- Kategori
- Mesleki Eğitim
Ülkemizde katledilen mesleki teknik eğitim ve mühendislik

Ülkenin en güzel okulu
33 yıllık üyesi olduğum Makina Mühendisleri Odasından gelen mailde; Ülkede bilimsel, özgür eğitimi yok ettiğini düşündüğüm YÖK’ün; mevzuat değişiklikleri yapıp, Yüksek Teknik Öğretmenler için Mühendislik Tamamlama Programları hazırlıklarının olduğu haberini okuyunca; 45 yıldır içinde olduğum Mesleki Teknik Eğitimin dünden bu güne nasıl zaafa uğratılıp yetersizleştirildiğini, ayrıca Teknik Öğretmen ve Mühendis karşılaştırmasını yapabilmek için anılan mesleklerle olan ilişkimi sizlerle paylaşmak istedim.
1968 – 1969 döneminde Karaman Sanat Okulu Motor Bölümünün ilk öğrencisi olarak başlayan Teknik Eğitim serüvenim, Antalya Makina Teknisyen Okulu, ADMMA Akşam Makina Mühendisliği Bölümü, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Mesleki Teknik Eğitim Bölümü ile devam etti.
Mühendislik eğitimime paralel olarak, 1973 de Yüksek Teknik Öğretmen Okulu Merkezi Isı Santralında Teknisyen olarak işe başlayıp Makina Mühendisi olarak 1983’ e kadar, Ankara Yapı Meslek Lisesinde de 1983 – 1987 arası olmak üzere 14 yıl Teknik Eğitim okullarında atölye elemanı, 1987 – 2000 arasında da Milli Eğitim Okullarının proje, yapım, bakım ve onarımında proje ve Kontrol Mühendisi olarak görev yaptım. Eğitimim ve görevlerim esnasında, ülkemizdeki Mesleki Teknik Eğitimin Yönetim, tasarım ve uygulamalarını en yakın tanıyan ve gözlemleyen uzmanlardan biriyim.
Uzun yıllar gündüzleri Yüksek Teknik Öğretmen Okulu öğrenci ve öğretmenlerine teknik hizmet sunup, akşamları da Mühendislik eğitimi aldım. 1980 yılında mezuniyetimin ardından, eğitime yoğunlaşan ilgim ve eşimin de Teknik Öğretmen olmasından hareketle Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Mesleki Teknik Eğitim programına kaydolup, iki yıl genel ve mesleki eğitim içerikli dokuz tane fark dersine devam ederek Teknik Öğretmen yetkisinde Mesleki teknik eğitim diploması da aldım.
Mühendislik unvanı aldıktan sonra görev yaptığım okullarda haftada sekiz saat olmak üzere branşımla ilgili meslek dersleri okuttum. Bu süreçte Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulunda (okula kız öğrenci de alındıktan sonra erkek sözcüğü kaldırılmıştı) verilen eğitimin nicelik ve niteliğini, öğretmen ve öğrenci profilini yakından izleme, inceleme ve aldığım mühendislik eğitimi ile karşılaştırma olanağı buldum.
O yıllarda da bazı Teknik Öğretmenlerin arkadaşlarımız “biz de dört yıllık meslek eğitimi alıyoruz, bizim de mühendislik yetkimiz olmalı” dediklerini hatırlarım. Buna karşılık saygı duyduğum Teknik Öğretmenlerden, Mühendislik Fakültelerinde öğretim üyesi olan Prof.Dr.Fevzi ERCAN, Prof.Dr. İlhan AKHUN, Prof.Dr. İlhan SEZGİN, Prof.Dr. Hüsnü CAN ve isimlerini hatırlayamadığım onlarca Teknik Öğretmen ise diğer “ kolaycıların “ aksine lisans üstü eğitimlerine devam ederek başarının zirvesine ulaşıp örnek bilim insanları oldular.
Karaman Sanat Okulundan itibaren eğitim ve iş süreçlerimde kişiliklerine ve mesleklerine saygı duyduğum, emekleriyle bende pozitif izler bırakan onlarca Teknik Öğretmeni saygıyla anarım. Onların hepsi çok iyi Teknik Öğretmenlerdi. Çoğunluğu emekli oldular. Ama hiç birisi Mühendis değillerdi çünkü mühendislik eğitimi almamışlardı. Okudukları Eğitim proğramları ve tekniklerinin benim aldığım mühendislik eğitimi ile hiç ilgisi yoktu.
Öğrenciliğimde motor dinamiği sınavına hazırlanırken, tekniker unvanı ile teknisyen kadrosunda çalıştığım Yüksek Teknik Öğretmen okulunun motor bölümü kitaplarından yararlanmak istemiştim. Ancak tamamen atölye pratiği ve uygulamalarına göre hazırlanmış olan kitapların okulumda gördüğüm derslerle hiç ilgisinin olmaması nedeniyle yararlanamadığımı hatırlarım.
Köy Enstitülerinden sonra cumhuriyet döneminin en iyi eğitim projelerinden saydığım Yüksek Teknik Öğretmen Okulunun 1980’lere kadar nitelikli Teknik Öğretmenler yetiştirdiğine ama o tarihlerden sonra, plansız olarak okul sayılarının artırılması ve öğrenci seçme yöntemlerinin değiştirilmesinden dolayı Yüksek Teknik Öğretmen Okullarından mezun olanların çoğunluğunun mesleki yetersizleştiğine tanık oldum. Bu yetersizliklerin meslek liselerine de yansıdığını düşünürüm. Bu okulların Fakülte adıyla Ünivrsitelere bağlanması ile ülkede Teknik Öğretmenliğin de sona erdiğine inananlardanım.
Akademik kariyer yapan bir Teknik Öğretmen dostumun konuyla ilgili sohbetimizde “Orhan bey gözlemlerim sonucu bizlerin öğretmen olarak, eğitmek ve öğretmek algısı ve içgüdüsü ile eğitildiğimizi; sizlerin de mühendis olarak araştırmak, geliştirmek ve yaratıcılık algısı ve içgüdüsü ile eğitildiğinizi fark ettim. Mühendislik farklı bir şey” demesini unutamam. Bu samimi saptama Mühendislik ile Teknik Öğretmenliğin farkını tüm sadeliği ile sergilemekteydi.
Özet olarak bana göre Mühendislik; problem çözme, araştırma, alternatifler yaratıp sistem geliştirerek uygulama, insan yaşamını kolaylaştırma ve yaşam kalitesini yükseltme sanatıdır. Temel mühendislik eğitimi bu özelliklerin kazandırılmasını hedefler. Teknik öğretmenlik ise var olan bilgi ve tekniklerin öğrenciye aktarılarak öğretilmesi, bu bilgi ve becerilerin mühendisler nezaretinde, uygulama alanlarında kullanabilme yeteneği kazandırmayı hedefler.
Her ile bir üniversite mantığına paralel olarak sayıları artan mühendislik fakültelerinde yeterli nicelik ve nitelikte mühendis yetiştirilebildiği tartışma konusu iken; Mühendislikle hiç ilgisi olmayan eğitim proğramları ile mezun edilmiş olan Teknik Öğretmenlere, Mühendislik Tamamlama Programı adı altındaki kurslar sonunda Mühendislik Yetkisi vermek, yıllardır oy endeksli siyasetin kucağında katledilen mesleki teknik eğitim gibi, mühendislik mesleğini de katletmek olacaktır.
Anılan öğretmenlerimiz mühendis olmak istiyorlar ise; öncelikle yüksek matematik ve fizik olmak üzere temel mühendislik eğitiminde okutulan tüm dersler ile, seçtikleri bölüme ait mühendislik derslerini eksiksiz okumaları ve yapılacak sınavlarında başarılı olmaları gerekir.
İlgili Bakanlığın, 1970’ler sonrası plansız bir şekilde Yüksek Teknik Öğretmen Okullarından, devamında da Teknik Eğitim Fakültelerinden mezun ettiği ve öğretmen olarak görev veremediği Teknik öğretmenlerin yığılmalarını önlemek, tamamen oy’a endeksli basit siyasetin, şirin görünme kaygısı ile alacağı kararlar ve uygulamalar Teknik Öğretmenler ve ülkemiz mesleki teknik eğitimi için çözüm olmayacaktır.
Ülkemizde eksikliği çekilen ara teknik eleman ihtiyacı; mevcut eğitim politikaları, olanakları ve ulaşabildikleri kalite ile Endüstri Meslek Liseleri tarafından karşılanamamaktadır. Meslek Liselerinde daha vasıflı öğrenciler yetiştirebilmek ve ülke ihtiyaçlarını karşılayabilmek için, Teknik Öğretmen Okullarının ülkemiz ihtiyaçlarına ve geçmişine uygun olarak yeniden yapılandırılıp, mezun olacak Teknik Öğretmenlere çağımıza ve dünya standartlarına uygun olarak, hak ettikleri ekonomik ve sosyal yaşam koşullarının sunulması gerekir.
Bulundukları durum ve konumdan memnun olmayan, bu nedenle de başka bir meslek grubuna dahil olmak isteyen Teknik Öğretmenlerle ülkenin ihtiyacı olan Tekniker, Teknisyen ve Ustaların yetiştirilmesi olanaksızdır.
“Bana bir kelime öğretenin kırk yıl kölesi olurum” sözünden hareketle; Bende emeği olanlarla birlikte tüm teknik öğretmenlere sevgi ve saygılarımı sunarken; YÖK’ün anlamsız karar ve uygulamalarını yeniden değerlendirerek, Teknik öğretmenlik mesleğine hakettiği anlam ve değeri kazandırmasını, Teknik Öğretmenlerin de bu konuda çaba harcamasını öneririm. orhan.yuksel@mmo.org.tr