlamlar kazandı.Bu gelişler hep gidişlerle yüklü olmak zorunda mı? İnsan ruhu bu kadar dar mı? Ruhum,ruhum daralıyor...
Elinden tuttum Havva'nın.Mecazen değil aklınız şaşmasın tam anlamıyla reel tuttum o elleri.Kirliydi.Utanmadı.Tutuşturdu o küçük ellerini kocaman ellerime.Biraz yürüdükten sonra bir markete girdik.
ben - Canının istediği birşey var mı alabiliriz
havva-Ekmek alabilir miyiz
Sen çocuksun Havva ne ekmeğinden bahsediyorsun istesene çikolata dondurma şeker... diye geçirdim aklımdan.Bedeni ruhundan küçük yaşı rakamlara kafa tutarcasına büyük Havva.
havva-Yada ekmek almasam süt alsak
ben-Ne istiyorsan alabiliriz ekmeğide sütüde
havva-Bebek maması?
Aldı ve gitti....Masama bir ağaç çiçeği bırakarak...
Farkedişlerin farkına varmak...Sizlere neyi çağrıştırıyor.Bana Havva'yı.
Bir süre sonra baktım ki Havva'sız oturmaz olmuşum o renkli bahçeye.Bu sefer öyle kuytu köşelere de değil insanların içine içine.Kim kime sığındı Havva? Sen mi bana ben mi sana...Sohbetler ediyorduk birşeyler içiyorduk bana ailesinden kardeşlerinden yaşadığı yerden bahsediyor gözlerimin içine bakıyordu.
-Seni kandırıyor!
Bir bayram sabahıydı.Çocuklara mahsustu cicili bicili giyinmek.Bu bayramın bende ki farkı çocuk esirgemeye gidip çocuklarla zaman geçirmek onlarla oyunlar oynamak öpüp sevmek olacaktı ama Havva'sız olmazdı.Onu her zaman aldığım yerden almaya gittim.İlk karşılaştığımız sokak üstü. Açtık bagajı istediğin kadar alabilirsin Havva kardeşlerine de al kendine de al alabildiğin kadar al Havva sizlerin oyuncaklar.
-Seni kandırıyor!
Sokmadılar bizleri içeriye.Oyuncakları kapıdaki görevliye bırakıp adımızı soyadımız yazıp bir kağıt parçasına imzamızı attık ve döndük...
-Seni kandırıyor!
Gelişler hep gidişlerle yüklü...Biz gittik,Havva gitti. Döndüğümde yoktu Havva.Tarif ettiği ev adresine gittim Havva yoktu ilk karşılaştığımız sokak üstünde yoktu Havva bir daha hiç yoktu,olmadı.
...
sanat sanatı çağırıyor
elimde kalem
önümde defter
çay demini aldı ocakta
koy iki bardak otur karşıma
zorluyor ürkek düşünceler kalemin karasına inat renkli görüşleri
ürkek cansız dalgın bakışlarda buluyor kara kalem canlı yazışmaları
bir nefes daha
ve bitti
vardı bir küçük kız ellerinde çiçekler
aylar mı yok yok
yıllar önce
nerede şimdi
anımsa çocuk anımsa
yaşayamayıpta hayallerinde yaşattığın güzel günleri
anımsa
...
Sadece dört harfi yan yana getirmek yeterli olur bazen
Bir insanı bir kelimeden korkutabilmek için
Kimi ne zaman bulacağı belli olmaz derler ya hani
o öyle değil
aslında tamda bellidir kimisi için
daha lugatına yerleşmeden zihninde anlam bulmadan tanıştı
en ağız yakan cinsinden
yapraklar yerine çocuklar düşüyor ağaçlardan
sararıyor
kuruyor
rengarenk olmalıydı halbuki
çiçekler açmalı meyveler yetişmeliydi
ağaç dallarında salıncaklarda sallanmalıydı çocuklar
darağacıda neydi
anımsa çocuk anımsa
yaşayamayıpta hayallerinde yaşattığın güzel günleri anımsa