​ Uçurumları sevenin kanatları olmalı... / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Eylül '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Uçurumları sevenin kanatları olmalı...

Uçurumları sevenin kanatları olmalı...
 

Cesaret nereye kadardır? Hangimiz sonuna kadar gidecek yüreğe sahibiz? Aşkta, işte, riskte, finansal konularda, kumarda (öyle kağıt oyunları, rulet filan değil buradaki anlamı, yaşamla oynadığımız kumarlar konumuz), sağlıkla ilgili konularda vs. Son noktamız neresi? Sınırlarımız?

Hep merak ederim.

15 yaşında özgür olmak isteriz. Ama nereye kadar özgürlüktür bahsedilen. Sabaha kadar eve gelmemek, istediğini istediğin zaman yapabilmek, istediğini yeyip içmek, istediğin kişiyle istediğin beraberliği istediğin kadar sürdürmek. Makyaj yapmak, çırılçıplak denize girmek, sevişmek, öpüşmek...

Aşkta sınır nedir? Dibine kadar aşık olmak, deliler gbi sokaklarda ağlamak, evli bir kadınla/erkekle toplumsal yargılara rağmen birliktelik, yuva yıkmak, kendimizden 35-40 yaş büyük/küçük biriyle beraber olmak. Para karşılığı aşk (hadi canım olduğunu siz de biliyorsunuz, bugünlerde para karşılığı sadece cinsellik değil, aşk da oluyor), patronla ilişki, komşumuzla aşk yaşamak, internette tanıştığımız birisiyle evlenmek, ilk kez gördüğümüz birisinin evine taşınmak...

Ya işimiz? İşimizle ilgili ne kadar cesaretliyiz? Artık adı "girişimci ruh taşımak". Nice ödüller bile veriliyor. Hiç olmayacak bir işe varımızı yorumuzu yatırmak, henüz alfabe yokken, bir ülkeye kitapevi açmak, büyük bir şirkette genel müdürken ayrılıp küçük bir girişimciyle istakoz ihracatına girişmek, ya da yılan balığı pazarlamak, iflas etmek üzere olan bir şirkete ortak olmak...

Kumar? Yaşamla ama... Bungee jumping, amerikan güreşi, rafting gibi yaşamsal risk aldığınız sporları yapmak, yaşınızın elvermediğini bile bile çeşitli sağlık riskleri almak (viagra??), uyuşturucu kullanmak, ağır içici olarak sigara, alkol kullanmak, sağlıkla ilgili hiçbir endişe taşımadan yemek içmek...

Ve daha niceleri?

Kanatlarımız var mı? Yok. Ya da aklımız yerinde, zihnimiz yeteri kadar çalışıyor mu?

İnsanların gözünü kör eden nedir? Mantığını, aklını, usunu, dilini bağlayan ne olabilir? Adı cesaret midir, korkusuzluk mu?

Yoksa meydan okuma mı? Kime ve neye? Karanlık ve böceklerle dolu olduğunu bildiğimiz bir odaya girmek sanırım herkes için iyi bir sınavdır. Çünkü o oda aydınlık olsa ve böcekleri görebilsek cesur yürekler için korkulacak bir şey olmaktan çıkar. Görmediğimiz böceklerden korkarız biz.

Kahramanlık nerede peki? Görünmeyene açılan savaş kahramanlık, görmediklerimizle savaşmak cesaret mi? Belki de görmeyi reddettiklerimiz buna "cesaret" adını vererek bizi uçurumun dibine getirdiler ha, ne dersiniz?

*****

Kahramanların anısına saygıyla....

 
Toplam blog
: 22
: 1798
Kayıt tarihi
: 01.10.06
 
 

1968 yılında Ankara’da doğdum. Klasik Arkeoloji okudum ve Sosyal Antropoloji masteri yaptım. Çevirme..